AKİT MENÜ

Gündem

Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı: Bayramlar Mü'minlere ikramdır

Vaktiyle büyüklerimizi fevc fevc ziyaret ederdik. Mahir İz hocamızın yanına akın ederdik bayramlarda. Bununla ilgili de birçok hatıramız vardır. Mahir İz hocamız Suadiye’de zemin katta otururdu. 40-50 kişi salonda tıkış tıkış otururdu. Bir köşeye de hocayı oturturlardı. Bu rağbeti gören çevre halkı şaşırırdı: “Allah Allah bu kadar insan nereye geliyor” diye.

Bizi bir bayrama daha eriştiren Rabbimize hamdolsun. Bayramlar İslam Milletinin birliği beraberliğine vesile olan en bereketli zamanlar. Kaynaşmak buluşmak tanışmak için kaçırılmayacak bir fırsat. Bu fırsatı iyi değerlendirebilmemiz gerekir. Özellikle vatanımızda misafir ettiğimiz Suriyeli mülteci kardeşlerimiz bu bayram münasebetiyle misafir olup onların hanelerine bayram neşesi katabiliriz. Kesilen kurbanları kendi ellerimizle dağıtıp mahzun yüreklere yalnız olmadıklarını onları düşünen kardeşleri olduğunu hissettirebiliriz. Bayram bize imkanlarıyla gelir.

Bize düşen bu imkanları hakkıyla değerlendirip yoksulları, garipleri kimsesizleri ziyaret etmektir. Bir de son yıllarda bayramın tatil olarak dayatılmasına karşı ısrarla direnerek anne babamızla akrabalarımızla dolu dolu bir bayram geçirmeliyiz. Bayramların bereketinden nasibimize düşeni almak için kırgınlıklarımızın olduğu insanlarla bayramlaşıp dargınlıkları bitirmeliyiz. Bayramın gerçek bayram olması için ruhuna uygun hareket etmeli Rabbimizin bu ikramını doya doya yaşamalıyız. Bayram günleri aynı zamanda bilinçlenme günleridir. Ziyaretlerimizde özellikle Kudüs’ü Keşmir’i Doğu Türkistan’ı ve mahzun coğrafyalarımızı gündeme getirmeli hepsinin huzura ve özgürlüğe kavuştuğu günlerin bayramlarına erişmek için ortak dualar etmeliyiz.

Değerli okuyucularımız bayramın ikinci gününe gelen Pazartesi Sohbetlerimizde bu hafta Gönül ve Kültür Adamı, Hocaların Hocası Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı ile bayram şekeri tadında bir sohbet gerçekleştirdik. Keyifle okuyacağınız ümidiyle hepinize hayırlı bayramlar diliyoruz efendim.

Muhterem Hocam. Kurban Bayramının ikinci gününü idrak ediyoruz. Değerli okuyucularımız için bayramla ilgili duygu düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Bayram, Hz. Âdem’den beri ama özellikle İbrahim Aleyhisselâm’dan bugüne gelen ve hac menâsikini de içine alan, bununla birlikte orucun sonu olan dini, tarihi, kültürel ve sosyal bir müessesedir. Hazreti Peygamber Efendimiz Medine-i Münevvere’ye gittiğinde gördü ki orada bayramlar var. Bundan hareketle Cenab-ı Hakk’a niyaz ile bu iki bayramı andı. Hadis-i Şeriflerde de bayramlar var. Bayram ziyaret demektir. Dostla ahbapla beraber olmaktır. Bayram gönül almadır, Bayramlar müminlere ikramdır. 

Modern hayat insanları özlerinden geleneklerinden inançlarından koparmak için her farklı hayat tarzları sunuyor. Bu sebeple son yıllarda bayramları tatil olarak görenler var. Bayramların birlik beraberlik içinde idrak edilmesi hususunda ne dersiniz?

Biliyorsunuz senede 5 gün oruç tutulmaz. Ramazan Bayramının ilk günü ve Kurban Bayramının 4 günü. İnsanlar bir olsunlar, ebeveynler akrabalar birbirine ikramda bulunsunlar diye. Bugün durumlar biraz farklı. İnsanlar uzaktan da birbiriyle iletişim kurabiliyorlar. Ama beraber olmanın tadı başka. Zira bayramlar yan yana olmak demektir. Kabirleri ziyaret etmektir. Ümmet olarak birleşmek demektir. Hele Kurban Bayramında hac farizası da olduğu için uluslararası anlamda ümmetin birbirine temas etmesi, birbirini tanıması, birbiriyle kaynaşmasıdır bayram.

Nerede eski bayramlar deyip bugünün bayramlarının feyzinden mahrum olmamak da gerekir. Fakat eskiden de güzel bayramların yaşandığı bir gerçek. Örnek olması açısından geçmiş zamanlarda bayram ziyaretleri nasıl geçerdi? Bu konuyla ilgili hâlâ gönlünüze sıcaklığını koruyan hatıralarınızı paylaşır mısınız?

Vaktiyle büyüklerimizi fevc fevc ziyaret ederdik. Mahir İz hocamızın yanına akın ederdik bayramlarda. Bununla ilgili de birçok hatıramız vardır. Mahir İz hocamız Suadiye’de zemin katta otururdu. Yanına minibüslerle ziyarete gelinirdi. Genciyle yaşlısıyla, heyecanlı insanlar ziyarete gelirdi. Bir minibüs gider diğeri gelirdi. 40-50 kişi salonda tıkış tıkış otururdu. Bir köşeye de hocayı oturturlardı. Hoca gelenlere:

“Hoşgeldiniz efendim. Berhudar olunuz. Fakat böyle geleceğinizi bilseydik büyük bir salon tutardık. Kafi miktarda bardak temin edip hepinize şöyle tavşan kanı çay ikram ederdik” derdi. Bu rağbeti gören çevre halkı şaşırırdı: “Allah Allah bu kadar insan nereye geliyor” diye.

Bekir Sadak Hoca var, Laleli’de oturuyordu, Allah rahmet eylesin. 50 sene evvelinden bahsediyorum. O zamanlarda Nurculara davalar açılıyor, hapislere atılıyorlar.

Destek çıkan yok. Bekir Sadak hoca yardım eder deyip onu ziyarete gitmişler minibüslerle. Onun küçük dairesine merdivenleri dolduracak kadar doluvermişler. Hoca şaşırmış kalmış. Yani bu tip güzellikler vardı o zamanlarda.

Değerli Hocam bayram şekeri tadında bir sohbet oldu. Ömrünüze bereket. Son olarak inanan insanların medyadaki sarsılmaz kalesi Yeni Akit gazetemizin kıymetli okuyucuları için bayram mesajınızı alabilir miyiz efendim?

Kusurlar affola, muvaffakiyetler Cenab-ı Hakk’tan ihsan ola. Yeni Akit gazetemizin aziz okuyucularının bayramları mübarek ola.

Yorumlara Git

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! 3 şüpheli adliyeye sevk edildi

Edremit’te rüşvet alıp ruhsat vermemişler

Özgür Özel'in yeni partisinin ismi resmen açıklandı

Parti değil suç örgütü

Türkiye’ye yakın Şara’ya “Terörist” yaftası! Fondaş medyadan ilişkilere dinamit koyma girişimi!