AKİT MENÜ

Gündem

Kavaklı’dan bomba İstanbul Sözleşmesi analizi: Bu sözleşmeyi Türkiye’ye dayatmak ahlaksızlıktır

İstanbul Sözleşmesi’ni kelime kelime okuyarak yeniakit.com.tr’ye özel değerlendirmelerde bulunan Eğitimci Yazar Ali Erkan Kavaklı, İstanbul Sözleşmesi aile kurumunun temeline dinamit koymakta. Bu sözleşmeyle sapkınlık meşrulaştırılıyor. Bu tür sözleşmeleri Müslüman topluma dayatmak ahlaksızlıktan başka bir şey değildir. Devlet yöneticilerimizi duyarlı olmaya davet ediyorum.” dedi.

Güncelleme Tarihi:

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

Eğitimci Yazar Ali Erkan Kavaklı, sapkınlığı ve ahlaksızlığı meşrulaştıran İstanbul Sözleşmesi’nin bütün ayrıntılarını yeniakit.com.tr’ye analiz etti.  

“İstanbul Sözleşmesi aile kurumunun temeline dinamit koymakta”

Kamuoyunda “Aileyi parçalama sözleşmesi” olarak bilinen İstanbul Sözleşmesi’ne sert tepki gösteren Ali Erkan Kavaklı, “21.5.2011 İstanbul Sözleşmesi toplumumuzun değer yargılarını dikkate almadığı gibi aile kurumunun temeline dinamit koymaktadır.

Hukuki düzenlemeler toplumların örf, adet, töre, din ve toplumsal değerleri dikkate alınarak yapılır.” şeklinde konuştu. 

Sapkınlık meşrulaştırılıyor!

Sapkınlığın propagandasını yapan Mor Çatı ve sözde bazı feminist yazarların “Kazanılmış haklara saldırılar sürüyor. İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmak idamı tartışmaya açmak gibidir. Başınıza İstanbul sözleşmesi kadar taş düşsün!” gibi ifade ve iddialarının yanlışlığına dikkat çeken Ali Erkan Kavaklı, şöyle konuştu:

“Bu sözleşme Müslüman toplumun âdet, töre, örf ve din gibi temel değerlerini ortadan kaldırmak için düzenlenmiştir. Bu manayı ifade eden açık maddeler var. 12. Madde şöyle: ‘Taraflar kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklardır.’ Sözünü ettiğim bu maddede yer alan ‘Kadın ve erkeklerin toplumsal klişeleşmiş rollerine dayalı önyargılar’ ifadesi önemli. İnsan neslinin devam edebilmesi için kadın ve erkeğin aile kurması, çocuk yapması ve yavrularını yetiştirmesi şart. Klişeleşmiş rollere dayalı önyargıyı yok ettiğinizde toplumun ahlaksızlık kabul ettiği ibnelik, lezbiyenlik gibi cinsi sapıklıkları da cinsel tercih olarak görme gündeme gelir, geliyor.”

“Bu tür sözleşmeleri Müslüman topluma dayatmak ahlaksızlıktan başka bir şey değildir”

İstanbul Sözleşmesi’ni Mor Çatı başta olmak üzere marjinal sol örgütlerle birlikte feminist kadınların şiddetle savunduğuna dikkat çeken Ali Erkan Kavaklı, “Toplumun sonunu getirecek, aileyi çözecek ve yok edecek bu tür rezaletleri Müslüman topluma sözleşme ile ve sözleşmeye dayalı kanunlarla dayatmak ahlaksızlıktan başka bir şey değildir. Kadına yapılan şiddeti önleme adına, ahlaksızlıkları koruma kanunu yapmayı sağduyu sahiplerinin tasvip etmesi mümkün değildir. Kanunlar, yönetmelikler, yasalar toplumların değer yargıları dikkate alınarak yapılır. Toplumun değer yargıları dikkate alınmadığı takdirde kanunla sağlanmak istenen olumlu netice elde edilemez.” değerlendirmesinde bulundu. 

“‘Kadının beyanı esastır’ anlayışı kadına uygulanan şiddeti körüklüyor”

İstanbul Sözleşmesi ile Müslümün Türk toplumunda ahlaksızlığın ve sapkınlığın yaygınlaştırmak istendiğini belirten Ali Erkan Kavaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ahlaksızlığı meşrulaştırmak ailenin temeline dinamit koymaktır. İstanbul Sözleşmesi’nin hayata geçirilmesi için yapılan kanunî düzenlemelerden sonra toplumda boşanmalar artmış, ailenin çözülmesini hızlanmıştır. Müslüman toplumun en önemli kalesi olan ailenin temeline dinamit konmuştur. Boşanmalar artıyor, aile çözülüyor. Kadının beyanını doğru kabul etme, erkeğe evden uzaklaştırma cezaları kadına uygulanan şiddeti körüklemektedir. İstanbul Sözleşmesi ahlaksızlıkları cinsel tercih gibi sunuyor. Homoseksüellik, lezbiyenlik, aile dışı ilişkileri meşru görmek ailenin çöküşünü hızlandırır. Müslümanların ailenin korunması, kadına ve özellikle anneye saygı duyma konusunda Batı toplumundan öğreneceği bir şey yoktur.”

“Değerli devlet yöneticilerimizi bu konuda dikkatli olmaya davet ediyorum”

Avrupa’da boşanmaların % 50’yi, ABD’de % 75’i bulduğunu, nikahsız birlikteliklerin Batı’da alıp başını gittiğini hatırlatan Ali Erkan Kavaklı, şunları söyledi:

“Batı’da çocuksuz ailelerin sayısı artıyor. Evlerinde çocuk yerine köpek besliyorlar. Batı’da aile çöktü ve çökmeye devam ediyor. Müslüman Türk toplumunun Batı’dan öğreneceği bir şey yokken, onların bizden öğreneceği çok şey varken neden Batı’dan ithal edilen kanun ve sözleşmeleri hayata geçiriyoruz? Bizim değerli devlet yöneticilerimizi bu konuda dikkatli olmaya davet ediyorum.” 

Kavaklı’dan Aile Bakanlığı, KADEM ve Mor Çatı’ya tavsiyeler!

Aile Bakanlığı, KADEM ve Mor Çatı gibi kuruluşlara da çağrı da bulunan Eğitimci Yazar Ali Erkan Kavaklı, “Kadını korumak istiyorlarsa Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) tavsiyelerine kulak versinler. Toplumda şefkat ve merhameti yaygınlaştırmaya çalışsınlar. Kadın ve annelere saygıyı artırmak için iffet, şeref, namus kavramlarını yüceltsinler. Kadına ve anneye saygı ve sevgiyi artıracak tavsiyeler çok önemli: ‘Cennet annelerin ayakları altındadır.’ buyurur Peygamberimiz (sav). ‘Kime iyilik yapayım?’ diye soran bir sahabeye üç defa ‘annene’ tavsiyesinde bulunur. ‘Sizin en hayırlınız ailesine hayırlı olandır, ailesine en çok hayırlı davrananınız benim.’ buyurarak erkekleri eşlerine şefkatli, merhametli ve insanî davranmaya teşvik eder. Bir davranışın karşılığında sevap olması, insanı daha duyarlı hâle getirir. Sevap kazanma duygusu insanı fedakârlaştırır. Aile fedakârlık yapılarak kurulur, fedakârlıklarla sürdürülür.” şeklinde konuştu. 

“Ahlaksızlığın ve fuhşun yaygınlaşması aileyi çökertir”

“Din ve namus kavramlarını şiddetin kaynağı gibi göstermek namussuzluktur” diyen Ali Erkan Kavaklı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sözleşmenin 3.Bölüm 12. Madde 5.Bendi, din ve namus kavramlarını şiddet kaynağıymış gibi göstermektedir ki kabul etmek mümkün değil. Metinde Müslüman milletin dini ve namus anlayışı mücadele edilecek kavramlar arasında sayılıyor.

Metinde şöyle deniyor:

‘Taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde ‘namus’ gibi kavramların bu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir.’ Dinsiz, ahlaksız, aile şerefinden habersiz bir insan ile Müslüman bir insan; namus ve din kavramından aynı şeyi anlamaz. Sözleşme metninde din ve namus anlayışı kadına şiddetin kaynağı olarak niteleniyor. İslam dini cenneti ayaklarının altına serdiğine göre kadına şiddetin nasıl kaynağı olabilir?

Namus kavramı başına ‘sözde’ kelimesi eklenerek itibarsızlaştırılıyor. Namus itibarsızlaştırılırsa ‘namussuzluk, şerefsizlik, haysiyetsizlik, iffetsizlik’ yaygınlaşır.

İstanbul Sözleşmesi, cinsel ilişkileri kadının rızasına bağlıyor. Rızaya dayalı yapılan her türlü cinsel ilişkiye yeşil ışık yakıyor. Rızaya dayalı fuhuş, birlikte yaşama, ibnelik, homoseksüellik saygı gösterilecek tercihler değildir. Bu tür ahlaksızlıkların artması, bunları yapanların kanunla korunması kadına saygıyı artırmaz, kadınlara uygulanan şiddeti azaltmaz.

Ahlaksızlığın ve fuhşun yaygınlaşması aileyi çökertir.

Batı toplumunda aile istisna olma yolunda, birlikte yaşama ve fuhuş yaygınlaşan hayat tarzıdır.

İstanbul Sözleşmesi ile Müslüman topluma fuhuş, birlikte yaşama ve ahlaksızlık dayatılmaktadır.

Ahlaksızlık ve fuhuşun dayatılması kabul edilemez.

Yapılması gereken kadına saygıyı artıracak dinî, sosyal, ailevî değerlerin yüceltilmesidir. İnsanı eğiterek şefkat ve merhamet toplumu inşa etmektir.”

Yorumlara Git

Kartal kaptanıyla güldü! Tur Danimarka'ya kaldı

CHP'de kıyım ve istifa depremi! İzmir ve Aydın alev alev!

Şutlan Özgür ve ekibine şok hırsızlık suçlaması: Giderayak CHP’nin TBMM'deki kasasını da boşaltmışlar!

Siyasi şov mu, tarihi mirasa sığınma çabası mı? Özel'in cuma hamlesi tartışılıyor

Ortadoğu’da tansiyon düşmüyor! 7 körfez ülkesinden ültimatom gibi açıklama