Gündem
Hizb-ut Tahrir davasında yargının kafası karışık
Anayasa Mahkemesi’nin Hizb-ut Tahrir’in silahlı terör örgütü olmadığı kararını vermesine rağmen yargıda kafa karışıklığı sürüyor. Yargının bir bölümü AYM’nin kararına uyarken diğer bir taraf ise AYM’nin kararını görmezden gelerek, aksi yönde kararlar veriyor.
Hizb-ut Tahrir’in şiddetle işi olmaz
Konuya ilişkin Akit’e değerlendirmelerde bulunan Köklü Değişim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Kurtuluş Sevinç, Hizb-ut Tahrir’in 1953 yılında Filistin’de kurulmuş İslâmi siyasi bir parti olduğunu belirterek, “Hizb-ut Tahrir İslâmi hayatı yeniden başlatma amacına giderken cebir ve şiddet yöntemini reddetmektedir. Hizb-ut Tahrir sadece fikrî ve siyasi çalışma yapar. Silahlı bir örgüt olarak bahsetmek ya cehaletin ya da kasıtlı bir iftiranın ürünüdür. 50’den fazla ülkede ve 1958’den beri faaliyet gösterdiği Türkiye’de gerek emniyet gerek istihbarat ve gerekse de yargı mercilerince belirtildiği üzere hiçbir silahlı/terör eyleminde bulunmamıştır" diyerek yaşanan mağduriyetlere işaret etti.
Mağduriyetler oluştu
Hizb-ut Tahrir üyelerinin yargılama süreçlerine ilişkin bilgi veren Sevinç, “Türkiye’de Hizb-ut Tahrir dosyaları ilk önce meşhur 163. madde kapsamında yapıldı. Ardından 163. madde kaldırıldı yerine ‘Terörle Mücadele Kanunu’ kapsamında ‘Silahsız terör örgütü’ olarak yargılamalar yapılarak üyelere 3 yıl ceza verildi. 2003 yılında çıkarılan ‘Avrupa Birliği Uyum Yasaları’ çerçevesinde ‘Terör’ somut bir şekle sokuldu. Lakin bu zulüm Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu bir karar ile değişti. Anayasa Mahkemesi genel kurulu 19.07.2018 tarihinde 11’e karşı 3 oy ile Yılmaz Çelik’in yapmış olduğu başvuruyu kabul etti ve uygulanan zulme isyan etti” diyerek, bir içtihadın birçok mağdur yarattığını, AYM’nin kararından sonrada da yerel mahkemelerin mağduriyet yaratmaya devam ettiğini aktardı.
Ramazan uyanış zamanı
Hizb-ut Tahrir’in faaliyetlerine ara kesmeden devam ettiğini belirten Sevinç, “Toplumda var olan sorunlara çözümler sunmaya ve bu ümmeti, yitiği olan Râşidî Hilâfet ile buluşturmak için çalışmaya devam etmektedir. ‘Uluslararası İslâm İktisat Konferansı’ düzenlemiş ve iktisadi sorunlara İslâm’ın getirdiği sahih çözümleri sunmuştur. ‘Tehdit Altındaki Son Kale: Aile’ konusunu ele almış ve parçalanan, dağılan ve bozulan ailelerin nasıl düzeleceğine dair çözümler sunmuştur. Ramazan ayında ise faaliyetlerini ‘Bu Ramazan Uyanış Zamanı’ adlı bir kampanya ile isimlendirmiş ve Türkiye’nin her köşesinde medya mensupları, siyasiler, STK’lar, kanaat önderleri ve halkımızla buluşup iftarlar düzenlemeye devam etmektedir” şeklinde faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi.