Gündem
Jokey Ahmet Çelik kimdir? 93. Gazi Koşusu Veliefendi Ahmet Çelik hayatı ve biyografisi
Türk yarışçılığının derbisi olarak adlandırılan 93. Gazi Koşusu, 30 Haziran Pazar günü Veliefendi Hipodromu’nda yapılacağı açıklanmasından sonra jokey Ahmet Çelik kimdir, nereli ve kaç yaşında? sorusunu getirdi. İki odalı köy evinde anne, baba ve 9 kardeşiyle yaşayacak kadar çok fakir olduklarını dile getiren Ahmet Çelik, "Heybetli bir yarış atının üzerine çıkınca çok korktum. Birkaç kez arka arkaya binince de alıştım, çok hoşuma gitti. Ertesi gün çırak olarak çalıştığım oto sanayideki ustama da babama da tamirciliği sevmediğimi söyleyip, jokey olmanın yollarını araştırdım." diyor.
Türk yarışçılığının derbisi olarak adlandırılan 93. Gazi Koşusu, 30 Haziran Pazar günü Veliefendi Hipodromu’nda yapılacağı açıklanmasından sonra jokey Ahmet Çelik kimdir, nereli ve kaç yaşında? sorusunu getirdi. İki odalı köy evinde anne, baba ve 9 kardeşiyle yaşayacak kadar çok fakir olduklarını dile getiren Ahmet Çelik, "Heybetli bir yarış atının üzerine çıkınca çok korktum. Birkaç kez arka arkaya binince de alıştım, çok hoşuma gitti. Ertesi gün çırak olarak çalıştığım oto sanayideki ustama da babama da tamirciliği sevmediğimi söyleyip, jokey olmanın yollarını araştırdım." diyor.
The Last Romance isimli atıyla yarışacak olan jokey Ahmet Çelik 1987 yılında Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde dünyaya geldi. Ahmet Çelik, ağabeyi Mehmet Çelik’in ısrarı üzerine Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’ne kayıt olarak bu alanda eğitim almaya başladı. 2003 yılında buradan mezun olan Ahmet Çelik, 2004'den beri profesyonel olarak at biniyor.
Ahmet Çelik, jokey olmaya nasıl karar verdiğini Hürriyet Gazetesi'ne verdiği röportajda böyle anlatmıştı;
"Ben Şanlıurfa Suruçluyum. Bizim oralar, çayırlıklar içinde olduğu için nüfusun yüzde 80’i atçılık yapar. Babam da heves etti, dört arkadaşıyla birleşip, ucuza ‘Çetebey’ isimli bir Arap atı aldı. At aldı dediysem insanlar zengin bir aile olduğumuzu düşünmesin. İki odalı köy evinde anne, baba ve 9 kardeşiyle yaşayacak kadar çok fakirdik. Aldıkları at bedava denilecek kadar ucuz alınan bir attı. Çetebey bahçeye getirildiğinde onu birinin gezdirmesi gerekiyordu. Atı yormamak düşüncesiyle en hafif kilolu olarak beni üzerine oturttular. Heybetli bir yarış atının üzerine çıkınca çok korktum. Birkaç kez arka arkaya binince de alıştım, çok hoşuma gitti. Ertesi gün çırak olarak çalıştığım oto sanayideki ustama da babama da tamirciliği sevmediğimi söyleyip, jokey olmanın yollarını araştırdım. Babam beni İstanbul’a gelip, Apranti Eğitim Merkezi’ne kaydımı yaptırdı ve gitti. 12 yaşımda İstanbul’ta bir başıma kalmıştım. Sabah 09.00’da okula gidip ders görüyor, öğlen yemeğini okulda yedikten sonra, iki arkadaş Veliefendi’nin ahırlarında, atların üst katındaki seyis odalarında uyuyorduk. Geceleri çok üşüyor, titriyorduk. Akşam yemekleri, banyo, çamaşır yıkamak, giyinmek; her şey çok zordu. Resmen çok çileli bir hayat yaşadım. "
Ahmet Çelik röportajında Gazi Koşusu’nun önemini şöyle anlatmıştı: “Küçükken Gazi Koşusu’nda ata binmek en büyük hayalimdi. Kazanmayı bırak, o yarışta ata binmek dahi her jokey için bir onurdur. Bir jokey Gazi’yi kazandığında hayatındaki en büyük idealine erişmiş olur. O yılın zirvesi bu, bunun daha üstü yok.”