Gündem
Cinsiyetlerin fıtratı ile oynamak felaketi çağırmaktır! ‘Feminist çevrelerin aşırılıklarına kapılırsak toplum çöker’
Prof. Dr. Ejder Okumuş, bazı 'feminist' çevrelerin erkek düşmanlığına ilişkin değerlendirmede bulunarak, "İnsan neslinin temiz bir şekilde devam etmesi için kadının kadın, erkeğin de erkek olarak hayatını sürdürmesi ve bu iki unsurun sağlam bir aile yapısı inşa etmesi gerekir. Aksi halde batıdan gelen o feminist dalganın aşırılıklarına kapılırız." dedi.
Taha Emre Özdemir yeniakit.com.tr
Yeniakit.com.tr'ye konuşan İlahiyatçı Prof. Dr. Ejder Okumuş, İslam'ın kadına bakış açısını anlattı. "İslam erkek ve kadına fıtri özelliklerini göze alarak bir yaklaşım sergilerken ontolojik anlamda her ikisine de insan olarak bakar." diyen Prof. Okumuş, "Kadın kadın olması itibari ile erkek de erkek olması itibari ile birer insandır. İnsan olmak bakımından kadınla erkek arasında hiçbir fark söz konusu değildir. İslam'da kadın ve erkek yaratılış bakımından yüzde yüz eşittir. Kur'an-ı Kerim'de de Peygamber Efendimizin yaşantısında da bunun dışında hiçbir şey göremezsiniz." ifadelerini kullandı.
'Kadın ya da erkek düşmanlığı patolojik bir vakaadır'
"Sosyal hayatta; kadına ve erkeğe toplumların örf,adet ve geleneklerine göre çeşitli görevler verilmesi ayrı bir konu, kadın ve erkeğe insan olmak itibari ile eşit bakmak ayrı bir konudur." ifadelerini kullanan Prof. Okumuş, şunları söyledi:
"Kadının kadın olması, erkeğin de erkek olması sebebi ile farklı görevler üstlenmesi hayatın doğal akışından ileri gelmektedir. Yalnız bu görev dağılımları her iki cinsiyetin de insan olmasının önüne geçemez. Durumu bu şekilde göremeyenlerin kimileri erkek tarafını kimileri de kadın tarafını tutuyor. Bu kişilerin kimisi erkek düşmanı kimisi de kadın düşmanı oluyor. Bu yaklaşım normal olmamakla birlikte patolojik bir durumdur."
'İslam kadına medeniyet çizgisinde yaklaşır'
Prof. Dr. Ejder Okumuş, İslam Dininde kadınlara yaklaşımın son derece medeni olduğunu belirtirken sözlerine şöyle devam etti:
"İnsan neslinin temiz bir şekilde devam etmesi için kadının kadın, erkeğin de erkek olarak hayatını sürdürmesi ve bu iki unsurun sağlam bir aile yapısı inşa etmesi gerekir. Aksi halde batıdan gelen o feminist dalganın aşırılıklarına kapılırız ya da tam tersi kadını ezen yaklaşımlara da sebep olabiliriz. Bizim geleneğimizde de İslam'da da kadına üst düzey roller verilmiştir. Peygamber Efendimizin, bu makama ulaştıktan sonra kadınlara yönelik nasıl devrimler yaptığını hepimiz çok iyi biliyoruz. O günlerde tabiri caizse kadının adı bile yokken İslam kadının statüsünü yükselterek büyük bir devrim yapmıştır.
Günümüzde kadın erkek eşitliği adı altında cinsiyetsizlik gibi kavramlar ortaya çıkmaya başladı. İnsanın yaratılışıyla oynarsanız toplum rayından sapar. Sağlam aile yapısı çökerse toplum çöker.
'Cinsiyetler insan temelinde ele alınmalı'
Kadın ile erkeğe adalet temelinde bakmak lazım. Kadın ve erkeğin ev içinde farklı konumlanması hem yaratılışları ile hem de toplumun gelenekleri ile ilgilidir. Mesela Türk geleneklerinde evin ekonomik yükümlülüğünü daha çok erkek alır. Bugün baktığımızdaysa belki de modern toplumlardan etkilenerek kadın da ekonomik hayatta etkili bir unsur olmaya başladı. Hatta bazı sektörlerde kadınlar daha etkin bir rol sahibi. Bunlar zaman zaman değişebilir ama önemli olan kadının da erkeğin de insan temelinde ele alınması. Aslında bunun Allah'a inanmakla da ilgisi yok. Tabii ki bizler Müslümanlar olarak Allah'ın hükümlerine göre ele alacağız. Diyelim ki bir insan buna inanmıyor ama son tahlilde yaratılış icabı ile kadın kadın olarak erkek de erkek olarak yaratılmıştır.”