Aktüel
Dershanelere test kıyağı Gürüz’den
YÖK eski Başkanlarından Kemal Gürüz’ün katsayı, OÖBP uygulaması ve test sisteminde yaptığı değişiklik, dershanelere olan rağbeti artırmış... Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın 2011’de hazırladığı rapora göre; YÖK’ün Gürüz döneminde yaptığı test sistemi değişikliği ile katsayı ve ortaöğretim başarı puanı uygulaması veli ve öğrencileri dershanelere yöneltmiş...
Güncelleme Tarihi:
OĞUZKAĞAN YAĞIZ/ANKARA - Dershanelerle ilgili tartışmalara artarak devam ederken, bu kurumlara “cansuyu”nun YÖK eski başkanlarından, ideolojik takıntıları ve yasakçılığıyla ünlü mason Kemal Gürüz döneminde sağlandığı ortaya çıktı.
YÖK TEST SİSTEMİNİ DEĞİŞTİRİNCE DERSHANELERE GÜN DOĞDU
Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından vakıf uzmanlarından Murat Özoğlu’na 2011 yılında hazırlatılan “Özel Dershaneler: Gölge Eğitim Sistemiyle Yüzleşmek” başlıklı raporda, yüksek öğretime giriş sınavında yapılan değişikliklerin dershaneleri birebir etkilediği vurgulandı. YÖK’ün eski Başkanlarından Kemal Gürüz döneminde getirilen katsayı uygulaması ve orta öğretim başarı puanlarının sisteme dahil edilmesinin veli ve öğrencileri zorunlu olarak dershanelere yönelttiği kaydedildi. Raporda, şöyle denildi: “Dershanelere duyulan talep, sadece sınavların varlığı üzerinden değil aynı zamanda sınavların içeriği ve biçimi üzerinden de tartışılmalıdır. Kemal Gürüz’ün Başkan olduğu dönemde Yükseköğretim Kurulu’nun kararıyla 1999 yılından itibaren bilgi ağırlıklı ÖYS kaldırılmış ve üniversite giriş sınavı, daha ziyade bir genel yetenek testi gibi düşünülmüş ve bu uygulamanın ileri ülkelerde yaygın olduğu vurgulanmıştır. Oysa Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, Japonya ve diğer bazı gelişmiş ülkeler dikkate alındığında, bu uygulamanın ileri ülkelerde yaygın olduğu iddiası, doğru değildir. Dahası, YÖK’ün daha sonra itiraf ettiği üzere, 1999 yılından itibaren uygulanan bu sistem, sadece lise birinci sınıf müfredatını esas almıştır, ki öğrencilerin lise ikinci ve üçüncü sınıf müfredatlarını hiçe saymalarına neden olmuştur.”
BİREYSEL BAŞARI GERİLEDİ, KURUM BAŞARISI ÖNE ÇIKTI
Raporda, üniversiteye giriş sisteminde de aynı dönemde değişiklikler yapıldığı ifade edilerek, “Benzer şekilde, aynı dönemde üniversite giriş sisteminde yapılan birtakım düzenlemelerle öğrencilerin ortaöğretim başarı puanı öğrencinin okuduğu okulun genel başarısıyla ağırlıklandırılmaya başlanmıştır. Böylece, bireysel başarının değeri azalmış ve sınavla öğrenci alan kaliteli ortaöğretim kurumlarına olan rağbet daha da artmıştır. Bu ise yükseköğretime geçişte yaşanan rekabet olgusunu giderek ilköğretim düzeyine indirmiştir. Dolayısıyla, yükseköğretime geçişte yaşanan rekabetin bir benzeri, ortaöğretime geçiş sınavı için geçerli olmaya başlamıştır. Mezun olunan ortaöğretim kurumunun öğrenci ve eğitim-öğretim kalitesi üniversiteye girişte belirleyici rol oynadığından, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi ve Anadolu Lisesi gibi kaliteli ortaöğretim kurumlarına girişte bir rekabet yaşanmaktadır. Aynı dönemde getirilen kimi okullara yönelik katsayı uygulaması da, zaten bazı açılardan dezavantajlı olan meslek liseleri ve imam hatipler gibi okulları daha da dezavantajlı duruma getirmiştir. Bütün bu gelişmeler sonucunda dershanelerle ilgili olarak eğitim sisteminin olmazsa olmazı algısı oluşmuş, öğrenciler adeta zorunlu olarak bu kurumlara yönelmiştir” denildi.
YÖK TEST SİSTEMİNİ DEĞİŞTİRİNCE DERSHANELERE GÜN DOĞDU
Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından vakıf uzmanlarından Murat Özoğlu’na 2011 yılında hazırlatılan “Özel Dershaneler: Gölge Eğitim Sistemiyle Yüzleşmek” başlıklı raporda, yüksek öğretime giriş sınavında yapılan değişikliklerin dershaneleri birebir etkilediği vurgulandı. YÖK’ün eski Başkanlarından Kemal Gürüz döneminde getirilen katsayı uygulaması ve orta öğretim başarı puanlarının sisteme dahil edilmesinin veli ve öğrencileri zorunlu olarak dershanelere yönelttiği kaydedildi. Raporda, şöyle denildi: “Dershanelere duyulan talep, sadece sınavların varlığı üzerinden değil aynı zamanda sınavların içeriği ve biçimi üzerinden de tartışılmalıdır. Kemal Gürüz’ün Başkan olduğu dönemde Yükseköğretim Kurulu’nun kararıyla 1999 yılından itibaren bilgi ağırlıklı ÖYS kaldırılmış ve üniversite giriş sınavı, daha ziyade bir genel yetenek testi gibi düşünülmüş ve bu uygulamanın ileri ülkelerde yaygın olduğu vurgulanmıştır. Oysa Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, Japonya ve diğer bazı gelişmiş ülkeler dikkate alındığında, bu uygulamanın ileri ülkelerde yaygın olduğu iddiası, doğru değildir. Dahası, YÖK’ün daha sonra itiraf ettiği üzere, 1999 yılından itibaren uygulanan bu sistem, sadece lise birinci sınıf müfredatını esas almıştır, ki öğrencilerin lise ikinci ve üçüncü sınıf müfredatlarını hiçe saymalarına neden olmuştur.”
BİREYSEL BAŞARI GERİLEDİ, KURUM BAŞARISI ÖNE ÇIKTI
Raporda, üniversiteye giriş sisteminde de aynı dönemde değişiklikler yapıldığı ifade edilerek, “Benzer şekilde, aynı dönemde üniversite giriş sisteminde yapılan birtakım düzenlemelerle öğrencilerin ortaöğretim başarı puanı öğrencinin okuduğu okulun genel başarısıyla ağırlıklandırılmaya başlanmıştır. Böylece, bireysel başarının değeri azalmış ve sınavla öğrenci alan kaliteli ortaöğretim kurumlarına olan rağbet daha da artmıştır. Bu ise yükseköğretime geçişte yaşanan rekabet olgusunu giderek ilköğretim düzeyine indirmiştir. Dolayısıyla, yükseköğretime geçişte yaşanan rekabetin bir benzeri, ortaöğretime geçiş sınavı için geçerli olmaya başlamıştır. Mezun olunan ortaöğretim kurumunun öğrenci ve eğitim-öğretim kalitesi üniversiteye girişte belirleyici rol oynadığından, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi ve Anadolu Lisesi gibi kaliteli ortaöğretim kurumlarına girişte bir rekabet yaşanmaktadır. Aynı dönemde getirilen kimi okullara yönelik katsayı uygulaması da, zaten bazı açılardan dezavantajlı olan meslek liseleri ve imam hatipler gibi okulları daha da dezavantajlı duruma getirmiştir. Bütün bu gelişmeler sonucunda dershanelerle ilgili olarak eğitim sisteminin olmazsa olmazı algısı oluşmuş, öğrenciler adeta zorunlu olarak bu kurumlara yönelmiştir” denildi.