Aktüel
'Bıyığını kes, masonlardan izin al'
Merhum Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal'ın yıllar önceki bir yazısında Fehmi Koru'nun Bilderberg Toplantısına katılmasını değerlendirmiş. Altındal, çarpıcı yazısında, " Bilderberg toplantısına katılması için 'Bıyıklarını kes, mason locasından izin al' dediler. O da şimdi gidiyor " diyor. Bir başka röportajında ise Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili Fehmi Koru'nun kendisini suçladığını söylüyor.
YENİAKİT.COM.TR İşte Araştırmacı Yazar merhum Aytunç Altındal'ın bir yazısında Fehmi Koru'nun Bilderberg toplantılarına katılmasıyla ilgili değerlendirmesi yazıldı. İşte o bölüm:
Bildberg'in gerçek kurucusu Joseph Ratzinger adlı bir mason. Zamanında casusluk bile yapmış bir adam. 1950'lerde gelindiğinde Hollanda'da, Bildberg Otelinde Avrupanın yönetilmesi için kararlar alınmaya başlanıyor. Bildberg'in 39 üst üyesi var. Üç konseyin her bir 13'er kişiden oluşuyor. Dünyayı işte bu 39 kişilik kadro yönetiyor.Diğer çağrılan isimlerin hepsi dandik.Kimse “Bildberge katıldım” diye havaya girmesin. 8-10 haziran arasında Bildberg Toplantısı var. Türkiye'de İslamcı kesimden Fehmi Koru diye bir vatandaş var. Ona “Bıyıklarını kes, mason locasından izin al” dediler. Şimdi o gidiyor. Gider orada oturur, başka bir şey yapamaz. Diyecekler ki,”Bak aslanım, biz Türkiye'yi dinler ve kültürler arası diyalog diye 50 senedir kazıklıyoruz. Şimdi Türkiye'de dinler arası diyalog palavrasını yutturamıyoruz. Bu aptal Müslümanlar uyandı. Şimdi siz ne yapacaksınız? Gideceksiniz, dinler arası diyalog kampanyasını yeniden başlatacaksınız. AB'ye girmek istiyorsanız kendinizi değiştirmeniz gerektiğini, zaten zavallı insanlar olduğunuzu, Yüce Avrupa'nın her düzenine istinasız uymanız gerektiğini anlatacaksınız.” Sonuç şu: Yahudi ve Hıristiyan birleşip Müslümanları istedikleri gibi oynatabilir; olay da bu kadar basit. Dolayısıyla Bİldberg'de konuşulacak herhangi bir konu yok,en azından bizden katılanların şahit olacağı önemli bir konu yok. Fehmi Koru bu önemli geziden geldikten sonra karısı “Ne konuşulduğunu bana da mı söylemiyorsun,boşarım seni!” dese, Fehmi'nin verecek cevabı olamaz. Unutmayın, en büyük sır olmayan sırdır. Olmayan sırrı taşımak ve korumak kadar da zor bir mesele yoktur. Masonlar da bu ilkeye göre çalışır.
HRANT DİNK SUİKASTİ ÜZERİNDEN ALTINDAL'I SUÇLAMIŞ
Aytunç Altındal'ın başka bir röportajında ise Fehmi Koru'nun kendisini Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından hedef aldığını söylüyor. İşte o röportajın tamamı:
Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal Evine Giren Esrarengiz Hırsızları Anlattı
Gizlice evine girildi, belgeler yakıldı, bilgisayarı kırıldı. Üstelik iki de mesaj bırakıldı: Siyah bir çorap ve ‘Bilinmeyen Hitler' kitabının içine konulan bir kuş tüyü. Aytunç Altındal bu mesajların anlamını Haftalık'la paylaştı.
Ocak ayı sonunda Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal'ın ev-ofisine girilerek birtakım belgeleri yakıldı, bilgisayarı ve disketleri kırıldı. Üstelik kıymetli eşyalar yerlerinden çıkarılıp ortaya konulmuştu. Bir tür ‘Amacımız hırsızlık değil' mesajı veriliyordu. Ancak tek mesaj bu değildi. Kapının önünde bir siyah çorap bırakılmış, Altındal'ın ‘Bilinmeyen Hitler' kitabının içine de bir kuş tüyü konmuştu. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. Yazar özellikle bu kitabının seçilmesini önümüzdeki günlerde Destek Yayınları'ndan çıkacak olan bir başka kitaba bağlıyor: Arthur Smith adlı İngiliz araştırmacının yazdığı ‘Hitler'in Altınları'. Altındal ile yakılan belgeleri, evine bırakılan siyah çorapla kuş tüyünün ne anlama geldiğini ve bunu yapanların amacını konuştuk.
Birtakım kişiler evinize girip bazı belgeleri ortadan kaldırdı. Bu olay ne zaman oldu?
Hrant Dink'in öldürülmesinden sonra Fehmi Koru, Yeni Şafak'ta ‘Şimdi nerede o gazeteci, çıksın konuşsun' diye beni suçlayan bir yazı yazmıştı. Bundan bir süre sonra İsmail Cem'in cenazesinin olduğu günlerde de bu olay yaşandı. Ben o zaman yurtdışındaydım.
Yaşanan bir hırsızlık olayı mıydı?
Evden hiçbir şey çalınmamış. Dolayısıyla bu olay hırsızlık değil haneye tecavüz olarak ele alınmalı. İstanbul'daki ev-ofisimde çok önemli bilgileri saklayacak kadar enayi değilim. Ama birkaç tanesi gitti. Bir kucak dolusu dokümanı küvete atıp yakmışlar. Bilgisayar kullanmasını bilmem ve kullanmam. Durup dururken evde göstermelik olan bilgisayara ve disketler kırılmış. İçlerinde bir şey yoktu. Bilgisayara ortamında yazışmıyorum zaten.
Yakılan belgeler arasında neler vardı? Sizce ne arıyorlardı?
Ne aradıkları meçhul. CHP İle ilgili 1933 tarihli bazı belgeler yakılmış mesela. Ama yakılan dokümanların arasında ilgisiz, gazetede çıkan ve ilgimi çektiği için bir kenara ayırdığım , belge değeri olmayan kupürler de var.
ÇORAP VE KUŞ NE ANLAMA GELİYOR?
Hrant Dink suikastinden sonra hakkınızda çıkan bir yazıdan bahsettiniz. Bu iki olayı birleştiriyor musunuz?
Soruşturma sürüyor. Sanki ‘Görün hiçbirini almıyoruz' dercesine altın çakmak, sigara tabakası gibi eşyalar yerlerinden çıkarılıp masanın üstüne konulmuş.
Siz bir araştırma yapıyordunuz ve birileri hangi bilgilere sahip olduğunuzu öğrenmek ve buna engel olmak için mi böyle bir şey yaptı? Yoksa sadece sizin gözünüzü korkutmak mı istediler?
Daha önce de bu yapıldı. Necip Hablemitoğlu'nun öldürülmesinin ardından gelen ihbarlar üzerine bana koruma polisleri verildi. Yani o olaylar hala devam ediyor. Burada ilginç olan kapıya siyah bir çorap ve ‘ Bilinmeyen Hitler' kitabımın içine büyük bir kuş tüyü konması. Bunu kim akıl eder belli değil.
Çorap ve kuş tüyüyle size ne mesaj verilmeye çalışılıyor?
Kapının önüne konan çorap dünyanın her yerinde başına çorap örmek anlamına gelir. Tüyün özel bir anlamı var. Onu kim neden seçmiş ben de bilmiyorum. Bizden haber alacaksın ya da daha çok şey duyacaksın demek.
Kuş tüyü neden özellikle ‘Bilinmeyen Hitler' kitabının içine konulmuş?
Önümüzdeki günlerde Destek Yayınları'ndan ‘ Hitler'in Altınları' diye bir kitap çıkacak. Hitler döneminde Türkiye'ye gelen paralarla ilgili. Merkez Bankası'nda uzun yıllar görev yapmış bir İngiliz araştırmacının yazdığı bu kitabı ‘ Yayınlanmalıdır' diye ben seçtim. İçinde Türkiye ile ilgili birçok husus var. Kitabın önsözünü eski Dışişleri Bakanı Prof.Dr. Şükrü Sina Gürel yazdı. Çünkü bu hadiseleri onun döneminde yaşadık. Muhtemeldir ki bunlarla da bağlantılı bir olay.
‘Hitler'in Altınları' kitabında ne tür bilgiler yer alıyor?
Kitapta Almanlar'ın 1943'te bazı Türkler'e verdikleri rüşvetlerin belgeleri var. Bu Alman belgelerine göre o zaman beş milyon altın verilmiş. Altın mark yani. Veriliş nedenlerinden biri şöyle geçiyor; Büyükleçiye Türkiye'deki dostlarımıza bu parayı cömertçe dağıtın' deniyor. Paranın bir kısmının Kürtleri ayaklandırmak için onlara da verilmesi söyleniyor. 1943'te Türkiye, Almanya'nın safında değildi. Bugün olduğu gibi o dönemde Türkiye'yi savaşa sokmak için bir Kürt problemi çıkarılmak isteniyordu. O belgeleri zamanında yayınlamıştım.
Birtakım kişiler bu konunun gündeme gelmesini engellemeye mi çalışıyor?
Uyarıda bulunuyorlar. Engel olmaya kimsenin gücü yetmez.
Peki bu kimler tarafından yapılmış olabilir?
Bunlar büyük bir ihtimalle bir dini cemaatin taraftarları.
Kaynak: yeniakit.com.tr