AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Lohusalık depresyonuna mı, annelik hüznüne mi yakalandınız? Aralarındaki fark nedir?

Henüz yeni doğum yaptınız, sağlıklı ve güzel bir bebeğiniz var. Mutlu olmanız gerekirken neden bu kadar hüzünlüsünüz? Doğumdan sonra her kadın duygusallaşır. Duygularını yaşarken de sebepli sebepsiz ağlayabilir, bu durum birkaç hafta içinde geçecektir. Peki geçmiyor aksi gibi bu hisler kötüleşerek artıyorsa! Bizden söylemesi, lohusalık depresyonuna yakalanmış olabilirsiniz. İşte konu ile ilgili merak edilen detaylar...

Güncelleme Tarihi:

Henüz yeni doğum yaptınız, sağlıklı ve güzel bir bebeğiniz var. Mutlu olmanız gerekirken neden bu kadar hüzünlüsünüz? Doğumdan sonra her kadın duygusallaşır. Duygularını yaşarken de sebepli sebepsiz ağlayabilir, bu durum birkaç hafta içinde geçecektir. Peki geçmiyor aksi gibi bu hisler kötüleşerek artıyorsa! Bizden söylemesi, lohusalık depresyonuna yakalanmış olabilirsiniz. İşte konu ile ilgili merak edilen detaylar...

Daha önce geçirilmiş rahatsızlığı olsun olmasın doğum sonrası ortaya çıkan lohusalık depresyonu, şiddeti farklı da olsa oldukça sık görülüyor. Bundan daha da sık görülen ve doğumdan sonraki ilk 1 ay içinde hızla ortaya çıkan, annelik hüznü diye tanımlanan durumlar (postpartum blues) veya lohusa sendromu ise sıklıkla lohusa depresyonu ile karıştırılabiliyor.

Annelik hüznü depresyonla aynı belirtileri gösterir

Doğumdan sonra annenin kendini mutsuz, gergin, kaygılı hissetmesi, sık ağlama isteği, uykuya dalma güçlüğü ve iştah kaybı gibi belirtilerin eşlik ettiği duruma annelik hüznü veya lohusa sendromu deniliyor. Burada gözden kaçırmamanız gereken lohusalık sendromu ile lohusalık depresyonu aynı şey değildir.

Genellikle doğum sonrasındaki ilk iki haftada yoğun yaşanır ve ilk bir ayda kendiliğinden sonlanır. Dolayısıyla herhangi bir profesyonel yardım gerektirmez. Bu süreyi aşan durumlar daha ciddi bir klinik tablo olan doğum sonrası depresyonun geliştiğini düşündürmelidir.

Lohusalık sendromu (postpartum depresyon)doğumdan sonra bir kadında gerçekleşen fiziksel, duygusal ve davranışsal değişimlerin karmaşık bir karışımıdır.PPD başlangıcı ,doğumdan sonraki dört hafta içinde gerçekleşen bir majör depresyon formudur. Belirtiler her ne kadar annelik hüznünü çağrıştırsa da lohusalık depresyonu tüm diğer depresyon çeşitleri gibi ciddi ele alınması gereken bir rahatsızlığa dönüşebilir. Bunun yanı sıra annelik hüznü ile belirtiler açısından benzerlik gösteren lohusalık depresyonu arasında farklı belirtiler söz konusudur.
Annelik hüznünün belirtileri, halsizlik isteksizlik, keyifsizlik, duygusallık, kırılganlık, kolay ağlama, uykusuzluk gibi başlar. Önceleri bunu sadece kendisi hissederken yakın aile çevresi de sorunu farketmeye başlar. Daha sonra giderek bu hissettiklerini eşi ve akrabaları ile paylaştığında tablo belirginleşmeye başlar.

Bu tablonun daha çabuk yakalanması ve takip edilmesi için çeşitli tarama testleri de geliştirilmiştir. Bunlardan biride Edingburg doğum sonrası depresyon skalasıdır. Bu ölçek annenin ilk zamanlardaki belirtilerini gözler önüne serer.

Annelik hüznü geçer mi?

Annelik hüznü, ilk haftadan itibaren başlar, ilk 1 ay içinde kendini gösterir. İyi takip ve destekle, sıklıkla bu semptomlar kaybolup gider. Ancak bir kısmında ise doğum sonrası depresyon, ya da doğum sonrası kaygı bozuklukları olarak devam edebilir.

İşte bu yüzden gebelik sonrası ilk ay annenin takibi çok önemlidir. Giderek sessizleşen, her fırsatta ağlamaya meyilli ve bebeğin bakımı konusunda kaygılı bir anne olduğu göze batmaya başladığında ya da yeni anne bunları ifade eder hale geldiğinde psikiyatri uzmanının görmesi gerekir.

Erken dönemde tespit edilen annelik hüznü, gerekli destekle (tıbbi kontrol, aile destegi) takip edilmeli. Daha önce geçirilen depresyon varsa da sık kontrollerle bu tablonun nasıl seyrettiğinin dikkatle izlenmesi, gerekirse erken uygulanacak tedavilerle gelişebilecek depresyonun kontrol altına alınması hedeflenmektedir.

Mükemmeliyetçi anneler risk altında

Doğum yapan kadınların yüzde 80’inde lohusa sendromu görüldüğünü belirten Prof. Dr. Dönmez, “Özellikle geçmişinde depresyon öyküsü olan, stresli yaşam olayları bulunan, aile ve sosyal desteği yetersiz olan, bebeğin sağlık durumunda bir sorun olan, “zor” bir bebeğe sahip olan annelerde annelik hüznü daha sık görülür. Ayrıca mükemmeliyetçi, kaygılı, kendini aşırı eleştiren, kendine güveni az olan kişilik yapısı da lohusa sendromu gelişimi açısından risk etkenidir” diye konuştu.

Aile ve çevrenin desteği çok önemli

Lohusa sendromunun atlatılmasında sosyal desteğin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, “Bu destek hem psikolojik anlamda hem de bebeğe bakım anlamında verilmelidir. Annenin kendine de kısa dahi olsa vakitler ayırması için imkân yaratılabilir. Doğum sonrası depresyon durumundan şüphe ediliyorsa mutlaka vakit kaybetmeden bir psikiyatriste başvurulmalıdır” tavsiyesinde bulundu.

 

Yorumlara Git

Kazakistan'da tarihi imza: Yeni anayasa %87 ile kabul edildi!

Sarı kafa destek istemişti! Minik Avrupa ülkesini de dahil ettiler

Brüksel'de asker sokağa iniyor: 3 aylık olağanüstü devriye kararı!

Katar'da 20 milyar dolarlık zarar

Netanyahu'dan İran için kara harekatı sinyali: "Hava saldırısı yetmez!"