Gündem
PKK’nın nihai hedefi Akdeniz
Suriye Türkmen Milli Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tarık Sulo Cevizci, Akit’e yaptığı özel açıklamada, büyük tehlikeye dikkat çekerek, Kürtlerin nihai hedefinin Türk toprakları üzerinden Akdeniz’e ulaşmak olduğunu söyledi.
MUHAMMET KUTLU / ANKARA - Suriye Türkmen Milli Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tarık Sulo Cevizci, Akit’e yaptığı özel açıklamada, Kürtlerin nihai hedefinin Türk toprakları üzerinden Akdeniz’e ulaşmak olduğunu söyledi.
Türkmen Lider Cevizci, “Nihai amaç Akdeniz’e ulaşmak. Ama Akdeniz’e ulaşabilmek için önlerinde iki engel var. Birincisi Türkiye, Hatay engeli. İkincisi Suriye rejim güçleri. Esad onların doğal müttefiki. Onlara, silah, para, istihbarat gibi her türlü desteği verdi. Onları büyük ölçüde Esad yönlendiriyor. Esad’ın büyük bir Nusayri devleti kurma amacı var. Kürtler güneyden giderse Nusayri topraklarını bölecek. Buna Esad yönetimi izin vermez. Burada PKK ve Esad’ın karşı karşıya gelme durumu oluşacağından PKK bunu istemez. Benim kanaatim Kürtler Akdeniz’e Türk toprakları üzerinden, Hatay’dan ulaşmak isteyeceklerdir. İlerleyen zamanlarda Türkiye’yi karıştıracaklar, Türkiye’den toprak talep edecekler. Dörtyol, Amanos üzerinden Akdeniz’e ulaşmayı planlıyorlar. Asıl amaçları Türkiye’nin bölünmesini sağlamak. Kürtlerin en büyük destekçisi Esad olduğu için onunla çatışmazlar. Hatay’ın kuzeyinden Akdeniz’e ulaşmayı planlıyorlar” dedi.
ASIL AMAÇ KÜRT PETROLÜNÜ AKDENİZ’E ULAŞTIRMAK
“Burada asıl amaçlanan şey, Kuzey Irak’taki Kürt petrolünün Akdeniz’e Kürt koridoru üzerinden ulaştırılması” diyen Cevizci şöyle devam etti: “Mevcut durumda Kürt petrolleri ya Türkiye üzerinden, ya da güneyde Irak yönetimi üzerinden satılıyor. Dolayısıyla bu petrol hatları diğer ülkelere bağımlı durumda. Türkiye ya da merkezi Irak hükümeti vanaları kapattığı zaman bu petrol akımı durur. Bu onlar için büyük bir risk. Bu nedenle petrolü dünya pazarına başka ülkelere bağımlı kalmadan ulaştırmak istiyorlar. Bunu yaptıkları zaman ekonomik bağımsızlıklarını da kazanmış olacaklar. Böylece kurmak istedikleri büyük Kürt devletinin önünde engel kalmamış olacak”
“DEAŞ OLMASAYDI PYD’NİN ADI BİLE DUYULMAZDI”
DEAŞ’ın Kobani’ye son saldırılarını değerlendiren Cevizci, “Kobani’deki son saldırının amacı dünyanın ilgisini başka yöne çevirmekti. DEAŞ bölgede bir takım projeleri hayata geçirmek için bulunan bir istihbarat örgütü. Hedeflerinin başında da Suriye’nin kuzeyinde bir PKK-PYD önderliğinde Kürt devleti kurmak geliyor. DEAŞ olmasaydı bugün Kürtler ve PYD’nin adı bile duyulmayacaktı. Hiçbir destek alamayan küçük bir örgüt olarak kalacaktı. DEAŞ’ın Kobani’yi kuşatmasıyla bütün dünyanın ilgisi oraya çekildi. PYD’ye büyük destek verildi. Tel Abyat’taki demografik yapıyı değiştirmek için Arap ve Türkmenleri sürdüler. Bu hem Türkiye, hem Arap, hem Batı dünyasında doğru bulunmadı, tepki çekti. PYD bu uygulamadan sonra itibar kaybına uğradı. O hatalarını unutturmak için tekrar DEAŞ devreye girdi ve Kürtler tekrar mazlum durumuna sokulmak istendi. PYD’yi biraz daha parlatmak için DEAŞ’ın elindeki Rakka’ya saldıracağı haberleri yayıldı. Fakat orada hiç Kürt olmadığı için PYD’nin o bölgeye saldırması mümkün değil. Kürtlerin asıl amacı Akdeniz’e çıkan bir Kürt koridoru oluşturup devlet kurmak. DEAŞ Celablus’tan geldi. Bunun amacı da tehlikenin batıdan geldiğini göstermekti. PYD’nin Celablus’a yürümesi, oradan da Afrin’e geçmesidir” dedi.
200 TÜRKMEN YERLEŞİMİ KAYBEDİLDİ!
Paralel yapının tır durdurma ihanetinin Suriye’de savaşan Türkmenlerin üzerindeki tahribatıyla ilgili bilgi veren Cevizci şunları söyledi: “İki yerde tır durdurma vakası oldu. Ocak ayı başlarında Kırıkhan-Reyhanlı hattında durduruldu. Bir de 19 Ocak’ta Adana’da durduruldu. Adana’da durdurulan tırlar diğer Bayır Bucak bölgesine gidiyordu. Ama Kırıkhan-Reyhanlı hattında durdurulan tırlar bize geliyordu. O tarihte ben Suriye’deydim. O malzemeler gelirken biz de kendi bölgemizden kapıya doğru gidiyorduk. O işi organize edenler içinde ağabeyim bulunuyordu. Tırlar durdurulunca onlar malzemeyi alamadılar. Malzemeyi alamadığımız duyulunca DEAŞ mevzilerimize saldırmaya başladı. Malzemeyi teslim almaya giden 25 kişilik grup çatışmaların içinde kaldı. Bir kısmı DEAŞ’ın eline geçti, esir düştü. Bir kısmı canını kurtardı. Esir alınanlar 10 gün kadar esir kaldılar. Sonra çatışmalardan yararlanarak DEAŞ hapishanelerinden kaçtılar. Malzeme teslim alınamayınca çatışmalarda Halep, Celablus ve Azez hattındaki 210 Türkmen yerleşim yerinin yüzde 90’ı DEAŞ’ın eline geçti”