Gündem
Seçmen pişman oldu
Denge Araştırma Şirketi Başkanı Hasan Basri Yıldız, Akit’e konuştu.
Bugün seçim olsa AK Parti, oylarını artırarak tek başına iktidar olur” dedi.
Denge Araştırma Şirketi Başkanı Hasan Basri Yıldız, Akit’e konuştu. Hasan Basri Yıldız ile 7 Haziran Genel Seçimlerinin sonuçlarını, AK Parti’nin durumunu, koalisyon sürecini, CHP’nin oy kaybetmesini ve Fetullah Gülen grubunun dış güçlerle yaptığı işbirliğini konuştuk…
7 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN SÜRPRİZİ HDP OLDU
- Öncelikle seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Seçim sonuçları her şeyden önce siyasetin ezberini bozan bir sonuç ortaya çıkardı. Türkiye toplumu bir anlamda 13 yıl boyunca AK Parti iktidarına alışmıştı. Bu yüzden seçim sonuçları biraz garipsendi. Aslında ortada garipsenecek bir durum yoktur. AK Parti, ilk seçime girdiğinde yüzde 34 oy aldı. Bugün ise bu rakamın 7 puan üzerinde yani yüzde 41 oy oranı 13 yılın sonunda bir başarıdır. Bu durum matematiksel olmaktan ziyade psikolojik bir etki oluşturdu. CHP’ye baktığımızda ise bir önceki seçimde yüzde 26 almıştı, şimdi ise yüzde 25 aldı. Çok fazla bir şey değişmedi. MHP de, mahalli seçimlerde yüzde 15 oy oranına ulaşmıştı, bu seçimde MHP’nin oyunu bir miktar artıracağı bekleniyordu. 7 Haziran’ın sürprizi ise HDP oldu.
GENİŞ BİR MUHALEFET CEPHESİ OLUŞTURULDU
- AK Parti’nin tek başına iktidar olamamasının sebebi nedir?
AK Parti’nin tek başına iktidarını koruyamamasının birkaç sebebi var. Ana sebeplerden birisi Doğu ve Güneydoğu’da özellikle Kürt seçmendeki sosyolojik değişimi okuyamamasıdır. İkincisi ise İsrail ve Batı başta olmak üzere dış güçler ile onların Türkiye’deki ayaklarının tarihte hiç olmayacak kadar bu seçimlere abanmış olmasıdır. Yani geniş bir muhalefet cephesi oluşmuştur.
- Nasıl yani?
Şimdi dış güçlerin zaten AK Parti ile bir hesabı vardı. Bu sadece bu seçimlere ilişkin bir hesap değildir. “One minute” olayından sonra başlayan bir hesaplaşmadır. Bu güçler, Türkiye içerisindeki ayaklarını kullanarak, AK Parti’yi iktidardan indirmenin planlarını yaptı. Bugünkü dünyanın egemen güçleri, Türkiye’de güçlü bir iktidar veya yerli bir iktidar olmasını hiçbir zaman istemez.
- Dış güçlerin Türkiye’deki ayakları kim?
Şu anda Türkiye’de direkt ayakları olmasa da AK Parti karşısındaki bütün muhalif çevrelerle bir şekilde zımni ittifak gerçekleştirdi.
MİLLET TEK PARTİ İKTİDARI İSTİYOR
- Seçmen, HDP’nin yüzde 13 gibi yüksek bir oy almasından ve koalisyon olmasından dolayı pişman mı?
13 yıllık birikim ister istemez bütün iktidarları yıpratır ve bu süreç kısmen AK Parti’yi de yıpratmıştır. AK Parti’nin de bu süreç içerisinde ister istemez hataları olmuştur. Seçmen, bu miktar rakamsal olarak yüzde 9’a tekabül ediyor- AK Parti’ye ikaz yapmak istedi. Tabii burada kantarın topuzu kaçtı. Seçmen koalisyon istemedi. Bugün hâlâ seçmene sorsanız tek parti iktidarı istiyor. Seçimlerden ise böyle bir tablo çıkmasından ve AK Parti’nin tek başına iktidar olamamasından dolayı pişman ve rahatsız olan bir kısım seçmen de var.
CHP, HDP’NİN BARAJI AŞMASINI SAĞLADI
- CHP’nin oyu düştü… CHP’liler, HDP’ye mi oy verdi?
AK Parti’yi iktidardan etmek için birtakım insanlar, gerekirse HDP’ye gerekirse bir başka partiye de oy verecek duruma gelmiştir. Bunun da ağırlığını CHP’li seçmen, özellikle sol kesimler oluşturur. AK Parti ile bir şekilde problemi olan, AK Parti’ye ideolojik anlamda karşı gelen çevreler, stratejik oy kullanmıştır ve bu da HDP’nin yüzde 13 rakamına ulaşmasını sağlamıştır.
- Nişantaşı, Bebek ve Etiler gibi Beyaz Türklerin yaşadığı yerlerde, HDP’ye çok sayıda oy çıktı. Bunu nasıl görüyorsunuz?
Beyaz Türkler, HDP üzerinden AK Parti ile hesaplaştı. Bu düşüncenin yakın bir gelecekte de kolay kolay değişme imkanı yok. Yani AK Parti varoldukça Beyaz Türklerin HDP’ye desteği stratejik olarak devam edecektir.
- Burada CHP zarar gördü, oyu düştü. Bu nedir?
Seçim sürecinde son bir ayda CHP meydanlarda fazla gözükmemiştir. Bakıldığı zaman başlangıçta ciddi bir kampanya ile ortaya çıkan CHP, son bir ay içerisinde meydanlardan çekilerek, adeta seçim meydanını HDP’ye bırakmıştır. Yani CHP, zımnen HDP’nin barajı aşmasını, yüzde 13 rakamına ulaşmasını sağlamıştır.
CHP, tek başına iktidar olamayacağını bildiği için HDP’nin meclise girmesini istedi ama sonuçta yüzde 26 rakamının altına düşen Kemal Kılıçdaroğlu’nu da zor durumda bırakmıştır. Önümüzdeki günlerde CHP, Hükümet’e giremezse, muhalefette kalırsa, Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığıyla ilgili parti içerisinde birtakım tartışmalar da hızlanacaktır. Neticede Kılıçdaroğlu’nun 4. seçimi olmuştur, büyük hedefler koymuştur ancak bu hedeflerin gerisine düşmüştür. Bir şekilde CHP önceki seçimlerde MHP’ye, bu seçimde de HDP’ye yol açarak, kendisini feda etmiştir.
- Şu anki süreci nasıl değerlendiriyorsunuz… Koalisyon mu, azınlık hükümeti mi, erken seçim mi olur?
Millet bu saatten sonra kavga edeni, oyunbozanlık yapanı, Türkiye’nin istikrarını bozan siyasi partiyi cezalandıracaktır. 7 Haziran seçimleri öncesindeki gerilim, şu an kısmen kendini bir rehavete bıraktı. Şu anda oluşmuş olan bu sükûneti, huzur ortamını bozacak siyasi parti intihar etmiş olur.
Türkiye’nin önünde çok ciddi bir süreç var ve her şeyden önce Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Türkiye’nin birçok yapısal reformu gerçekleştirmesine ihtiyacı var. Ekonomi bıçak sırtıdır. Ekim ayında Amerika Merkez Bankası FED’in faiz oranlarını yükselteceği bir döneme doğru gidiyoruz. Bu şu demektir: Türkiye’de ciddi bir ekonomik kriz yaşanacak… Bu süreci ancak güçlü bir koalisyonla aşabiliriz. Son yapılan araştırmalarda seçmen AK Parti-MHP koalisyonunu istiyor ama AK Parti-CHP koalisyonu da olabilir.
- Peki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, AK Parti ile koalisyon kurulması şartları arasında, “dönüşümlü başbakanlık” da var. Bu şartı nasıl yorumluyorsunuz?
Türkiye’nin koalisyonlar tarihine baktığımız zaman genellikle, ağırlıklı olarak Başbakanlığı birinci parti temsil ediyor. Şimdi bir tarafta 132 milletvekili olan bir partinin (CHP), diğer tarafta onun iki katı olan 258 milletvekili olan bir partiye (AK Parti), “dönüşümlü başbakanlık” teklif etmesi seçmen iradesine aykırı hareket etmektir. Bu mantıklı değildir.
HDP BALTAYI TAŞA VURDU
- HDP, Türkiye partisi olduğunu söylüyor ama TBMM’nin açılışında Türkiye’nin milli marşı İstiklal Marşı’nı söylemiyor hatta “ırkçı” yakıştırmasında bulunuyor. Bunu nasıl görüyorsunuz?
HDP’nin bu saate kadar yapmış olduğu en büyük stratejik hatalardan bir tanesi de budur. HDP, bu politikalarla tabii ki büyüyemez ve Türkiye’nin partisi olamaz. İstiklal Marşı olayıyla HDP ve Etiler, Nişantaşı, Bebek arasına bir mesafe girmiştir. Bir problem oluşmuştur. Yani baltayı taşa vurmuştur.
F.G. DIŞ GÜÇLERİN AKTÖRÜ OLDU
- Peki, Fetullah Gülen grubu burada hangi noktada duruyor?
Fetullah Gülen Hareketi, dış güçlerle işbirliği yaparak, AK Parti’yi hem içten hem dıştan vurmanın rolünü oynadı. Bir şekilde bunun aktörü oldu. Cemaatçi kadro, bir şekilde AK Parti ile hesaplaşmak için dış güçleri kullandı. Dış güçler de, AK Parti’yi iktidardan düşürebilmek ve zayıflatabilmek için Fetullah Gülen Hareketi’ni kullandı. Böylece aynı menfaat birlikteliğinde buluştular.
- Bu konuda somut birkaç örnek vermek gerekirse bunlar nelerdir?
Aynı menfaat birlikteliğinde buluşunca bir güç oluşturdular ve bu gücü de örneğin medyada çok net kullandılar. Seçimlere kısa bir süre kala New York Times başta olmak üzere birçok Batılı yayın organı, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhinde birtakım yayınlar yayınladı. AK Parti üzerinde baskı kurmaya çalıştılar. IŞİD, 7 Şubat MİT krizi, Adana’daki MİT tır’larının durdurulması gibi birçok olaydan dolayı Türkiye, uluslararası alanda sıkıştırılmak istendi. Bir anlamda da bunu iç siyasette malzeme yaptılar.
Bugün seçim olsa sonuçları ne olur?
Bugün seçime gitsek, AK Parti oylarını artırarak tek parti iktidarı olur ama güçlü bir iktidar olamaz. Seçmen AK Parti’nin güçlü bir iktidar olmasını istemiyor. Yani tek başına anayasayı değiştirecek ve Başkanlık sistemini getirecek bir çoğunluğa sahip olmasını istemiyor.