Gündem
Bayram tebriği ile hapse düştü
2003 yılında, Hizb-ut Tahrir üyesi olduğu gerekçesiyle, ‘Terör örgütü’ üyeliğinden tutuklanan Yılmaz Çelik, 10 uyduruk dosyadan toplam 15 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Çelik, sadece dönemin ATO Başkanı Sinan Aygün’ün, ‘Hizb-ut Tahrir’den bana bir bayram tebriği geldi’ sözüyle 7,5 yıl hapse mahkum edildiğini ifade etti.
Bayram tebriğine 7,5 yıl hapis!
Çelik, kamu kurum ve kuruluşlarının da içinde bulunduğu birçok kişiye gönderdiği Ramazan Bayramı mesajında yer alan, “Bayramınızı tebrik eder, bir sonraki bayramın Raşidi Hilafet çatısı altında olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim” ifadeleri sebebiyle hapis cezası aldığını söyledi. Çelik, “Hapse mahkum edildiğim iki dosyadan birisi bir bayram tebriğiyle alakalı idi. Dönemin ATO Başkanı Sinan Aygün’ün, ‘Hizb-ut Tahrir’den bana bir bayram tebriği geldi’ şikayeti ile 7,5 yıl örgüt üyeliğinden ceza aldım. Bir diğeri ise dönemin FETÖ medyasının Hizb-ut Tahrir’i karalaması üzerine bir basın açıklamasından dolayı 7,5 yıl cezalandırıldım. 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundum. 2018 yılında AYM başvurumu neticelendirdi ve hak ihlali tespit ederek yeniden yargılama yolunu açınca tahliye oldum” dedi.
FETÖ bize kumpas kurdu
FETÖ kendisi gibi düşünmeyen bütün İslâmi yapılara karşı kumpas kurduğunu belirten Çelik, “Fakat bu kumpaslar, yargıda ve kamuoyunda Ergenekon ve Balyoz davalarının gördüğü karşılığı maalesef görmedi. Ancak AYM Hizb-ut Tahrir üyeleri lehine 5 ayrı dosya hakkında vermiş olduğu kararlarla aslında bu kumpasa ve zulme bir nebze de olsa ‘Dur’ dedi. AYM’nin bu kararlarına rağmen daha halen cezaevinde olan arkadaşlarımız var. Daha halen birtakım yerel mahkemeler bu kararlar karşısında direnmektedirler. Bizim istediğimiz bu zulmün ve haksızlığın en kısa zamanda sona erdirilmesidir” ifadeleri ile mahkemelerde halen kafa karışıklığının devam ettiğine vurgu yaptı.
En çok ailem mağdur oldu
Süreçten en fazla ailesinin mağduriyet yaşadığını belirten Çelik, “Kolay değil, tam 11 defa cezaevine girdim ve çıktım. Türkiye’nin muhtelif şehirlerinde farklı cezaevlerinde kaldım. Bu durum ailem açısından oldukça zordu. Özellikle de annem ve babam açısından. Çünkü yaşlı ve hasta olmaları hasebiyle ziyaretime gelmekte zorlanıyorlardı. Aslında sistem bizi cezalandırmaktan daha ziyade onları cezalandırıyordu” ifadesini kullandı.
Çalışmama müsaade etmediler
Kumpasların cezaevi dışında da devam ettiğini anlatan Çelik, “Ekonomik mağduriyetlerin giderilmesi tabii ki kolay olmuyordu. Çünkü FETÖ’cü emniyet mensupları bir işte bile çalışmamıza fırsat vermiyorlardı. Devamlı olarak bize karşı operasyon düzenliyorlardı. Bu durum da ekonomik olarak bizi etkiliyordu. Sıkıntı çektiğimiz zamanlar olmuştur. FETÖ’cüler hayatın her alanında bizlere büyük bir mağduriyet yaşattılar. Bunun hesabını Allah’a nasıl verecekler bilemiyorum” dedi.