Gündem
CHP’li Küçükkaya ile gizlice görüşen İmamoğlu ağzındaki baklayı çıkardı! VIP Ekrem bakın neler istemiş neler!
Pazar günü AK Parti'nin İBB adayı Binali Yıldırım ile canlı yayına çıkan CHP'li Ekrem İmamoğlu, programın moderatörü İsmail Küçükkaya ile birkaç gün öncesinde yaptığı görüşmeyi doğruladı. İmamoğlu, o görüşmede Küçükkaya'ya programda nelerin konuşulması gerektiğini söylediğini de belirtti.
Pazar günü tüm Türkiye büyük bir dikkatle ve heyecanla AK Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım ile CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu'nun ortak canlı yayınına kilitlendi.
Program henüz sıcaklığını korurken CHP'li İmamoğlu'nun yayından birkaç gün önce programın moderatörü Fox TV sunucusu İsmail Küçükkaya ile bir otelde görüştüğü ortaya çıktı.
Habertürk'ten Kübra Par'ın sorularını cevaplayan İmamoğlu, görüşmenin gerçekleştiğini doğrulayarak neleri konuştuklarını açıklarken, ortak yayında 'nelerin konuşulması gerektiğini' söylediğini de açıkladı.
CHP'li İmamoğlu'na yöneltilen sorular ve cevaplar ise şu şekilde:
"Önemli bir başlangıç olduğunun farkındayım"
-Sizce nasıl bir yayındı?
"Aslında Türkiye'nin ne kadar zaman kaybettiğini gösteren bir gece yaşadık. Bugüne kadar böyle bir yayından milletin mahrum kalması demokrasi adına o kadar üzücü ki... İki insan bir araya geliyor, bir edep içerisinde İstanbul'u konuşuyor. 17 yıldır bu yapılmıyor. Niçin? İnsanlar konuşsa, sorsa… Bu sefer sokakta ayrışan ve kutuplaşan insanlar konuşmaya başlayacak. Bu bakımdan ben çok tarihi bir an yaşadığımızı düşünüyorum. Önemli bir başlangıç olduğunun farkındayım. Onun için, inanın tüm hassasiyetimle, kendi ruhumla kendimi yansıtmaya, samimiyetimi aktarmaya çalıştım. Her iki tarafın da kusurları olabilir ama toplum bence gerekli mesajı almıştır. Aynı zamanda bundan sonra da olması noktasında ciddi bir adım atılmıştır. Kesinlikle medya kazandı. Bir de o yönüyle bundan sonra o masadan kimse kaçamaz."
-Yayına nasıl hazırlandınız?
"Çok büyük bir hazırlık yapmadım. Çünkü 7-8 aydır her anım hazırlıkla geçiyor. İstanbul'u çalışıyoruz. Arkadaşlarım cumayı cumartesiyi boşaltalım dediğinde, "Hayır, öyle bir şey istemiyorum. Aksi takdirde o 2 saate çok önemli bir şey yüklemiş oluruz. Ben zaten hazırım. Ben İstanbul için hazırım!" dedim. Onun için cumayı da cumartesiyi de sahada geçirdik, hatta cumartesi 9 buçuk 10'u buldu programımızın bitmesi. Ertesi gün nelere hazırlık yapmalıyız, neleri konuşabiliriz diye bir kontrol ettik ve programa çıktık. Yani öyle çok özel bir çalışma yürütmedim."
"Dilin bu kadar değiştiği ilk seçim"
-İsmail Küçükkaya'nın soruları önceden verip vermediği çok tartışıldı. Yayın öncesinde ne sorulacağını biliyor muydunuz?
"Hayır hayır, öyle bir şey yok. Ama konu İstanbul olduğu için, ulaşımı konuşacağımızı, çevreyi konuşacağımızı biliyorduk. Sadece dün akşam depremi, kentsel dönüşümü konuşamadığımız için üzüntü duydum. Çünkü o gerçekten İstanbul için ele alınması gereken trajik bir konu. Bunu çok hızlı çözmemiz gerekiyor. Bir ona üzüldüm, onun dışında kısa da olsa her şeye temas ettik. Çocuğu konuştuk bu kentte. Bakın, bir yerel dilin bu kadar değiştiği ilk seçim bu. Geçmiş seçimlere döndüğünüzde mega projeler, yapılar, tünelle konuşuluyordu ama bu sefer insanı konuşuyoruz, farkında mısınız? Çocuğu, kadını, toplumu, birleşmeyi, buluşmayı, barışmayı konuşuyoruz. Bu muazzam bir şey, çok mutlu oldum. Rakibimin de bu dile eğilim göstermesi ve ona dönük konuşmalar yapması bence bir kazanımdır."
"Neleri konuşmamız gerektiğini söyledim"
-İsmail Küçükkaya ile önceden buluştuğunuza dair bir iddia ortaya atıldı. Yüz yüze görüştünüz mü yayından önce?
"Tabii ki. Bana geldi, zaten, 'Sizinle görüşeceğim, ardından Sayın Binali Yıldırım'ı ziyaret edeceğim' dedi. Gizli görüşme derken, kameraların önünde değildi ama gizli de değildi. Oturduk, konuştuk. Sorular konusunda da, "Sizin ne soracağınıza karışmam ama konunun çemberi belli. İstanbul konuşulmalı, tamam ama İstanbul'da ikinci seçime niçin gidildiği de konuşulmalı. Bu en önemli mesele" dedim. Normal bir seçim değil ki bu. 31 Mart'ta bir seçim yaptık, 23 Haziran'da niçin bir seçim daha yapıyoruz? Niye bu ülke 3 ay daha seçimle boğuşuyor? Bunu millete anlatmamız gerektiği konusunda talebimi ilettim. Sorular, özel detaylar gibi konulara asla girmedim. "Siz aklınıza gelen her şeyi sorabilirsiniz" deyip, kendilerini uğurladım."
"1980'lerde yapılan açık oturumları hatırlıyorum..."
-Yayın sonrasında, 'Bu yayın aslında kimsenin kararını değiştirmeyecek' yorumları ağırlıktaydı. Hatta yayının sıkıcı olduğunu düşünenler de oldu. Bu yorumlara ne diyorsunuz?
"Kavga etsinler, sürtüşme olsun diye bekleyenler de olmuştur. İtiraf etmeliyim ki açıkçası iftira anlamında benim canımı sıkan birkaç söz oldu. Özellikle yalan kelimesi… Ama kavga etmeden de tartışılabileceğini ispat ettiğimizi düşünüyorum. Bu bence sevindiricidir. Rakibimize de bu anlamda teşekkür ediyorum. Kavga etmek bir kazanım değil ki. Sıkıcılıktan kasıt nedir? Ne olmalıydı? Birbirimizin yakasına mı yapışmalıydık? Bence keyifliydi. İyi bir deneyimdi. Bundan sonrakiler daha yaratıcı olabilir. 1980'lerde yapılan açık oturumları hatırlıyorum; biraz daha TRT formunda, biraz daha kurumsal. Hafif o havada başladı süreç. Ayakta olmalı, belki daha hareketli olmalıydı. Arkada ekranda projeler dönüyorken anlatmak isterdim. Daha farklı bir stüdyo ortamı olsun ve insanlara canlandırmalar sunalım isterdim."