Dünya
Ceyş el-İzze Tugayı Komutanı kendi cenaze törenine sağ döndü
Esed rejimine karşı direnişin devam ettiği Suriye'de, bindiği araç mayınla patlatılan Ceyş el-İzze Tugayı Komutanı Yusuf el-Şeyh, kendisi için hazırlanan cenaze törenine sağ olarak katıldı.
Hama ve İdlib kırsalında devam eden çatışmaların önemli unsurları arasında gösterilen Ceyş el-İzze Tugayı Askeri Komutanı Saddam Yusuf el-Şeyh, kendisi için kurulan taziye çadırına sağ olarak döndü.
Yeni Şafak'ın haberine göre, Kefer Nebude’nin kurtarılma operasyonuna katılan ve bindikleri aracın mayın tuzağıyla patlatılması sonucu 13 arkadaşını şehit veren muhalif komutan, vurulma anı ve sonrasında tarlalarda geçen saklanma serüveni ile birlikte yaşadığı mucizevi dönüşü Yeni Şafak’a anlattı. Son dönem çatışmaların en yoğun yaşandığı Kefer Nebude kasabasında doğduğunu ve atalarının yüzlerce yıldır bu bölgede yaşadığını kaydeden Ceyş el-İzze’nin 37 yaşındaki komutanı, şunları söyledi:
"Tüm arkadaşlarım şehit oldu"
“Düşman işgalindeki Kefer Nebude’nin kurtarılma operasyonu için 13 arkadaşımla sıcak hatta gidiyorduk. Girdiğimiz tali yola döşenen mayınların patlamasıyla birlikte aracımız paramparça oldu. Arkadaşlarım orada şehit oldu. O araçtan çıkmam ve eve dönüşüm mucize gibi. Kimse geri döndüğüme inanamadı. Patlama çok şiddetliydi. Şuurum açık olduğu için önce biraz nefes almaya çalıştım. Sonra, yavaş yavaş hareket ederek uzuvlarımın ne kadar sağlam olduğunu kontrol ettim. Vücudumu tam olarak hissedemiyordum ancak oradan uzaklaşmalıydım. Biraz bekledikten sonra tüm gücümü toplayarak sürünmeye başladım.”
"Hiçbir şey yemeden ilerledim"
“En yakındaki tarlaya girdim ve biraz sonra Esed güçleri aracın yanına geldi. Bölge Esed, İran ve Rusların kontrolündeydi. Biraz çevreyi kolaçan ettiler ve rastgele sağa sola ateş ettikten sonra oradan ayrıldılar. Sonraki 4 gün boyunca geceleri tarlalardan sürünerek ÖSO bölgesine ilerlemeye çalıştım. Vücudumda yanık, derin yara ve kırıklar vardı ve bir kulağım hiç duymuyordu. Geceleri sürünerek ilerliyordum. Gündüzleri ise arpa tarlalarında saklandım. Güneş altında hiçbir şey yemeden ilerledim. Yemek ve su olmaksızın ömre bedel bir 4 gün geçirdim. Bazen rejim devriyeleri tarlalara rastgele ateş açıyorlardı. Bazı günler de havadan ve karadan tarlaları yakmak için bombalıyorlardı.”
"Her hareketim fark ediliyordu"
“Açlık, susuzluk ya da yanarak ölme endişesi taşımama rağmen kendi kendime ‘çocuklarına, arkadaşlarına geri dönme umudunu sakın kaybetme’ diye sürekli telkinde bulundum. Arpa ve buğday tarlalarında kısmen daha rahat hareket ediyordum. Ancak 3. gün takip ettiğim güzergâhta arpa ya da buğday tarlası kalmadı. Mecburen bir kimyon tarlasında saklandım. Ürün boyu kısa olduğu için her hareketim fark ediliyordu. Hiç hareket etmeden bir gün boyunca o tarlada bekledim. O gece yakın bir köye su ya da yemek bulma umuduyla yaklaştım. Tarlaya yakın bir evin jeneratörünün yanında küçük bir kapta su buldum ve onu içtim. Sonra yeniden tarlaya döndüm. Arkadaşlarımın ismimi şehitler listesine yazdığını ve ailemin yasımı tuttuğunu biliyordum. Zaman zaman ‘her şey bitti’ dediğim anlar oldu. Allah’a hamdolsun ki şimdi yeniden döndüm.”
Eşi ve çocukları Türkiye'de
Saddam Yusuf el-Şeyh, Fırat Kalkanı bölgesinde yaşayan annesi ve kardeşleriyle görüştü. Ancak iki yıl önce Türkiye’ye yerleştirdiği eşi ve 2 çocuğunun özlemini çekiyor.
Halen İdlib’de güvenli bir bölgede tedavisi devam eden Saddam Yusuf, en kısa sürede cephede arkadaşlarının yanında savaşa devam edeceğini söylüyor. Babasını iç savaşa kurban veren Saddam Yusuf’u ziyarete gelen annesi şunları söylüyor: “Şam bizim toprağımız. Oğlum işgalci düşmana karşı bizim namusumuz için savaşıyor. Onun gazası bizim için kutludur. Şehit olsa da gazi olarak yaşasa da Yusufum ailemizin gururu.”