Gündem
Gazeteci Erol Göka mütreflere seslendi: “Tabiatı ve insanı daha ne kadar sömürebilirsiniz?”
Gazeteci Psikiyatr Erol Göka bugünkü yazısında kapitalizmin insandaki tamahkarlık duygusuna yaptığı etkilere değindi. Göka, “Tüketim toplumu, bizi can evimizden, en güvenilir mayamızdan, fıtratımızdan vuruyor. Şimdiki çocuklar, tüketimin, israfın en birinci müşterisi yapıldılar.” ifadeleriyle de gelecek nesilleri bekleyen tehlikeye dikkat çekti.
Oğuzhan Çağlar yeniakit.com.tr
Ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı gibi sebeplerle oluşturulmaya çalışılan algı operasyonları sürerken, Erol Göka köşesinde insan nefsinin doymak bilmezliği üzerine bir yazı kaleme aldı. Psikaytr-Yazar Erol Göka “Kapitalizmle baş edebilmek gerçekten zor ve siz ne söyleseniz tamahkarlık yılanı gelip sizi yine ısırmayı becerebiliyor. Kâğıt para düzeni ona göre kurulmuş.” diyerek, içinde bulunduğumuz ekonomik sistemin insanı tamahkarlaştırdığına dikkat çekti.
“Kapitalizmle başetmek gerçekten zor”
Yazar Göka, kapitalizmin insanları vampire ya da doymayan bir robota çevirdiğine değindikten sonra tüketim toplumundan çıkış yolu aradığını belirterek, “Tamahkarlığın, açgözlülükle sürekli haset ederek kişisel çıkar peşinde koşmanın, tefeciliğin ve faizciliğin, israfın ve istifçiliğin karşısına en iyi biçimde dinimizde bulunan ahlaki erdemlerle karşı çıkmak; bir. Devletin ekonomide adilane bir biçimde düzeni sağlamaya, sadece bir avuç insanın değil halkın zenginleşmesi için çaba göstermesini temin etmek; iki. Evet, iki çözüm yolu bulabildim esas olarak. Ama kapitalizmle baş edebilmek gerçekten zor ve siz ne söyleseniz tamahkarlık yılanı gelip sizi yine ısırmayı becerebiliyor. Kâğıt para düzeni ona göre kurulmuş.” ifadelerini kullandı.
“Tüketim toplumu bizi can evimizden vuruyor”
Gelecek nesillerin de mütref olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna işaret eden Yeni Şafak Yazarı, “Tüketim toplumu, bizi can evimizden, en güvenilir mayamızdan, fıtratımızdan vuruyor. Şimdiki çocuklar, tüketimin, israfın en birinci müşterisi yapıldılar. Tabii ki onlar günahsız. Yapanlar belli, tuzağa düşmüş ebeveyn, sen, ben, o…” derken, nefsin doymazlığının bir serap oluşturduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Daha çok yatırım, daha çok üretim, daha çok tüketim, daha çok Ar-ge, daha ince teknoloji, daha çok kâr, daha çok büyüme. Eee! Ne olacak yani? Bu bir çılgın koşu, bir çıkmaz sokak, bir serap. Tabiatı ve insanı daha ne kadar sömürebilirsiniz?”
“Artık istifçiliği bırak ey mütref!”
Erol Göka, insanın istifçiliğe başladığını belirtti ve şöyle yazdı: “Ekonomiyi asla siyasetçilere, hele hele ekonomistlere hiç bırakmamalıyız. Biz ekonomiyi size bırakmayalım ama sen artık istifçiliği bırak ey mütref! Yedi sülaleni besleyebilecek mallarını hala artırmak için uğraşmaya, yaptıklarını dinen mubah göstermek için kırk dereden su getirmeye, zevk ve safahata biraz ara ver de şiir oku, hikâye oku.”