Gündem
Gündeme oturan siyanür vahşeti sonrası çarpıcı tespit! Yeni bir tehditle karşı karşıyayız
Türkiye’nin konuştuğu İzmir’de yaşanan siyanürle aile katliamı dehşetinin toplumsal ve psikolojik yönlerini yeniakit.com.tr’ye değerlendiren Prof. Dr. Bilal Sambur, “Siyanür katliamı, kişisel bir çılgınlık olarak görülemez. Katil, ruhunu ve beynini sapkın bir inanca teslim etmiştir. Katilin üniversitede okuyor olması eğitim sistemimizin başarısızlığını ortaya koyuyor. Bütün kötülüklerin kaynağı okullarımızı esir alan şiddet sapkınlığıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
This browser does not support the video element.
Mehmet Özmen Ankara
Sosyal Bilimler Profesörü Bilal Sambur, siyanür katliamında sanığın tüyler ürperten ifadelerini değerlendirdi. Sambur, “Toplumsal çürüme durumundan çıkmanın yolu, her şeyin başına ahlakı koymaktan geçer!” dedi.
“Eğitim sistemini sorgulamamız gerek”
“İzmir’de bir üniversite öğrencisinin, anne-babasını şerbetlerine siyanür zehiri katarak öldürmesi, ülkemizde derin bir şoka neden olmuştur.” diyen Prof. Dr. Bilal Sambur, “Anne-babasını siyanürle öldürme şeklinde çok iyi tasarlanmış profesyonel bir cinayet karşısında, aile ilişkilerimizi, eğitim sistemimizi, sosyal ilişkilerimizi ve toplum olarak içinde bulunduğumuz darmadağınıklığı sorgulamamız gerekliliği ortaya çıkmaktadır.” dedi.
“Siyanür katliamı, kişisel bir çılgınlık olarak görülemez”
Sambur, vahşete ilişkin şöyle konuştu:
“İzmir’de yaşanan siyanür katliamı, ruh sağlığı bozulmuş birinin yaptığı kişisel bir çılgınlık veya istisnai bir olay olarak görülemez. Her gün toplumumuzda yaygın bir şekilde, korkunç bir şekilde meydana gelen onlarca olayı öğrenmekteyiz. Muhtarlık seçimini kaybettiğinden dolayı kazanan akrabasını ve çocuklarını öldüren eski katil muhtardan, kopyaya izin vermediği için üniversitedeki asistanı öldüren üniversite öğrencisinden, okulu silahla basan öğrencilerden, çocuklarına cinsel tacizde bulunan aile vakalarından ve eşlerini öldüren koca veya sevgililerden oluşan korkunç, karanlık, kirli ve kanlı bir sosyal tablo ile karşı karşıya bulunmaktayız.”
“Yeni bir tehditle karşı karşıyayız”
Siyanür gibi tehlikeli kimyevi maddelere ulaşımın internet üzerinden kolay bir şekilde temin edilmesinin büyük bir tehlike arz ettiğine dikkat çeken Sambur, “Kimya bölümünde okuyan katil, siyanür zehirini internet üzerinden satın almıştır. İnsanların metabolizmasını ve hayatını ölüme yol açacak şekilde etkileyen siyanür gibi etkili maddelerle yapılan İzmir katliamı, kişilerin her yerde ve her zaman çok kolaylıkla işleyebileceği kimyevi terör olarak niteleyeceğimiz yeni bir tehditle karşı karşıya olduğumuz gerçeğini önümüze koymuştur.” şeklinde konuştu.
“Katilin üniversite öğrencisi olması eğitim sistemimizin, başarısızlığını ortaya koyuyor”
Siyanür katliamını işleyen kişinin, yirmi bir yaşında ve üniversitede kimya bölümü okuduğunu hatırlatan Sambur, “Katil, üniversite eğitimi alan ve elektronik ticaretle uğraşan normal bir profile sahip bulunmaktadır. Siyanür zehirini şerbete katarak anne-babasını ve kardeşini öldürmek, anormal bir kişinin çılgınlığı değildir. Bu tür vahşetleri, çevremizde ve bizimle beraber olan, normal olarak gördüğümüz herkesin yapabilir. İzmir’deki siyanür vahşetinin katili, herkes gibi normal yaşayan biridir. Katilin üniversite öğrencisi olması ve kimyaya dair öğrendiği bilgilerin yardımıyla ailesini ortadan kaldırması, facianın vehametini kat be kat arttırmaktadır. Üniversite okuması ve hayata hazırlanması için yıllarca emek sarf ettiğimiz çocuklarımızın profesyonel bir katil olarak ailesini ortadan kaldıran bir vahşiye dönüşmesi, eğitim sistemimizin, ahlaklı insan yetiştirme konusundaki başarısızlığını ortaya koymaktadır.” dedi.
“Toplumsal ahlak en önemli beka sorunudur”
Lise ve üniversite okuyan çocukların ihmal edildiğini belirten Sambur, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İyi bir lise ve üniversite okumaları için onlarca sınava soktuğumuz ve dershanelere yolladığımız çocuklarımızın ahlaklı iyi insanlar olmaları konusunu ihmal etmekteyiz. Çocuklarımızın ahlaklı ve iyi insanlar olmalarının her şeyden daha önemli olduğunu unutmamız, karşımıza üniversite okuyan siyanür katillerini çıkarmaktadır. Ailede ve okulda en önemli soru, çocuklarımızı daha iyi insanlar olmaları için ne yapabiliriz. Çocuklarımızın ahlak sahibi ve insani değerlerle insanlar olmaları, sahici anlamda hepimiz için bir ölüm-kalım meselesi, son günlerin popüler kavramıyla gerçek bir beka sorunudur.”
“Bütün kötülüklerin kaynağı okullarımızı esir alın şiddet sapkınlığıdır”
İzmir’de yaşanan vahşetin toplumsal yansımasını da değerlendiren Sambur, “Toplumsal hayatımızı yönlendiren ana mekaniğin şiddet olmaya başlaması, hepimiz için kaygı verici bir gelişmedir. Şiddetin sorunlarımızı çözen tek yol olarak görülmesi, ailede, okulda ve sokakta herkesin kolaylıkla şiddete yönelmesine neden olmaktadır. Siyanür vahşeti başta olmak üzere bütün kötülüklerin kaynağı, ruhlarımızı, ilişkilerimizi, ailelerimizi ve okullarımızı esir alan şiddet sapkınlığıdır.” diye konuştu.
“Katil, ruhunu ve beynini sapkın bir inanca teslim etmiştir”
Şiddet, bir kültür değil, bir vahşet ve sapkınlık durumu olduğunu vurgulayan Samur, “Ölümü, öldürmeyi, yok etmeyi ve yıkmayı meşrulaştıran ve yücelten şiddetperestlik, hepimiz için en önemli tehdit ve tehlikedir. Siyanür vahşeti, şiddetperestliğin, uzaklarda değil, evimizin içinde yaşayan en yakın düşman olduğunu göstermektedir. Ailesini siyanür zehiriyle yok den katil, hayali kırmızı pelerinli bir adamın cinayete kendisini yönlendirdiğini söylemektedir. Katil, ruhunu ve beynini sapkın bir inanca ve yanılsamaya teslim etmiştir. Sağlıklı, geliştirici, gerçekleştirici ve gerçekçi bir inanç ve maneviyat dünyamız olmadığı takdirde kolaylıkla hurafelerin, sapkınlıkların ve saplantıların esiri ve bağımlısı haline gelmekteyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Çocuklarımıza ve gençlerimize ahlaklı modeller sunmalı…”
“Siyanür vahşetini işleyen katil, aklını ve duygularını kırmızı pelerinli adam dediği bir hayali kurguya tapar derecesinde bağımlı hale gelmiştir.” diyen Sambur, “Çocuklarımıza ve gençlerimize sağlıklı ve gerçekçi, iyi ve ahlaklı modeller sunmalı, onlara yol gösterme ve yardımcı olma vazifemizin en önemli görevimiz olduğunu unutmamalıyız.” uyarısında bulundu.
“Toplumsal çürüme durumundan çıkmanın yolu...”
Prof. Dr. Bilal Sambur, sözlerini şöyle tamamladı: "Çocukların Ramazan şerbeti adı altında ebeveynlerini siyanür zehiriyle öldürdükleri, korkunç bir durumun içinde bulunmaktayız. Kontrol etme, güç sahibi olma ve gücünü gösterme gibi saplantılara teslim olan çocuklarımız, anne-babasını çok korkunç planlarla öldürme acizliğine ve vahşetine düşmektedirler. Kontrol etmenin, gücün ve paranın putlaştırılmaması gerektiği, merhametin, saygının, şefkatin, sevginin, barışın ve olgunlaşmanın temel insani ve ahlaki değerler olduğunu çocuklarımız başta olmak üzere hepimiz öğrenmeli, anlamalı ve içselleştirmeliyiz. İyi insan olmadan hiçbir şey olunamayağını anlamalıyız. Ahlak şart! İçinde bulunduğumuz toplumsal çürüme durumundan çıkmanın yolu, her şeyin başına ahlakı koymaktan geçmektedir."