Dünya
Komünistlerden 30 yıldır hesap sorulmadı
Bulgaristan’da 1989’a kadar hüküm süren komünist rejimin, Türkleri asimile etmek için kapattığı işkence kampları hâlâ hafızalarda. 8 bin kişinin çeşitli işkencelerle katledildiği Belene Kampını ziyaret eden eski Türk mahkumlar, zulüm dolu yılları yeniden yaşarken, adalet istediklerini söylediler.
Şimdi komünist Çin’de Uygur Türklerinin yaşadığı zulmün bir benzeri 1980’li yıllarda Bulgaristan’da sahneleniyordu...
Bulgaristan’da 1989 yılına kadar hüküm süren komünist rejimin, düşünceleri, soyları ya da inançları nedeniyle zulmettiği muhalifler ve Türkler hâlâ adalet ararken; düşüncelerini, dinlerini veya Türklüklerini inkar etmedikleri için tutuldukları, işkence gördükleri toplama kamplarından Belene, kuruluşunun 70. yılında onlar için “kapanmayan bir yara” olmayı sürdürüyor.
Tuna Nehri üzerindeki Belene Adası’nda muhaliflerin tutulduğu toplama kampı, bir zamanlar içinde çığlıkların yankılandığı binalarıyla eski günleri hatırlatıyor. 1949’da kurulan ve önceleri muhaliflerin yollandığı kamp, 1984’te “Soya Dönüş” adı altındaki asimilasyon kampanyasına karşı çıkan Türk ve Müslümanlara hapishane oldu. 1987’de kapatılana kadar 23 binden fazla kişinin tutulduğu kamp, kötü şöhretini işkenceler ve mahkumların ağır şartlar altında çalıştırılmasıyla edindi. Burada yaklaşık 8 bin mahkum zulüm altında can verirken, bu kişilerin cesetleri ya Tuna’ya atıldı ya domuzlara yem edildi ya da toplu mezarlara gömüldü.
Katledilenler gözyaşıyla anıldı
Paslı tel örgüleri, boş gözetleme kuleleri, kırık camlı binaları ve bazı mahkumların ölüme yürüdükleri köprüsüyle kamp, kuruluşunun 70. yılında hüzün dolu bir törene sahne oldu. Eski mahkumlar ve yakınlarının katıldığı törende, vahşet dolu günler ile komünist rejim zulmünün kurbanları gözyaşlarıyla anıldı.
Yaşadıklarının bir daha başkalarının başına gelmemesi için çaba gösteren eski mahkumlar, o günleri ve beklentilerini anlattı.
Üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hürriyet ve Şeref Halk Partisi (HŞHP) Genel Başkanı Kasım Dal, hayatının 3.5 yıl aralarında Belene’nin de olduğu farklı kamplarda geçirdiğini söyledi.
O kanayan yara hiç kapanmıyor
O dönem “Bulgaristan’ın her bir tarafının hapishane olduğunu” belirten Dal, “İçimizde o kanayan yara hiç kapanmıyor. Komünistler, bir insanlık suçu işlediler ama şu ana kadar, 30 senedir hiç kimse onlara hesap sormadı” dedi.
Türk ve Müslümanlara karşı 1984’te yapılan asimilasyon kampanyasına karşı direniş örgütü olarak faaliyet gösteren Demokratik İnsan Hakları Ligi kurucularından Sabri İskender de 1985’te buraya gönderilenlerden. Eziyet çektiklerini ama Türklüklerini muhafaza ettiklerini anlatan İskender, “Türk olduğum için ve Türklüğümü savunduğum için buraya getirildim. Tam 111 gün tek kişilik hücrede kaldım. 1989’da trene bindirilip Türkiye’ye gönderildim. Türk halkı bizi bağrına bastı, yardımcı oldu ve Türkiye’de hiç zorluk çekmedik” diye konuştu.
Zorla Hristiyan yapmak istediler
Seydalı Akgün de kampta 5 yıl yattığını söyleyerek, “Bizleri Tuna Nehri’nde vaftiz ederek Hıristiyan yapmak istediler. Ancak biz Müslümanlığımızdan asla vazgeçmedik” dedi.
Parlamento Başkanı Tveta Karayançeva, Belene kampının, Bulgaristan’da insan doğasının en çirkin yüzünü gösterdiği yer olduğunu söyledi. Kampın bir cehennem olduğunu kaydeden Karayançeva, bugün ana muhalefetteki Bulgaristan Sosyalist Partisinin (BSP) devamcısı olduğu Komünist Partinin yaptıklarından utanç ve pişmanlık duymadığını belirtti.