AKİT MENÜ

Gündem

Aileyi öze dönüş kurtarır

Aileyi yok etmeye yönelik uygulamaların tüm dünyada olduğuna dikkat çeken Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın, “Aile öze dönüşle kurtulur. Ailemiz için en güzel örnek Peygamberimizdir” diye konuştu.

Aile üzerine önemli çalışmaları olan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın ile toplumumuzun birinci meselesi aile üzerine konuştuk.

Mehmet Zeki Aydın, İslam’ın aile kurumuna büyük önem verdiğini ifade ederek, “Aile öze dönüşle kurtulur. Ailemiz için en güzel örnek Peygamberimizdir” dedi.

Son yıllarda aile üzerinde oyunlar oynanıyor. İlk olarak ailenin önemi hakkında ne dersiniz?

Aile, anne baba ve çocuklardan oluşan en küçük toplum birimidir. Bu bakımdan aile toplumun temel taşı sayılmıştır. İlk toplumlardan günümüze kadar, bütün toplumlarda aile vardır. İnsanları diğer canlılardan ayıran önemli özelliklerden biri, insanların aile düzeni içinde yaşamalarıdır. Anne, baba ve çocukların yanında nine, dede, amca, hala, dayı ve teyzeler de aileden sayılır. Kur’an-ı Kerim’de “Allah sizlere kendinizden eşler, eşlerinizden de oğullar ve torunlar var eder.” (Nahl suresi, ayet 72) buyurulur. İslâm dini aileye büyük önem vermiştir. Çünkü aile hem kişinin huzur bulduğu bir ortam, hem neslin devamı için bir vesile, hem de kişiyi dince günah sayılan çeşitli kötülüklerden koruyan bir kurumdur. 

Milletler birçok ailenin birleşmesinden meydana gelir

Toplumsal açıdan ailenin gerekliliği hakkında düşünceleriniz nedir?

Toplumun özü ve temeli ailedir. Aileyi öze dönüş kurtarır. Uygarlıkta ileri gitmiş ne kadar millet varsa, aile ocağında iyi eğitim görmüş bireylerden meydana gelmiştir. Çünkü milletler birçok ailenin birleşmesinden meydana gelmektedir. 

Dinimiz, ailelere, aile kurumuna ve aile bireyleri arasındaki ilişki ve bağlara büyük önem vermektedir. Anne ve babalar, kendileri ve çocukları için çalışırlar. Aile bireyleri kendi aralarında, yardımlaşma ve dayanışma içinde olurlar. Herkes, ailenin sevinci ile sevinir, üzüntüsüyle üzülür. Aile bireyleri kendilerine düşen görevleri aksatmadan yerine getirirler. Anne ve babasına eziyet etmezler. Akrabalarını, dostlarını ve komşularını sever, sayar ve yardımlarına koşarlar. 

“Aile bireylerinin yaşadıkları yerlere yuva denir”

Aile yuvası diyoruz. Yuva kavramının sıcaklığı, aile kavramına ne katıyor?

Aile, her insanın doğup büyüdüğü kutsal bir ortamdır. Hepimizin kaldığı bir yer vardır. İnsanların kaldıkları yerlere ev deriz.

Ancak aile bireylerinin yaşadıkları yerlere yuva denir. Aile yuvalarına, aile ocağı da denilmektedir. Aile yuvası ve aile ocağı gibi deyimler, içinde rahatlık ve güven duygusu veren, içinde sıcaklığını hissettiğimiz yerler anlamında kullanılmaktadır. O hâlde, içinde yaşadığımız binaların maddî yapısına ev derken, içinde yaşadığımız manevî ortama da aile yuvası veya aile ocağı diyoruz.

Batının İstanbul sözleşmesi gibi politikalarla aile üzerine hain planlar yapmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Her şeyden önce şunu görelim: Aileyi yok etme vb. şikayet ettiğimiz uygulamalar sadece bizim için yapılmıyor. Tüm dünyayı saran ve tüm toplumları adeta kasıp kavuran uygulamalardır ve insanı insanlıktan uzaklaştırıyor. İstanbul Sözleşmesine gelince, Batı deyip hemen işin içinden sıyrılma tavrından vazgeçmemiz gerektiğini düşünüyorum. 

Adı üstünde, bu sözleşme İstanbul’da yapılıyor, ilk imzalayan ve mecliste onaylayan ilk ülke Türkiye’dir.

Bütün eğitimin temeli ailededir

Sağlıklı nesiller, ideal çocukların yetişmesinde aile faktörü nedir?

Çocuğun ahlâk eğitiminde en önemli kurum ailedir. Aile, ahlâkî duyguların uyandırılması, uygulanması ve ahlâkî bilgilerin kazandırılması yoluyla ahlâk eğitimi görevini yerine getirir. Aile bu görevlerini informal bir ortamda gerçekleştirir. Eğitimin mekânı her yerdir (okul, aile, toplum), fakat bütün eğitimin temeli ailededir. Eğitimciler, çocukların gelecekte uyumlu ve başarılı olabilmeleri için en sağlıklı eğitim yollarının geliştirilmesi çabası içerisindedirler. Her ne kadar kişilik gelişiminin insanın hayatı boyunca süregeldiğini kabul etsek de kişilik gelişmesi ve yapılanmasında temelin çocukluk döneminde atıldığı gerçeği geçerliliğini korumaktadır.

Batıya göre Türk aile yapısı daha güçlü diyebilir miyiz?

Türkiye’de tüm sorunlarına rağmen, aile kurumunun batı ülkelerine güçlü olduğu söylenebilir. Yapılan bir araştırma, bekârların da evliler gibi büyük çoğunlukla aile kurumunu benimsediğini ve sahiplendiğini, fakat evlilere göre evliliği sahiplenme düzeylerinin anlamlı düzeyde düşük olduğunu göstermiştir. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Ancak bu durum, genç kesime aile konusunda bilgilendirici ve bilinçlendirici çalışmaların yapılması gereğini ortaya koymaktadır. Ailenin önemi, insanın hayatının ve eğitiminin dayandığı temel kurum oluşundan ileri gelmektedir. Birey ve toplum arasındaki olumlu ilişkiler aile aracılığıyla kurulabildiğinden, aile temel toplumsal bir kurumdur. Toplumlar, temel değerlerini aile aracılığı ile yeni kuşaklara aktarırlar. İçinde bulunduğumuz kültürel atmosfer bize, kişiliğimizin gelişmesi, ahlâkî karakterimizin olgunlaşması imkânını sağlar.
çocuk, kitle iletişim araçları karşısında en hassas kitledir

İletişim araçları hep olumsuz örnekleri yayıyor. Olumlu örnekler yok mu yoksa onları topluma anlatamıyor muyuz? Sizin bu manada aile kahramanı diyeceğiniz örnekler var mı?

Günümüzde kitle iletişim araçları eğitimin önemli bir parçası hâline gelmiştir. Kitle iletişim araçları denince akla yazılı ve sözlü basın yani kitap, dergi, gazete, sinema, radyo, televizyon, bilgisayar, internet vb. gelmektedir. Çağımızda insan davranışları üzerinde sürekli, yaygın ve birinci derecede etkili olan kitle iletişim araçları dikkate alınmadan bir eğitim olayı düşünülemez denilebilir. Kitle iletişim araçlarının etki alanı ev, mahalle, okul ile birlikte bütün ülke ve dünyadır. Bu araçlar görme, duyma, seyretme ve okuma yoluyla bireye ve kitleye etki eder. Kitle iletişim araçlarının en önemli iki özelliği vardır: Birincisi, çeşitli konulardaki bilgi ve haberleri, geniş kitlelere kısa zamanda iletebilmeleri; ikincisi, bireyleri tek yönlü etkilemeleridir. Özellikle 20. yüzyılda büyük gelişmeler kaydeden kitle iletişim araçlarıyla insan bir taraftan yeni bilgiler ve tutumlar elde ederken, bir taraftan da sahip olduğu bilgilerde ve tutumlarda değişiklikler meydana gelmektedir. Daha henüz eleştirel bir zeka geliştiremediğinden dolayı çocuk, kitle iletişim araçları karşısında en hassas kitledir. Dolayısıyla bu araçlar çocuğun davranışlarını, hayat biçimini daha çok etkiler. Yalnız kitle iletişim araçlarını bütünüyle olumlu ya da olumsuz olarak nitelendirmek elbette yanlış olur. Burada anne babaya düşen görev, bu araçların iyi yönlerinden çocuklarının yararlanmalarını sağlamak ve zararlarından korumaktır. En güzel örnek Peygamber Efendimizdir. Başta dört büyük halife olmak üzere İslam tarihi büyük örneklerle doludur. Kanaatimce sorun, bu örneklerin ön plana çıkartılmamasıdır. Örnek büyüklerimizle ilgili romanlara, hikayelere, filmlere ve dizilere ihtiyaç vardır

Evliliklerde hangi yanlışlar yapılıyor? Nelere dikkat etmeli?

Eşler en çok şunlardan şikayetçi: Eşim beni anlamıyor. Eşim bana sevgi kelimeleri söylemiyor. Eşimle duygularımı paylaşamıyorum. Eşim benimle sohbet etmiyor. Eşim bana zaman ayırmıyor, baş başa kalamıyoruz. Eşim benim ilgilerime karşı ilgisiz. Eşim çok duyarsız biri. Ben de diyorum ki: Bu şikâyetlerinde haklı olabilirsin; çözüm o hâlde bunları önce sen yap. Evlilikte yapılan temel yanlışların temelinde bencillik yatmaktadır. Bencil insan olaylara doğru bakmamakta ve empati yapamamaktadır; doğal olarak da sorunlar yani geçimsizlikler başlamaktadır.

Evlenme yaşı ilerledikçe boşanmalar da artıyor

Evlilik yaşının gerilere gitmesi hakkında ne dersiniz? Gençler niye evliliği erteliyor?

Evlilik yaşının ertelenmesi toplumun ifsadı demektir. Maalesef evlenmeler ertelenmekte ve en önemli bahane de gençlerin olgunlaşmamaları gösterilmektedir. Böyle düşünenlere şunu sormak istiyorum: Evlenme yaşı ilerledikçe boşanmalar niçin azalmıyor, tam aksine artıyor?

Son olarak eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?

“Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden göz aydınlığı olacak kimseler ihsan eyle ve bizi takvâ sahiplerine imam (rehber) kıl!” (Furkan, 74).
“Rabbim! Bana ve anne ve babama ihsan buyurduğun nimetlere şükretmemi ve razı olacağın salih ameller işlemeyi bana ilham eyle! Rahmetinle, beni salih kullarının arasına kat!” (Fatır, 19)

Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın kimdir?

1959 yılında Konya Çumra’da dünyaya gelen Mehmet Zeki Aydın, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Eğitimi Anabilim Dalı’nda doktorasını tamamladı.

Ankara’da öğretmen ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda eğitim uzmanı olarak görev yaptı. 1994-2011 yılları arasında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde çalıştı. 1998’de doçent ve 2004’de profesör oldu. Tunus’ta 10 ay, Belçika’da 3 ay, Fransa ve Almanya’ da birer ay araştırmalarda bulundu.
Hâlen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyesidir. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Din eğitimi, ahlak eğitimi, değerler eğitimi alanında 50’nin üzerinde eser üretmiştir.

Yorumlara Git

İşgalcilerin Tel köyündeki alçak saldırısına sert tepki! HAMAS'tan Batı Şeria için flaş çağrı!

Özgür Özel tüm tuşlara basıyor! Önce cuma namazı sonra içkili kulüp

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ayasofya’yı alem-i islam’a kavuşturduk

Haluk Levent Hazal Kaya’yı da çarpmış: Bağışımın kumara gitmesi alçakça bir hareket!

Bakan Tekin’den öğretmenlere ‘Bana başvurun’ çağrısı! Bunu yapan özel okullar şimdi yandı