Gündem
Cumhuriyet Yazarı “AB ile kirli işbirliğini” ifşa etti!
Cumhuriyet Yazarı Şükran Soner, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın AB parasıyla gerçekleştirdiği “Sosyal Medya Projesi”ni tanıttı. Soner, “Saray”ı işaret ettiği yazısında, AB parasıyla yüksek teknolojik imkânları kullanacak “gezicilerin” büyük bir imkâna kavuştuğunu belirtti. TGS’nin resmi internet sitesinde de, “organizasyon” “AB tarafından fonlanan sosyal medya projesi” olarak tanıtıldı.
Serkan Çelik yeniakit.com.tr
AB tarafından oluşturulan fonla, gezi ruhlu gazetecilerin yüksek teknolojiden yararlanarak sosyal medya araçlarını kullanabilecekleri bir “sosyal medya organizasyonunun” kurulduğunu belirten CHP/HDP’nin Yandaş Yazarı Şükran Soner, bu “AB destekli sosyal medya projesi”nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı kurulduğunu ilan etmekten çekinmedi.
Şükran Soner’in “Türkiye’de basın özgürlüğü”nün sıkıntıda olduğunu ve AB destekli proje ile bu sıkıntının aşılabileceğini iddia ettiği yazısında şu ifadeler dikkat çekti:
“Saray’a güdümlü gazetecilik gerçeğine karşı, günümüz teknolojisinden yararlanarak sosyal medya araçlarını kullanabilecekleri bir merkez açıldı. Gereksinim olan teknolojik donanımlı, uzman eğitimciler destekli binada isteyen gazeteciler, istedikleri kadar kalabilecek, çalışabilecekler. Çağımızın ileri teknolojileri sayesinde giderek alternatif güç oluşturan sosyal medyayı istedikleri kadar sürelerle özgür çalışmalarını yaparak kullanabilecekler. Ülkemiz kamuoyunun gerçekleri öğrenebilmelerinde toplumsal sorumluluklarının gereğini yapabilecekler.
İnternet sitesinde “AB finansmanı” vurgusu
Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın Resmi İnternet Sitesi’nde bu “organizasyona” ayrıntılı bir şekilde yer veriliyor:
Gazeteciler Sendikasınca yürütülen ve Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen “Demokrasi için Medya / Medya için Demokrasi Programı” kapsamında tasarlanan Basın Evi (Press House) açılışı gerçekleşti. Açılışa çok sayıda büyükelçi, yabancı misyon temsilcileri, üst düzey bürokrat ile gazeteciler katıldı.
Gazeteciler Sendikası tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen “Demokrasi için Medya / Medya için Demokrasi Programı” (M4D) kapsamında, gazetecilerin kullanabileceği, konferans salonu ve stüdyo imkânlarına sahip, sekreterya hizmeti içeren tam donanımlı Basın Evi (Press House) açıldı. Sendika bünyesinde kurulan Basın Evi, medya kuruluşları ve gazetecilerin, medya alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri, gazetecilik faaliyetlerini devam ettirmeleri, kapasitelerini güçlendirmeleri ve Türkiye’deki çoğulcu medyanın oluşumunu desteklemeyi amaçlıyor.”
AB desteğini hiç esirgemiyor
AB tarafından fonlandıklarını açıklamayan Türkiye Gazeteciler Sendikası, “AB ile ilişkilerinin” geldiği noktayı şu satırlarıyla ortaya koydu:
“Avrupa Birliği, demokrasiye giden bu yolda ihtiyacımız olan desteğini esirgemedi. Sizler buradabir açılışa gelmediniz. Ankara ve Türkiye’nin her yerinde demokrasiye, insan haklarına ve basın özgürlüğüne inanmış ancak herhangi bir nedenden dolayı işsiz bırakılmış arkadaşlarınıza ışık veren bir yapının açılışındasınız.
AB, Türkiye için çalışıyormuş
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nin Resmi İnternet Sitesi’nde AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger’in ifadeleri ne yer veriyor:
“Berger, projenin toplam süresi olan üç yılın sonunda tarafsız gazetecilik konusunda gelişmelerin oluşumu ile projeden de yararlı çıktılar elde etmeyi umduklarını belirtti. Berger, “AB için, basın özgürlüğü demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurudur. Bilgi akışının ve şeffaflığın kesin güvencesine her zaman ihtiyaç duyulur. Hükümet de bu hususlara dikkat etmek durumunda olmanın yanı sıra açık ve şeffaf olmalıdır. Türkiye son yıllarda bu konularda büyük ilerleme kaydetmiştir. Ancak, son zamanlarda, Avrupa Komisyonu Türkiye’nin bu konuda geriye doğru bir kayma yaşadığını gözlemlemektedir. Bu geriye kaymanın nedenlerinden biri Türkiye’deki medya çoğulculuğunun eksikliği veya daralmasıdır. insanlar gittikçe basının yayınladıklarına daha az inanıyor; gittikçe sosyal medyada, bloglarda veya Facebook’ta gördüklerine inanıyor. Kişilerin eğitim seviyesi arttıkça, medyaya olan inançların azaldığını görüyoruz. Bu proje ile umarız bu durumun önüne geçebilir ve daha fazla insanı gazeteci olmaya ve gerçekleri temel alan ve insanları bilgilendiren gazeteciliği yaymaya teşvik edebiliriz. Umarım bu projenin sonunda, üç yıl içinde güzel sonuçlar göreceğiz ve daha yüksek standartlarda tarafsız gazetecilik izleyebileceğiz”