Gündem
Veysel Kömürcü’ye göre AK Parti bu yüzden zayıfladı! Dünyayı kurtaralım derken kendilerini kaybettiler
Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı Veysel Kömürcü, sosyal medya hesabından paylaştığı “Bizim Çocuklar” başlıklı paylaşımıyla Ak Parti’nin 17 yıl aradan sonra neden gerilemeye başladığının sebeplerini anlattı. Ak Parti’ye büyük başarılar kazandıran tabanı “Anadolu’nun yağız çocukları” olarak tanımlayan Kömürcü, “Makam ve mevki, para ve güç, saflık ve masumiyeti bozdu. Bizim delikanlılar, dünyayı kurtarma idealiyle çıktıkları yolda, kendilerini kaybetti.” dedi.
İsmail Uğur yeniakit.com.tr
Ak Parti’nin yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul’u neden kaybetme nedenlerine ilişkin tartışmalar sürerken, ulvi ideallerle yola çıkan kadroların geldiği noktayı noktayı Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı Veysel Kömürcü ilginç bir dille kaleme aldı. Sosyal medya hesabından yaptığı “Bizim Çocuklar” başlıklı paylaşımında, Ak Parti’ye gönül veren insanların yaşadığı değişim ve dönüşümü anlattı.
Anadolu’dan gelen saf yağız delikanlılar
Ak Parti’ye gönül veren gençler için “Onlar bizim kardeşlerimiz” diyen Kömürcü, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Onlar bizim kardeşlerimiz. Hepsi Anadolu’dan gelen yağız çocuklar. Saf ve temiz. İlim tahsil etmek için geldiler. İçlerinde yanan ilim aşkıyla geldiler İstanbula. Payitahtı öğrendiler. Payitahtın Payitaht olduğunun yılmaz savunucusu oluverdiler. Ümmetin yegane kurtarıcısı, ümmetin çocuklarının hem dünyasını hem ahiretini kurtaracak ağabeyleri oldular. Dünyayı kurtaracakları vakıflarda derneklerde yetiştiler, hemen akabinde dünyayı kurtaracak olanları yetiştirmek üzere görev
aldılar.
‘Bir avuçtuk biz göklere sığmayan
Bir avuçtuk biz cennete susayan’
onlardı.
28 şubat ve katsayı adaletsizliği ve başörtüsü gibi bir dönemin zulüm günlerinde; ezile ezile, yılmadan yorulmadan çarpışarak varoluşlarına anlam kazandırdılar.
Her şey cihad, her imkan Allahın rızası yolunda bir vesile idi. Siyasete de öyle başladılar. Bir dönem muhalif oldular, kısa süre siyaseten geldikleri ve gidecekleri yere doğru sövdüler.”
Rızkı veren Allah’tı ve bunun okulunu okumuşlardı
Kömürcü paylaşımını şöyle sürdürdü:
“Sonra büyük büyük ağabeyleri Ak Parti’ye katıldı. E doğal olarak onlar artık Ak Partiliydi. En önde yürümeye can atıyorlardı. Çünkü kendilerine layık olan en öndü, daha aşağısı olmazdı. Bir an önce kurtarmaları gereken bir dünya vardı. O zamanlar sövdükleri adama şimdi isteyerek veya istemeyerek her gün methiyeler diziyorlar. O fotoğrafı oraya koymadan gözlerine uyku girmiyor. Bunu özellikle sosyal medyadan yapıyorlar ki, stratejik olsun. Çünkü tüm varlıkları ve konforları ve dahası istikballeri bu stratejiye bağlı. Halbuki Rızkı veren Allah’tı. Bunun okulunu okumuşlardı.”
Kibir ve ahlaki çöküş ondan sonra başladı
Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı Veysel Kömürcü, Ak Parti’nin samimiyetini ve toplum nezdindeki itibarını zedeleyen önemli noktaları vurguladığı paylaşımında, “İmkanlar oluştu Ak Partinin aldığı muazzam destek makamların kapılarını bizim delikanlılara açmıştı. Artık onlar, Hayrettin Karaman’ın tabiriyle “Ak Parti’nin Reis’ten daha havalı, ülkeyi kurtardığını zanneden züppeleri” olmuşlardı.
Anadolunun yiğit evlatları nihayet hakları olan! güce ve itibara kavuşmuş, yıllardır zoraki zaptettikileri kompleks ve ezikliklerinden kurtulma fırsatını Ak Parti sayesinde yakalamışlardı. Hakları olanı alacaklardı. Çünkü çok çalışıyorlar, gece gündüz partinin ve davanın yükünü omuzluyorlardı. Zaten süper zekalarıyla doktrin geliştirme, olağanüstü strateji belirleme, Türkiye’de ilkleri keşfetme gibi özellikleri vardı. Raporları da güzelce şişirip üstlerini de kandırdılar mı her şey tamamdı. 500 ise 1000, 1000 ise 1.500...
Tabi makamlar, imkanlar artmış, çürüme tam bu sırada başlamış, para iki dudakları arasında bir kelime olmuştu. Kibir ve ahlaki çöküş de bunlarla birlikte gelmişti.” ifadelerini kullandı.
Koskoca adam dürüm yiyecek hali yok ya
Kömürcü ifadelerini şöyle sürdürdü:
“Çok vakit kaybedilmişti. Biran önce paralar toplanmalı, makama iyice yerleşilmeli, etrafta, iş yapacak, iş yaparken de ilerde rakip olmayacak, eleştirmeden koşulsuz itaat edecek, ve yalakalık da yapabilecek elemanlardan yakın ekip kurulmalıydı. O kadar iş! yalnız yapılamazdı tabi.
Özel şoförlü makam arabaları, maiyetle dolaşmalar, yanında fotoğrafçı gezdirmeler, kapıda sekreterler, ayfonlar çifter çifter. Çocukları da ihl verdiğin özel eğitim kurumuna beleş gönderdin mi tamamdır. E koskocaman adam, büyük adam, dürüm yiyecek hali yok ya. Olacak o kadar.
Odada tütsüler, meditasyonlu müzikler, klasiğinden, sufisine, enstrümentalden uzak doğusuna. Birkaç artistik fotoğraf, kitaplı pozlar, birkaç programa da kendimizi konuk yaptık mı, etiket de tamam. Üst baş, biraz danışıklı twit miwit de attırdık mıydı, görüntü de güzel. Bizim köylü delikanlı oldu size, kanaat önderi, hatta kral. Hakkı da buydu zaten. Personeline, ‘daha çok çalışın, bu işler Allah rızası kazandırır, aslansınız, kaplansınız, ama soru sormayın gebertirim, güzel çek, bir daha çek, feyse koyacam.’ tarzında emirler.
Dünyayı kurtarmak için çıktıkları yolda kendilerini kaybettiler
Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı Veysel Kömürcü, paylaşımını şu ifadelerle tamamladı:
“Şimdi geldik zurnanın zırt dediği yere. Para akıyor, bu kadar parayı ne yapmak lazım? Evler, arabalar aldık, bir yere kadar. Faiz de haram. Dolar Avro da siyaseten ekonomimiz açısında pek sıcak bakmadığımız şeyler. Bankaya da yatıramıyoruz çünkü kaynağı malum. Yatırım yapmak lazım ama neye yapmak lazım?
Enerji ?
İnşaat/emlak ?
Otomotiv ?
Bizim Anadolunun yağız delikanlısı, oldu mu size bir de iş adamı, müteahhit. Dünyayı kurtaracağız ya, bu nedenle Müslümanlar zengin olmalı ya. ‘Önce kendimizi kurtaralım, sonra ümmeti kurtaralım’ dediler. Sonra bir de baktılar ki; dünyayı kurtarma idealiyle çıktıkları yolda kendilerini kaybettiler.”