Gündem
ÇÖZÜM-DER'den PKK'ya 'silah bırak' çağrısı
ÇÖZÜM-DER Genel Başkanı Ercan Ezgin, PKK'ya çağrıda bulunarak silahların kalıcı olarak susması gerektiğini belirtti ve, "Devir silahlara veda ve diyalog devridir" dedi.
Çözüm-Der Genel Başkanı Avukat Ercan Ezgin, son günlerde artan PKK saldırıları, sokak çatışmaları, gelen şehit haberleri, yargısız infaz iddiaları, ülkenin değişik yerlerinde Kürt kökenli esnaflara, tarım işçilerine karşı yapılan bazı ırkçı saldırılar ve provokatif eylemlerin ülke genelinde ciddi kaygılara neden olduğunu ifade etti. Ülkenin kaotik bir ortama sokulmaya çalışıldığını anlatan Ezgin, ahtapotun üst aklı tarafından, 80'li yılların darbe ortamına taşınmaya çalışıldığını dile getirdi.
"ULUSALCILAR, GEZİCİLER VE PARALELCİLER KÜRDE DOST MU OLDULAR"
"Ne oldu da bir dönemler, Kürtlerin varlığını dahi inkar eden, Türkiye sadece Türklerindir ve Türk soyundan olmayanların bu ülkede sadece köle ve hizmetçi olma hakkı vardır diyen, Çarşı pazarda Türkçe konuş çok konuş baskıları yapan, insafsız işkence ve faili meçhuller işleyen, dışkılar yediren, KCK operasyonları ile Kürtlerin seçilmişlerini elleri kelepçeyle tek sıra halinde teşhir eden, mahkemelerde yapılan Kürtçe savunmaları 'bilinmeyen dil' diye tutanaklara geçirten, Gezi ve 17-25 aralık darbe girişimleri ile ülkeyi uluslararası emperyalizme teslim etmeye çalışan, "Ulusalcılar, kemalistler, darbeciler, paralelciler ve conconcular" birden bire Gezi'ye ve 17-25 Aralık darbe girişimlerine mesafeli duran Kürde dost mu oldular?" diye soran Ezgin şöyle konuştu:
"Ne oldu da Kürt meselesini, ilk kez sistemi oluşturan ve Kürt sorununda kanlı 30 yıllık kirli bir geçmişi bize miras bırakan bürokratik ve vesayetçi yapıların ayak diretmesine ve itirazlarına rağmen, milliyetçi oyların düşeceği aşikar olup, büyük siyasi risk alarak silahsız ve ölümsüz, diyalog ve toplumsal uzlaşıyla çözmeye çalışan, gerekirse baldıran zehiri içmeye hazırım yeter ki analar ağlamasın, kürt meselesi benim meselemdir ve Kürtler de bütün halklar kadar şerefli ve onurlu bir yaşam hakkına sahiptir diyerek, olağanüstü hali ve DGM'leri kaldıran, Kürtlerin red ve inkarına son veren, işkence ve faili meçhulü bitiren, Kürtçenin radyo, tv ve okullarda serbestliğini sağlayan, anadilde savunmaya imkan getiren, baş örtüsü ve dini hassasiyetlerde reform yapan, ihmal edilmişliği, geri bırakılmışlığı, dışlanmışlığı ekonomik, siyasi ve kültürel reformlarla ortadan kaldırmaya çalışan ' bir Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti' Kürde düşman mı oldu?"
TÜRKİYE ÇUKURA ÇEKİLMEYE ÇALIŞILIYOR
Ulusal ve uluslararası vesayetçi ağababalarının, şantajla, tehditle ülke siyasetini ve iktidar yapısını dizayn etmeye, Türkiye'yi diz çöktürüp, dar bir alanda yönetilebilir bir çukura çekmeye çalıştığını anlatan Ezgin sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:
"Tunus, Libya, Mısır, Suriye üzerinde oynanan ve aslında Arap son baharı halini alan Arap baharı safsatası ile oyunları Türkiye üzerine kaydırmaya çalışıp, Gezi ve 17–25 Aralık darbe girişimleri ile cebir, şiddet ve tehditle yapamadıklarını uydurma algılarla kanaatlere, kanaatleri de inanca devşirmeye çalışıyorlar.
"30 YILLIK SAVAŞ KİRLİ BİR MİRAS BIRAKTI"
Kürt sorununu barışçı yöntemlerle çözmeye çalışanların akıbeti ya ölüm ya da darbe ile tasfiyesi oldu geçmişte. Ateş topu gibi dokunan hep yandı. İlk kez, 1991'de Cumhurbaşkanı Turgut Özal "Kürt meselesini mutlaka çözeceğim. Bu benim milletime yapacağım son hizmet olacaktır" dedi. Özal başta olmak üzere, sorunun barışçıl çözümüne dair arayış ve girişimlere karşılık olarak, PKK ilk kez 20 Mart 1993'te tek taraflı ateşkes ilan etti. Aradan bir ay geçtikten sonra ateşkesi iki ay daha uzattı. Bu açıklamadan iki gün sonra Cumhurbaşkanı Turgut Özal öldü. Özal'ın ölmeden önce Kürt sorununun çözümü için önemli adımlar attığı ve bu yüzden öldürüldüğü iddia edildi. O dönemde kürt meselesinin barışçıl çözümünü isteyenlerden Org. Eşref Bitlis, Bahtiyar Aydın, Adnan Kahveci gibi birçok isim hayattan tasfiye edildiler. Özal'ın ölümünden 40 gün sonra Bingöl'de 33 askerin kurşuna dizilmesiyle PKK'nın ilk ateşkesi de sona erdi ve kanlı bir 30 yıllık savaşın 40 bin can kaybı, trilyonlarca dolar mal kaybı gibi kirli miras bizlere bırakıldı.
"Kürtlerde Çözüm Sürecine Destek Yüzde 100'e Yakındır"
Bölgedeki Kürtlerdeki büyük ekseriyet, Türkiye Cumhuriyeti ortak vatanında, aynı bayrak altında, Anayasal eşit ve özgür birey olarak kadim kardeşleri olan Türklerle birlikte yaşamak konusunda güçlü bir eğilim içerisindedirler. Özellikle Kürtlerde "Çözüm Süreci" göz bebeği gibi korunması gereken bir şans olduğu kabulü ile destek hemen hemen yüzde yüzde yakındır. Süreci destekleyen birçok kesimin asıl endişe ve çekincesi sonuç alıcı ciddi adımlar atıldığı anda her zaman ortaya çıkan provokasyonlar sonucu sürecin kesilmesi veya bitirilmesi korkusudur.
"DEVİR SİHLARA VEDA DEVRİDİR"
Bütün insanların nesiller boyu unutamayacağı ve büyük acılarla dolu anıları ortaya çıktı. Karşılıklı ölümcül hadiseler ve hikâyeler oluştu. Yüreğimiz acılarla doldu. Ancak ölümsüz ve kavgasız bir ortamında ruhi halimizin iyileşmesi mümkün olabilir. İyileşme, normalleşme ve diyalog kanallarının tekrardan açılabilmesi için öncelikle ölümlerin kalıcı olarak durması, silahların da artık kalıcı olarak susması gerek. Devir silahlara veda ve diyalog devridir. 7 Haziran seçimlerinde halkın siyasete yüklediği sorumluluk "artık silahlar konuşmasın, sorunlar mecliste çözülsün" mesajıdır. Türkiye'de artık silahla çözülecek ve sonuç alınacak bir sorunda yoktur. Sağ duyu ve soğuk kanlılıkla hareket etmek lazım.İstek ve kışkırtmaların etkisi altından kalmadan ortak akılla hareket etme zamanıdır. Emin olun Çözüm sürecinden başka bir çıkarımız yoktur, aksini düşünmek, aksine söz ve eylemlerde bulunmak büyük sorumsuzluk, tarihin affetmeyeceği çılgınlık olur ve bu vebalin altından da kimse kalkamaz"