Gündem
Hukukçulardan AYM kararına sert tepki
Anayasa Mahkemesi’nin PKK’ya destek bildirisine imza attıkları için yargılanan akademisyenlerle ilgili verdiği “hak ihlali” kararına Hukukçular Derneği tepki gösterdi.
Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin PKK bildirisine imza atan akademisyenlerle ilgili verdiği “hak ihlali” kararına yönelik tepkiler sürerken Hukukçular Derneği Malatya şubesinden tepki açıklaması geldi.
Anayasa Mahkemesi kararına sert tepki gösterilen açıklama şu şekilde:
PKK’nın müdafaası...
Anayasa Mahkemesi,11 Ocak 2016 yılında 1128 Üniversite öğretim görevlisi akademisyen,terör örgütü PKK ya karşı yürütülen ve 793 şehit verdiğimiz Hendek Operasyonları başladığı sırada 'Devlet katliam yapıyor' başlıklı bildiriyi yayımlamıştı. Sözde Barış bildirisi olan, aslında PKK’nın müdafaasının ve propagandasının yapıldığı bildirinin başlığı, bilinçli olarak katliam,işkence ve sürgün olarak seçilmişti.
Bu bildiri ile bölgede yaşanan olayların sorumlusu ve faili,terör örgütü PKK/KCK’nın cebir,şiddet ve tehdit içeren yöntemleri meşrulaştırılmaya çalışılmış,yöntem ve ifadeleri teşvik edilmiş, yabancı devletler, AB ve NATO'nun dikkati çekilerek Türkiye’ye müdahale ettirmeyi amaçlamışlardır.
Bu fitneyi fark eden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı,bu akademisyenler hakkında,terör örgütü propagandası yapma suçundaan dolayı dava açmış ve bu akademisyenler ceza almışlardı.Ceza alan bu akademisyenlerden 40’ı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuş ve Anayasa Mahkemesi de,793 şehidimizin kemiklerini,şehit ana babalarının,eşlerinin,çocuklarının ve kardeşlerinin yüreğini sızlatan hak ihlâli kararı ile Anayasa’yı çiğnemiş, Anayasal sistem içinde, yasama organına vasi tayin edilmiş gibi, dilediği yasaları iptal eden bir Mahkeme olmuştur. Bu nedenle Hukukçular Derneği olarak Anayasa Mahkemesine değil, İnsan Hakları Mahkemesine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
Anayasa Mahkemesi bu kararı ile üniversitelerde terör propagandasına geçit vermiş,terör örgütlerini ve devlet düşmanlarını cesaretlendirmiştir.Bildiride söylenen sözlerle alenen Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğine,bütünlüğüne büyük bir saldırıda bulunulmuştur, ilmi siyasete alet ederek ülkemizin geleceğine ve istiklaline kast etmiş olan bu akademisyenlerin,
'Fikir özgürlüğü' adı altında aklanması kabul edilebilecek bir şey değildir. Adalet herkese lâzım ama,kendi yaşadığı ülkesine ihanet edenler,devlete savaş açanlar,devletin terörle mücadelesini eleştiren,devletimize katil diyenler korunmamalıdır. Bunlara haklı diyen Anayasa Mahkemesi, daha önce de Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili olarak aynı mahiyette tartışılır bir karar vermişti. Bu kişilerin suçlandığı Casusluk iddiası, devlet sırlarını açıklama suçu, vatana ihanet iddiaları ifade özgürlüğü müdür?
Anayasa Mahkemesi, tutuklama kararı veren mahkemenin üstünde olmadığı gibi,temyiz ve itiraz mercii de değildir. Ağır Ceza Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesi arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarına karşı itiraz ve temyiz mercileri kanunda sayılmış olup, bu mercii Anayasa Mahkemesi değildir. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruları, sadece insan hakları ihlalleri açısından değerlendirme yetkisi olduğu halde, mahkemenin görev alanına müdahale etmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 'bireysel başvuru' ile ilgili hakları ve yetkileri bellidir. Anayasa Mahkemesi, devam etmekte olan davaların içeriğine müdahale etmek suretiyle, diğer Mahkemelerin görev ve yetki alanına tecavüz etmektedir.Bu durum, bir yargı kurumu eliyle 'yargıya, yargılamaya müdahaledir'. Anayasa Mahkemesi yerindelik denetimi yapamayacağından,bu akademisyenlere ceza veren İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu karara uymaması gerekmektedir. Uyup beraat kararı vermesi, ülkemizde,kamuoyu oluşturanın, Anayasa Mahkemesi’nden istediği kararı aldırdığı kanaati insanlarımızda oluşmuştur ki, Hukuk ve Yargı adına bu kanatın oluşması çok tehlikelidir.
Av. Necati Karabay
Hukukçular Derneği Malatya Şube Başkanı