Gündem
AK Partili isimden Selman'a açık mektup: Yapılırsa felaket olur
AK Parti Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr Yasin Aktay’ın ismi ülke gündemine, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın kaybolduğu ve katledildiğinin ortaya çıktığı süreçte gelmişti. Geçtiğimiz günlerde “ölüm tehditleri alıyorum!” açıklamasıyla dikkat çeken Aktay, Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz’e açık mektup yazdı. Aktay, Kral’a “İslam Âlimlerini asmak” gibi bir yola gidildiği takdirde bunun bir “felaket” olacağını yazdı.
Hasan Üstün Yeniakit.com.tr
Suudi Arabistan'ın, 2017 yılında tutuklanan İslam alimleri Selman el-Avde, Hatip Avad el-Karni ve dini televizyon program sunucusu Ali el-Ömeri'nin Ramazandan sonra idam edilecekleri yönündeki haberler üzerine, Kral Selman b. Abdülaziz’e açık mektup yazan Ak Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay çok önemli uyarılarda bulundu.
Mektubuna; “Bu mübarek Ramazan gününde, hiçbir resmi vasıf taşımaksızın, sadece hâdimi olduğunuz iki Harem’in sahibinin fakir bir kulu olarak hitap etmek istiyorum. diyerek başlayan Aktay, “Uhdenizde bulunan bu servetlerle dünyanın her yanında açlık ve yokluk çekmekte olan Müslümanların durumu arasındaki trajik çelişki herkesin dikkatini çekmektedir. Sahip olduğumuz servetlerde yoksulların hakkı olduğunu Hâdimi olduğunuz Haremeyn’in sahibi buyuruyor.” diyerek devam ettiği mektubu esas yazma sebebini şöyle dile getirdi:
Büyük bir tehlikeye karşı uyarıyorum
“Muhterem Hâdimu’l-Haremeyn. Sizlere bu şekilde hitap etme sebebim, aslında bugünlerde size yaklaşmakta olan büyük bir tehlikeye karşı sizi uyarmaktır. Bu tehlike dünyanızı da ahiretinizi de büyük bir felâkete doğru sürüklemektedir. Şuna lütfen adınız gibi emin olun. Söyleyeceklerimle sadece sizin hayrınızı, selâmetinizi, saadetinizi istiyorum. Size karşı zerrece bir husumet içinde konuşmuyorum. Ama bugünlerde bizzat sizin kendi elinizle yapacağınız duyurulan şeyin size büyük bir felâket getireceği hususunda sizi uyarmayı size karşı bir kardeşlik vazifesi olarak görüyorum.”
İslam Alimlerinin katli felâket olur!
Yasin Aktay, Yeni Şafak’taki köşesinde yayımlanan mektubunda alimlerinin idam edilerek katledilmesinin “felakete” yol açacağı yönünde uyarılarda bulundu.
“Size felâket getirecek olan şey bugünlerde duyurulmuş olan İslâm âlimlerinin idam edilerek katledilmesidir” diyen Aktay şöyle devam etti: “Âlimler, peygamberlerin vârisleridir ve her âlim bir âlemdir. Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir. Âlimin katledilmesi de bir âlemin katledilmesi gibidir. Hele İsrail Oğullarına yazılmış olan hükmü hatırlayalım: Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. O insanlığı katletmiş olan Kabil için işlediği cinayet onun felâketini getirdi ve kaybedenlerin ilki oldu. Çok iyi biliyorsunuz ki, bir âlimi öldürmek bir peygamberi öldürmek gibidir. İsrail Oğulları kendi peygamberlerini haksız yere öldürdükleri için lanetlendi, o günden beri iki yakaları bir araya gelmedi, oradan oraya sürüldüler. Bugün de zannetmeyin ki rahatlar. Yüzyılın anlaşmasını da yapsalar bin yılın anlaşmasını da yapsalar sonları hüsrandır.
Lütfen yanlış anlamayın!
“Size âlimleri affedin, öldürmeyin demiyorum. Onları öldürerek kendinize yazık etmeyin diyorum.
Selman el-Avde’yi yakından tanıma fırsatı buldum. Kitaplarını okudum, konuşmalarını takip ettim. Vallahi ona atfettiğiniz aşırılıktan eser yok onda. Sizin resmi ulemanız Afganistan’a Cihad için insanları teşvik ederken, o, “Suudi gençlerinin Afganistan’da ne işi var?” diyor ve böyle bir Cihad yolunun olmadığını söylüyordu. Sizin resmi ulemanız kadınların araba kullanmasının zinhar haram olduğunu iddia ederken, o, Müslüman kadınların Peygamber Efendimiz zamanında develere, atlara bindiğini ve araba sürmenin bundan neden ayırt edildiğini anlayamadığını söylüyordu. Yine sizin resmi ulemanız, Müslümanların gayr-ı Müslimlerle asla iyi olamayacaklarını söyleyerek bir tür nefret aşılarken, o, kendilerine düşmanlık beslemeyen gayr-ı Müslimlere iyi davranmanın, onlarla iyi geçinmenin, bir ve beraber barış içinde yaşamanın yüce Allah’ın talimatı olduğu gerçeğini öğretiyordu. Selman el-Avde’ye aşırılık ithamı büyük bir bühtandır. Aksine o son derece makul, gençliğin ve modern insanın zihnine son derece aşina söylemiyle İslâm’ı sevdiren alabildiğine sempatik bir İslâm âlimidir.
Sayın Hadimu’l-Haremeyn
‘Size ne benim vatandaşımdan, size ne ülkemin içişlerinden’ dediğinizi duyar gibiyim. Eyvallah. Başka hiçbir konuda sizin içişlerinize ne müdahil oluruz ne de karışırız. Bizi ilgilendirmez, saygı da duyarız. Lakin İslâm âlimleri meselesi sizin iç meseleniz değil. Söz konusu âlimler bütün ümmete mal olmuş, kendilerini bütün ümmete kabul ettirmiş değerlerdir. Onlar sizin teb’anız değil, tavsiyelerine kulak vereceğimiz, bize, ilimleriyle, duruşlarıyla ışık tutacak ortak hazinemizdir. Bırakınız onları idam etmeyi onların bir saat bile zindanda tutuluyor olmaları bir ömrü heder edecek bir günah olarak yeter de artar bile.
Siz ki Ahmet b. Hanbel’in mezhebindensiniz. Ona hayatında o meşhur Mihneyi yaşatanları da onun sabredişini de, neticesinde kimin kazanıp kimin kaybettiğini de çok iyi biliyorsunuz.
Muhterem Kral Hazretleri
Resmi ulemanız sabahtan akşama Türkiye’yi Osmanlı hilâfet rüyaları görüyor olmakla ve Suudi Arabistan’a düşmanlık yapmakla suçlayıp fitne ateşine benzin döküyor. Size bütün açıklığıyla söylüyorum. Vallahi Türkiye Suudi Arabistan’ın düşmanı değildir. Türkiye’den emin olunuz. Türkiye’den size asla zarar gelmez.
Türkiye’nin İslâm dünyasının meselelerine sahip çıkışı sizi rahatsız ediyorsa, buyurun o meselelere siz sahip çıkınız, oradan doğan bir güç ve liderlik varsa sizin olsun.