Gündem
Karar Gazetesi ne yapmaya çalışıyor? Roman yazarı üzerinden Osmanlı'ya vurdular
Türkçeye önemli katkıları bulunan öykü ve roman yazarı Feyza Hepçilingirler’in “Kar Altında Buğday Tanesi” eserinde Osmanlı Türkçesini Türkçeden dışlaması, dil bilimcilerinin tepkisine neden oldu. Dil bilimciler, Feyza Hepçilingirler’in çabasını, Osmanlı tarihini dışlama çabası olarak yorumladılar.
Ankara yeniakit.com.tr
Öykü ve romanlarıyla Türkçeye değerli katkıları bulunan Feyza Hepçilingirler’in Türkçenin önemli parçası olan Osmanlı Türkçesini dışlaması ve daha ileri giderek aşağılaması edebiyatçıların ve dil bilimcilerin tepkisini çekti.
Tepki, Türkçeye verdiği emeğin hatrına Osmanlı Türkçesine yönelik yorumları görmezden gelinen Fezya Hepçilingirler’in Karar gazetesinin işgüzarlık yaparak sürmanşetine taşımasıyla geldi.
Dil bilimciler, Feyza Hepçilingirler’in “Kar Altında Buğday Tanesi” kitabında yazdığı “Osmanlıca diye bir dil yok, hiç olmadı. Türkçeyi kaba ve ahenksiz bulanların, içine bolca Arapça kattıkları, üzerine çeşni olsun diye Farsça serpiştirdikleri soslu salçalı bir Türkçe var. Osmanlıca işte onun adı.” ifadelerini doğru bulmadıklarını belirttiler.
Osmanlıca diye bir dil yok ama Osmanlı Türkçesi diye bir dil var!
“Osmanlıca” tanımından kaçındıklarını, onun yerine “Osmanlı Türkçesi” tanımını kullanmayı tercih ettiklerini belirten dil bilimciler, Osmanlı Türkçesinin, Türkçenin uzun bir dönem kullanıldığı dil olduğunu belirterek, “Feyza Hepçilingirler, ‘Türkçeyi beğenmeyenlerin araya Arapça, Farsça serpiştirdiği’ noktasında haksız. Çünkü dil canlı bir varlık. Dile istediğiniz gibi müdahale edemezsiniz. ‘Ben dilin içine şunu serpiştireyim’ diyemezsiniz. Dil doğal akışı içerisinde bu tarzı kazanmıştır.” dediler.
Osmanlı Türkçesine bugünden bakılarak anlaşılamayacağını ifade eden dil bilimciler, Feyza Hepçilingirler’e tepkilerini şu şekilde dile getirdiler:
“Osmanlı Türkçesi bu ifadeleri asla hak etmiyor. O dönem yaşayan edebiyatçılar ve insanlar öyle bakmıyordu. Osmanlı Türkçesi, günlük hayatta kullandıkları bir dil idi. Saray ve etrafında daha ağdalı bir Osmanlı Türkçesi vardı ama bugünkü gözle o dönemi irdelemek doğru değil. Osmanlı Türkçesi, Türkçenin 13. yüzyıl ile 20. yüzyılın başı yani 1925’e kadar kullanılmış şeklidir. Coğrafyası da bellidir. Osmanlı dönemi her manada kalkınmanın, gelişmenin olduğu bir dönem. Sanatsal faaliyetler de çok fazladır. Türkçe bir bütündür. Göktürkçe de Türkçedir, Uygurca da Türkçedir, Osmanlı Türkçesi de Türkçedir, Türkiye Türkçesi de Türkçedir. Osmanlı döneminde çok değerli eserler verilmiş. Bu eserlerden mahrum olmamak için de Türkçeyi bir bütün olarak görmek ve bilmek gerekiyor.”
Osmanlı’ya olan mesafesi ona hata yaptırıyor
Feyza Hepçilingirler’in yorumunun Osmanlı tarihine olan mesafesinden kaynaklandığını, yersiz ve faydasız bir görüş olduğunu belirten dil bilimciler, Feyza Hepçilingirler’e yönelik eleştirilerini şu şekilde sürdürdüler:
“Bir edebiyatçının ilgilendiği sahanın bir parçasını dışlaması, ilgilendiği sahayı karalaması doğru değil. Osmanlı Türkçesi çok zarif ve zengin bir dildir. Bu zenginliği itelemek yerine kabul etmek her Türk’ün görevi olmalıdır. Bir edebiyatçı ya da dil bilimcinin dile tarihçi gözüyle bakması doğru değildir. Kaldı ki tarihî açıdan da malzemesi en zengin olan dönem Osmanlı Devleti dönemidir. Osmanlı arşivcilikte dünya lideridir. Bu sahayı bilen bir profesyonelin yorumu bu olamaz. Tamamen ön yargı oluşturmak ve küçümsemek için söylenmiş sözlerdir. Osmanlıca Türkçesinin tadına varan bir dil bilimci ya da akademisyen kesinlikle böyle yanlış söylemlerde bulunamaz.”