AKİT MENÜ

Gündem

Askeri krizler bile yaşanabilir! Hedef Türkiye'yi Akdeniz’de devre dışı bırakmak

Doğu Akdeniz’deki son gelişmeleri Yeniakit.com.tr’ye değerlendiren ANKASAM Avrasya Danışmanı Prof. Dr. Giray Saynur Derman, “Doğu Akdeniz’de askeri krizler yaşanabilir. Türk-Rus yakınlaşması teşvik edilirken Avrupa’ya giden doğalgaz sevkiyatı istikrarsızlaşabilir. Doğu Akdeniz’de Türkiye devre dışı bırakılmak isteniyor. TSK, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hak ve menfaatlerini güçlendirmektedir.” dedi.

Güncelleme Tarihi:

Mehmet Özmen - Ankara   yeniakit.com.tr 

Avrupa Birliği, Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri nedeniyle Türkiye’nin Gümrük Birliği görüşmelerini dondurmakla tehdit ederek, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine karşı ‘gerekli’ tedbirleri alınmalı” açıklamasında bulundu. Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti ise yıllardır kapalı olan Maraş’ı açma kararı alarak, Maraş’ın statüsünün netleşmesi için KKTC ve Ankara’nın birlikte hareket etmesine karar verdi. Bütün bu gelişmeler yaşanırken “Doğu Akdeniz’deki gerilimin Türkiye ve Rusya bağlamındaki yansıması” ne olacak?

Doğu Akdeniz’de neler oluyor?

Son günlerde Doğu Akdeniz’de yaşanan hareketlilik ve gerginliğin temel parametreleri; enerji kaynaklarının paylaşımı meselesi ve yeni dünya düzenindeki küresel ve bölgesel ülkelerin güç mücadelesi olduğunu belirten Prof. Dr. Giray Saynur Derman, “Doğu Akdeniz bölgesi, özellikle hidrokarbon kaynakları açısından zenginliği, yeni keşfedilen enerji kaynakları, jeopolitik açıdan sahip olduğu merkezi konum, jeo-stratejik açıdan Orta Doğu bölgesine yakınlığı ve dünya deniz ticaretinde bir merkez olması gibi çeşitli sebeplerle uluslararası politika gündeminde zirveye tırmanmıştır. Özellikle Dünya enerji taleplerinin hızla arttığı göz önüne alınırsa dünyadaki doğal gaz kaynakları artan bu talebi karşılamak için önemli bir rol oynamaktadır.Dünyanın birincil enerji kaynaklarında en yüksek tüketim artış hızı doğal gaza aittir.” dedi.

“Delta Havzası’nda yaklaşık 1,8 milyar varil petrol, 6,3 trilyon metreküp doğal gaz ve 6 milyar varil sıvı doğal gaz rezervi olduğu tahmin edilmektedir”

Prof. Dr. Giray Saynur Derman, şöyle konuştu:

“Arz-talep modellerine dayanarak, bazı bölgelerde yerel gaz üretiminin düşmesi, artan arz-talep açığına yol açmaktadır. Bu bağlamda Doğu Akdeniz bölgesinin enerji merkezi haline getirilmesi çabaları son yıllarda hız kazanmıştır. Bölgenin mevcut dinamiklerle bölge refahına etki edebilecek şekilde jeopolitik önemi ile küresel güç mücadelesinde hamle üstünlüğü kazandıracak bir önemi de bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nın 2010 yılındaki raporunda, Kıbrıs, Suriye, Lübnan, ve srail-Filistin arasında kalan Afrodit bölgesinde 3,45 trilyon metreküp doğal gaz ve 1,7 milyar varil petrol rezervi bulunduğu öne sürülmüştür. Nil Delta Havzası’nda yaklaşık 1,8 milyar varil petrol, 6,3 trilyon metreküp doğal gaz ve 6 milyar varil sıvı doğal gaz rezervi olduğu tahmin edilmektedir.”

“3 milyon 450 bin metreküp doğal gaz bulunuyor”

Kıbrıs adasının etrafında 8 milyar varillik bir petrol rezervinin tespit edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Giray Saynur Derman, “Girit Adası’nın güneydoğusunda kalan ve Heredot olarak adlandırılan bölge ile Kıbrıs Adası çevresindeki bölgede 3,5 trilyon metreküplük doğal gaz olduğu tespit edilmiştir. Doğu Akdeniz’deki enerji rezervinin yaklaşık olarak 30 milyar varil petrole eşdeğer olduğu tahmin edilmektedir. Toplam değeri 1,5 trilyon dolardır. Kıbrıs, Lübnan, Suriye ve İsrail arasındaki bölgede 3 milyon 450 bin metreküp doğal gaz ve yaklaşık 1 milyar 700 milyon varil petrol bulunmaktadır. Delta Havzasında 7 trilyon metreküp doğal gaz ve 1 milyar 800 milyon varil petrol olduğu tahmin edilmektedir.” şeklinde konuştu.

“Türkiye 572 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılayacak durumda”

Kıbrıs, İsrail ve Mısır arasında kalan alanda ise 10 trilyon metreküp doğal gaz 8 milyar varil petrol bulunduğunu belirten Prof. Dr. Giray Saynur Derman, şunları söyledi:

“Doğuya uzanan bölgede 3 trilyon metreküp doğal gaz Akdeniz’de toplam değeri 3 trilyon dolar olan 60 milyar varil petrole eşdeğer hidrokarbon rezervi olduğu belirtilmektedir. Bu rezerv de Avrupa’nın ise 30 yıllık, Türkiye’nin ise 572 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılayacak durumdadır. Görüldüğü üzere bu zenginliğe göre rekabetin büyüklüğünü de tahmin etmemiz zor değildir.”

“Doğu Akdeniz’de askeri krizler yaşanabilir”

Bölgedeki enerji kaynaklarına yönelik ilginin tarihi sürecini anlatan Prof. Dr. Giray Saynur Derman, “2008-2011'de, İsrail kıyılarındaki Tamar ve Leviathan sahalarının ve Kıbrıs kıyılarındaki Afrodit sahasının keşfedilmesiyle bölgenin enerji serüveni başlamıştır. Keşfedilen bu kaynakların ihraç edilebilmesi için boru hatlarından (Türkiye veya Yunanistan'a) LNG tesislerine (Kıbrıs, İsrail ve Mısır) kadar çeşitli ihracat seçenekleri gündeme gelmiştir Bu keşifler bölgedeki yeni bir ekonomik ve siyasi istikrar dönemini teşvik amaçlı bir katalizör rolü de olabilir. Şimdilik bu kolay görünmemekle beraber ekonomik rekabet, bölgede silahlı çatışmaya dönüşme potansiyeline sahiptir. Yani bir diğer ifadeyle Akdeniz’in içinde bulunduğu kırılgan durumun hidrokarbon keşifleriyle birlikte Doğu Akdeniz’de askeri krizler yaşanması olası dahilindedir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Doğu Akdeniz Gaz Forumunun geçersiz hale getirilmesi hedefleniyor”

GKRY’nin 2002 yılından beri yabancı gemiler vasıtasıyla Türk kıta sahanlığına girme girişimlerinin olduğunu belirten Prof. Dr. Giray Saynur Derman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye bu illegal girişimlere izin vermemiş ve gerekirse güvenlik açısından bu girişimlere askeri bir yanıt vermesi de ileride ihtimal dahilindedir. Ayrıca son dönemde Rum Yönetimi'nin, Fatih sondaj gemisinin çalışanları ve TPAO ile iş birliği yapan yabancı şirketlerin yöneticileri hakkında tutuklama kararı çıkarması hukuksuzdur. Uluslararası hukuk kuralları ihlal edilmektedir. Türkiye Doğu Akdeniz’de oyunun kurallarını değiştirmek, tarafları kendisinin de dahil olacağı bir müzakereye zorlamak için, kendi kıta sahanlığının ihlal edildiği düşündüğü Kıbrıs’ın batısında sondaj yapacağını açıklamasıyla kendi kıta sahanlığı sınırlarını fiili olarak kabul ettirmeyi ve Doğu Akdeniz Gaz Forumunu geçersiz hale getirmeyi hedeflediğini açıkça belirtmiştir. Bütün tepkiler de bu hedeflerden sonra ortaya çıkmıştır.”

“Türk-Rus yakınlaşması teşvik edilirken Avrupa’ya giden doğalgaz sevkiyatı istikrarsızlaşabilir”

Reel politik açısından Türkiye’nin bu aşamada çok fazla seçeneği olmadığını da ifade eden Prof. Dr. Giray Saynur Derman, “Türkiye bölgede uyguladığı kararlı tutumunun yanı sıra diğer bölgesel ve küresel aktörlerle koordineli bir şekilde hareket edebilir. Özellikle bu aktörlerden Rusya dikkati çekmektedir. Bölgedeki gelişmeler Rusya’ya da bazı fırsatlar sunabilir. Bu çerçevede Türk-Rus yakınlaşması teşvik edilirken Avrupa’ya giden doğalgaz sevkiyatı istikrarsızlaşabilir.” diye konuştu.

Peki, Rusya’nın temel hedefleri neler?

Değerlendirmesinde sürekli İsrail’in etkinliğine vurgu yapan Prof. Dr. Giray Saynur Derman, şöyle konuştu:

“İsrail, Yunanistan ve GKRY üçlüsünün yürüttüğü konsorsiyumla ilişkili olarak Rusya’nın bölgede dengeleme çabaları ve enerji monopolü olarak ortaya çıkması da dikkat çekicidir. Türkiye ve Rusya ile anlaşması yapılan S-400 sevkiyatları ve ABD’nin bölgedeki varlığını engelleme çabalarını içeren kapsamlı bir strateji Rusya’nın temel hedefleri olarak öne sürülebilir. Rusya ekonomi ve dış politikasını enerji politikaları üzerine inşa eden bir ülkedir. Bütçe gelirlerinin %40’dan fazlasını enerji kaynaklarından sağlamaktadır. AB, doğalgaz ihtiyacının %41’ini Rusya’dan karşılamaktadır. Enerji gelirlerinin devamlılığını sağlamak, Avrupa doğalgaz pazarında tekel durumunu korumak Rusya için önceliktir. Doğu Akdeniz’de bulunan gaz rezervleri ve bu gazı Avrupa’ya taşıyacak Güney Gaz Koridoru Avrupa için Rus gazına bir alternatif oluşturabilme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle Rusya, Doğu Akdeniz’de enerji projelerine dahil olarak, kıyıdaş ülkeler ile ikili ilişkiler geliştirerek, çıkarları doğrultusunda oyunu sürdürmeye çalışmaktadır.”

“Rusya, İsrail ile işbirliğini geliştirmek istiyor”

Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeleri Rusya açısından etkinliğini değerlendiren ANKASAM Avrasya Danışmanı Prof.Dr. Giray Saynur Derman, “Doğu Akdeniz’de Mısır’a ait ZOHR sahasının %30’unu Rus Lukoil firması satın almıştır. Banyas’tan Tartus’a kadar Suriye’nin kıyı kesiminde 25 yıllık sondaj hakkı Rus enerji firmalarına aittir. Rusya, İsrail ile işbirliğini geliştirerek Tamar ve Leviathan sahalarındaki gazın bir kısmını LNG olarak Avrupa yerine, Doğu Asya pazarına satmayı planlamaktadır. ABD’nin teşvikiyle kurulan Doğu Akdeniz Gaz Forumu, EXXCON mobilin bu oyuna dahil olması hem Türkiye ve hem de Rusya açısından olumsuz mahiyettedir.” dedi.

“Doğu Akdeniz’de Türkiye devre dışı bırakılmak isteniyor”

Türkiye, Kıbrıs’ın haklarından mahrum bırakılma çabalarına ve doğalgaz arama faaliyetlerine karşı çıkmış ve KKTC ile yaptığı 2011 tarihli Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması ile kendi enerji sahalarını belirleyip ilan ettiğini hatırlatan Prof.Dr. Giray Saynur Derman, “GKRY’nin sözde tek yanlı ilan ettiği sahalarda hidrokarbon kaynağı aranmasına izin vermeyeceğini GKRY ile yaptıkları anlaşma çerçevesinde bölgede arama faaliyetleri yapan şirketlerin gemilerine müdahale ederek göstermiştir. Türkiye, en önemli kıyıdaş devletlerden biri olduğu Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarında kendi hakkını koruma kararlılığını sürdürmektedir. Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi devre dışı bırakma çabaları bu bölgedeki keşiflerin Avrupa’ya aktarılmasını geciktirip, bu konuda Rusya’ya olan bağımlılıklarının devam etmesine sebebiyet vermektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye ve Irak'ın kuzeyinin yanı sıra son dönemde Doğu Akdeniz'de de varlığını arttırdı. Sismik araştırmalara koruma görevi yürüten Türk savaş gemilerinin yanı sıra Sahil Güvenlik Komutanlığı da Kuzey Kıbrıs'ın en büyük tatbikatı için gemilerini Kıbrıs açıklarına gönderdi. Haziran ayında üç gün süren KKTC’nin Kara, Deniz, Hava kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Kuvvetlerinin en büyük tatbikatı yapıldı. Bu tatbikatın mahiyeti ‘Bir yolcu uçağının Kıbrıs’ta düşmesi durumunda, arama kurtarma ve acil durum yapan gemilerdeki ve teknelerdeki kazazedeleri, botları batan göçmenleri kurtarma’ idi.”

“TSK, Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini güçlendiriyor”

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini durdurmadan devam ettirmesi gerektiğine işaret eden Prof.Dr. Giray Saynur Derman, şöyle konuştu:

“Türkiye Hükümeti bölgede askeri yeteneklerini barışçıl amaçlarla göstermektedir. Tatbikat sırasında Hava Kuvvetleri görevde olmuştur. Sismik araştırma yapan Barbaros Hayrettin Paşa gemisini koruma görevinde bulunan Kemal Reis fırkateyni de bu tatbikata katıldı. Rum kesimimin tek taraflı hidrokarbon arama faaliyetlerine karşılık bölgede varlığını arttıran Türk Silahlı kuvvetlerinin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini güçlendirmektedir. Bu tatbikat atışsız ve silahsız bir tatbikat olmasına rağmen Rum kesimi bu tatbikatı barışçıl amaçlara hizmet etmediği gerekçesiyle eleştirmektedir. Türkiye açısından Doğu Akdeniz’deki doğalgaz ve petrol rezervleri hayati önem taşımaktadır. Bu sebeple Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti karasularında bulunacak enerji rezervlerini çıkarma ve global pazarlara iletme hedefini temel strateji olarak belirlemiştir.”

“Güç dengesi açısından Türkiye, Rusya ve İran bölgede belirleyicidir”

ANKASAM Avrasya Danışmanı Giray Saynur Derman, Doğu Akdeniz’de yaşananları şu sözlerle özetledi:

“Sonuç olarak Doğu Akdeniz bölgesi; hem jeopolitik açıdan sahip olduğu merkezi konum ile hem de son dönemde keşfedilen enerji kaynakları ile uluslararası arenada gündemdeki bir bölgedir. Türkiye’nin bölgedeki oyun dengelerini değiştirmek üzere harekete geçmesi başta ABD olmak üzere GKRY ve Yunanistan gibi birçok ülkeyi rahatsız etmektedir. Güç dengesi açısından Türkiye, Rusya ve İran bölgede belirleyicidir. Türkiye için bu konuda Rusya’nın desteğini almak çok önemli. Zira, BM Güvenlik Konseyi Daimî üyesi olarak Rusya’nın Türkiye’yi desteklemesi Güvenlik Konseyi’nin bu konuda bir yaptırım karar almasını zorlaştıracaktır. Rusya’nın bu noktada krize göre Türkiye’ye vereceği kısmi desteğin bir faturası da olabilir. Türkiye’nin bölgedeki sondaj faaliyetleri Türkiye’nin başarısı olduğu kadar Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nun arkasındaki ABD ve Güney Kıbrıs’ın haklarını koruyamayan AB’nin de başarısızlığı olarak algılanabilir. Rusya, bu surumda doğalgaz projeleri için güvenilir ortak konumuna gelebilir, işbirliği için yeni mevki elde edebilir. Rusya’nın pragmatik yaklaşımı ve desteği Türkiye'den alacağı tavizin büyüklüğüne bağlı olacaktır. Türkiye, kriz derinleştikçe Rusya’nın desteğini almak için S-400 konusundaki kararlı duruşunu devam ettirebilir ve Suriye’de Fırat’ın doğusunda Rusya ile ortak bir harekât gerçekleştirebilir. Rusya'nın Türkiye'ye vereceği destek bölgede işbirliği içerisinde bulunduğu Mısır İsrail Lübnan ve Güney Kıbrıs ile ilişkilerini muhafaza edebileceği ölçüde olacaktır. Suriye, Türk Akımı ve S-400 hava savunma sistemi tedariki gibi konularda iki ülke arasında bir stratejik ortaklıktan bahsedilse de ilişkiler daha çok Rusya’nın çıkarları doğrultusunda ilerlemektedir. Buradan hareketle Rusya, Türkiye’ye vereceği destekte Doğu Akdeniz’de kurduğu ikili ilişkileri de tehlikeye atmak istemeyecektir.”

Yorumlara Git

Selçuk Bayraktar 2026 hedefini açıkladı: Baykar için 'üretim' ve 'yapay zeka' yılı olacak!

Trump duyurdu, Hindistan Rusya'yı terk etti: Kirli ittifakta enerji çatlağı!

İftira siyasetine yargı tokadı: Özgür Özel ve Murat Emir tazminata mahkum edildi!

ABD Büyükelçisi Barrack’tan İki yüzlü batıya Türkiye tepkisi: Bu delilik!

CHP’de yapay kaos gerçek ihanet! Cezaevinden Kürtçülük mesajı