Gündem
ÖSO birliklerini terörist ilan ettiler! PKK'nın sesinden skandal üstüne skandal
Terör örgütü PKK’nın yayın organı Yeni Yaşam, Suriyeli mültecilerin kayıtlı olduğu illere gönderilmesi politikasını Kürt nüfusun seyreltileceği yalanıyla karalarken, ÖSO birliklerini terörist gibi göstererek Türkiye’nin verdiği desteğe de karşı çıktı.
Oğuzhan Çağlar yeniakit.com.tr
Terör sevici Yeni Yaşam Gazetesi yazarı Zafer Yörük, kaleme aldığı bugünkü yazısında kayıtlı olduğu il dışında yaşamını sürdüren Suriyeli mültecilerin kayıtlı olduğu illere gönderilmesi politikasını ‘Kürt nüfusun seyreltilmesi’ymiş gibi göstererek karaladı. Yörük, “İdlib ve çevresinde sıkışmış cihatçı örgütlerin başlıca lojistik kaynağının Türkiye olduğunu; Cerablus, El Bab ve Afrin operasyonlarının temelde bu destek hatlarını canlı tutma amacı taşıdığını dünyada idrak edememiş bir tek Türkiye kamuoyu kalmıştır diyebiliriz.” sözleriyle de terörist gibi gösterdiği ÖSO birliklerine destek veren Türkiye’yi hedef aldı.
ÖSO’yu DEAŞ’ın türevi gibi gösterdi
Yörük, “Selefi/cihatçı terör örgütleri DAEŞ ve El Nusra (ve bunların türevleri) Akdeniz kıyısına yakın bölgelerde yenildikçe koridorun orta bölümlerine, Şengal, Musul ve Rojava’ya yüklenmeye başladılar. Bu ‘vekalet örgütleri’ günümüz itibarıyla Irak toprakları içindeki bütün kalelerini kaybetmiş olup, Suriye toprakları içinde İdlib ve civarında küçük bir alanı, küresel ve bölgesel güç dengelerinin zorlaması ile ellerinde tutmaktalar. İdlib ve çevresinde sıkışmış cihatçı örgütlerin başlıca lojistik kaynağının Türkiye olduğunu; Cerablus, El Bab ve Afrin operasyonlarının temelde bu destek hatlarını canlı tutma amacı taşıdığını dünyada idrak edememiş bir tek Türkiye kamuoyu kalmıştır diyebiliriz” ifadeleriyle İdlib’te varlığını sürdürmeye çalışan ÖSO birliklerini DAEŞ türeviymiş gibi gösterek, Türkiye’yi teröre destek veren bir ülke olarak lanse etti.
Güvenli bölgenin Kürtleri seyreltme politikası yürüttüğünü iddia etti
“Türkiye egemenliğinde bir mülteci kampları bölgesi oluşturulması konusunda anlaşmaya varıldığı anlaşılıyor. Zaten ortak karargah kararının açıklanmasının hemen ertesinde İstanbul’da 2,500 civarında Suriyeli mültecinin göz altına alınmış olmasının ve mültecilere İstanbul’dan çıkmak için 20 Ağustos’a kadar mühlet tanınmış olmasının, bu ‘barış’ alanlarına sevkiyat amaçlı olduğu anlaşılıyor. Anlaşılan o ki Suriyeli Arap mülteciler, geldikleri topraklara değil Rojava bölgesine yerleştirilecekler. Aslında bu, Suriye Baas rejiminin 1960’larda uyguladığı iskân politikasının bir kopyası. Böylelikle Kürt nüfus seyreltilecek ve gelecekte bölge üzerinde “hamilik” iddiaları ortaya atılacak. Son tahlilde, Suriye’nin kuzeyinde ve Fırat nehrinin doğusunda Kürt egemenliğinde bir bölgenin oluşmasının engellenmeye çalışıldığı anlaşılıyor.” ifadeleriyle, ABD taşeronu olan PYD’yi bir Kürt oluşumuymuş gibi göstererek Suriye’nin Kuzeyi’nde kurulacak olan bir kantonu desteklerken, Türkiye’nin Suriyeli mültecilerin kayıtlı olduğu illere gönderilmesine yönelik politikasının Kürtleri seyreltmek amaçlı olduğu yalanını dillendirerek karaladı.