AKİT MENÜ

Gündem

Yusuf Kaplan'dan dikkat çeken sözler: Kaybetmeye çoktan başlamıştık

Yazar Yusuf Kaplan, 23 Haziran İstanbul seçimlerinin tamamlanmasının ardından dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Kaplan yazısında, "Ak Parti kazansaydı, kaybedecektik aslında. Kaybetmeye çoktan başlamıştık. Sadece Ak Parti için söylemiyorum bunu; bu ülkenin çocukları olarak hepimiz için söylüyorum" ifadelerini kullandı.

Güncelleme Tarihi:

Yazar Yusuf Kaplan, İstanbul'daki seçimin tamamlanmasının ardından bugün köşesinde 'Manevî (entelektüel, kültürel, ahlâkî) temellerden yoksun maddî atılımlar hüsranla sonuçlanır' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yusuf Kaplan seçimlerin yenilenme kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İstanbul seçimleri yenilendi, Ak Parti yaklaşık % 9 gibi yüksek bir oranla İstanbul’u kaybetti. Seçimlerin yenilenmesi kararı alındığında, gazetedeki arkadaşlarla konuyu konuşurken, “bu karar yanlış, çok yanlış hem de. Ve Ak Parti çok feci kaybedecek!” demiştim. Bazı arkadaşlar bana hak verdiler, bazıları “yapma Hocam!” diye itiraz ettiler" ifadelerini kullandı.

'Kazanana kazanana kaybediyoruz' diyen Kaplan şöyle devam etti:

Yenilenen İstanbul seçimlerinde Ak Parti niçin kaybetti sorusunu sorup cevabını vermeyeceğim. Aksine, şunu söyleyeceğim: Ak Parti kazansaydı, kaybedecektik aslında.

Kaybetmeye çoktan başlamıştık. Sadece Ak Parti için söylemiyorum bunu; bu ülkenin çocukları olarak hepimiz için söylüyorum.

Kazana kazana kaybediyoruz, diyorum bir kaç yıldır her yerde...

Bu ülkenin İslâmî kesimleri yerel yönetimlerle birlikte 20 küsur yıldır bu ülkede iktidarlar.

20 küsur yıl iktidar olmak, ülkeyi yönetmek, ülkenin her bakımdan önünü açacak işlere imza atmak anlamına gelebilir. Yoksa bu kadar süre, toplum size iktidar görevi vermez.

"Bu toplum İslam'ı kaybediyor"

Eğer bir toplum, ruhunu yitirirse, o toplum toplum olma vasıflarını da yitirir; sadece her kafadan ses gelen toplama yığınlara dönüşür; zamanla bütün dayanak ve tutamak noktalarını, bütün zorluklara göğüs germesini mümkün kılan direniş imkânlarını kaybeder ve bütün bu anlam haritalarındaki yırtılmalardan sonra parçalanmanın ve dağılmanın eşiğine sürüklenir.

Beni İstanbul seçimleri faslında ilgilendiren şey, falan Parti’nin kaybetmesi, filan Parti’nin kazanması değil artık. Beni ilgilendiren şey, bu toplumun son 4-5 yıldır hızla ruhunu yitirmeye başladığı ürpertici gerçeğidir. Dikkat ederseniz sadece bu konuyu yazıyorum burada 4-5 yıldır, esas itibariyle.

Bu toplum, bu toplumun ruhunun yegâne kaynağı İslâm’ı kaybediyor.

Bu toplumun çocukları, genç kuşakları, İslâm’ı terkediyor, ülkeyi terketme planları yapıyor...

Bu toplumun ruhunu oluşturan, tarih yapmasını mümkün kılan İslâmî değerlerini kaybediyor...

Bu toplumun İslâm’ı kaybetmesi, toplumsal olarak çözülmesi, ortak paydalarını yitirmesi, parçalanmanın eşiğine sürüklenmesi ve tarihten silinmesi demektir -Allah muhafaza!

"Tesettürü kaybettik"

Yaşadığımız hâdise tamtamına şudur: Türkiye, Menderes’le ve Özal’la yönünü buldu ama yörüngesini yitirdi.

Ak Parti’yle birlikte yörüngesini buldu ama kıblesini yitirdi.

Bunun en somut örneği başörtüsü mücadelesi: Başörtüsü mücadelesini kazandık ama tesettürü kaybettik.

"Üzerinde kafa yormamız gereken soru..."

Bir toplum, maddî olarak ne kadar büyürse büyüsün, manevî (entelektüel, kültürel, ahlâkî) olarak köklü hamleler yapmıyorsa, sonunda çözülmesi, çürümesi ve çökmesi mukadderdir.

Manevî temellerden yoksun bütün maddî atılımlar hüsranla sonuçlanır. Orada siyaseten değil ruhen kaybedilir. Türkiye’nin İslâmî kesimlerinin bu ülkeye vermeleri gereken en önemli şey manevî (entelektüel, kültürel ve ahlâkî) atılım olmalı oysa!

Üzerinde kafa yormamız gereken soru, siyaseten neden kaybettik sorusu değildir; siyaseten kazanmakla manevî olarak kaybetmekte olduğumuz hakikatini niçin göremediğimiz yakıcı gerçeğidir.

Yorumlara Git

İsrailli aşırı sağcı Bakan itiraf etti! Hedef Gazze'yi ele geçirip Yahudi yerleşimine açmak

CHP'li isimden Özel'e fena gönderme: Bu mu yeni parti?

2027 yılı hac kurası çekildi! Kesin kayıt tarihi belli oldu

İnancı, kıyafeti küçümsemek çağdaşlık değil ayrımcılıktır!

Okullarda ruhsal risk taraması başlıyor! 4 sınıf düzeyi mercek altına alınacak