AKİT MENÜ

Gündem

"Ehl-i Sünnet cemaatler Ümmet'in omurgasıdır" diyen Dr. Şenocak: "İffetsiz hayatlarının üzerini örtmek isteyenler saldırmaya devam ediyor!"

Yeniakit.com.tr'ye konuşan Dr. İhsan Şenocak, tasavvufi çevrelere saldıranlara "Aslında Tasavvuf üzerinden İslam’la hesaplaşıyorlar. Bunu da kendi iffetsiz hayatlarının üzerini örtmek için yapıyorlar. Bunlar ilimden, fikirden, sanattan nasibi olmayan mübtezellerdir. İslam’a düşmanlıklarıyla malum çevrelerdeki kıymetleri, yazılarının sanat değerinden değil, bu milletin değerlerine hakaretten gelmektedir." eleştirisinde bulundu.

Güncelleme Tarihi:

 Taha Emre Özdemir  yenikit.com.tr 

Tekke ve dergahların İslam Dini'ndeki önemine vurgu yapan İhsan Şenocak, yeniakit.com.tr'ye açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren farklı cephelerden tasavvuf erbabına saldırıldığını belirten Dr. Şenocak, "Romanda, tiyatroda, sinemada sürekli Meşayıh-ı Kiram aşağılandı, iftiralara maruz kaldı. Sultan II. Abdulhamid’e karşı organize edilen protestolarda cübbe giydirilen sarhoşların ‘Şeriat isteriz.’ diye bağırtılması gibi, 28 Şubat sürecinde de İslam’la alakası olmayan bir kaç sefilin ‘şeyh’ gibi gösterilerek her türlü iffetsiz işlere bulaşmasına göz yumuldu. Sonra da onlar masiyetleriyle ekranlara taşınarak Millete, “İşte tasavvuf bu” denildi. Sahtesi gösterilerek hakiki tasavvuf aşağılandı. Hadiseye Alem-i İslam zaviyesinden bakıldığında planın Türkiye’ye özel değil, küresel olduğu görülmektedir. Muhabirlikten ziyade tahkir ve tezyif memurluğu yapan bizdeki sefiller ise bu küresel oyunun figüranlarıdır." ifadelerini kullandı.

"Osmanlı, bu Ümmet'in son büyük İslam Devleti'dir." diyen Dr. Şenocak, şunları söyledi:

'Osmanlı'nın en önemli direnişçileri Şeyhlerdi'

"Osmanlı bu Ümmet'in son büyük İslam Devleti'dir. Osmanlı İslam Devleti, siyasi manada sahneden çekilince Cezayir’de meydana Abdülkâdir Cezairî indi. Cezairî, bir tarikat şeyhidir ve Fransızlara karşı örgütlenip savaşan halkın hem şeyhi, hem de kumandanıdır. Osmanlı Ordusu çekilince Libya’da İtalya’ya karşı kim direniyor? Bir tarikat şeyhi olan Ömer Muhtar…Müritlerine, talebelerine ‘Şimdi meydana iniyoruz.’ diyor. Ona, ‘Teslim ol.’ dediklerinde ‘Asla teslim olmayacağız. Ya Şehit olacak ya da zafer kazanacağız.’ diye karşılık vermişti. 16 yıl Cihad ediyor, sonra idam ediliyor. Osmanlı Ordusu'nun zaafiyete düştüğü anlarda orduya yardım etmek için bir Şazeli şeyhi olan İzzeddin Kassam Suriye’den Libya’ya giderken Mısır’da İngilizler tarafından tutuklanıyor. Hapisten çıkınca Filistin’e dönüyor. Orada Yahudilere karşı Cihad'ı başlatan kişi İzzeddin Kassam’dır. Kassam Tugayları, adını ondan alır. Osmanlı Ordusu Suriye’den çekilince halkı Fransızlara karşı kıyama çağıran yine bir tarikat şeyhi Bedreddin Hasenî Hazretleri'dir.

'Osmanlı, Yunus’la Mevlana’nın bereketidir'

Büyük Selçuklu’dan sonra Anadolu’yu doğudan Moğollar yaktı, yıktı. Batıdan Haçlılar vurdu. Batılı tarihçiler ‘Müslümanlar bir daha ayağa kalkamaz dedikleri bir zamanda Anadolu kıtasında dervişler zuhur etti. Mevlanalar, Yunuslar acılar mahşerine dönen evlere tekkelerden diriliş ruhu taşıdı, yürekleri onardı. Osmanlı, adeta Yunus’la Mevlana’nın bereketidir. Ertuğrul diriliş ruhunu onların aşk ve hikmet ocağından aldı. Emperyalizm tasavvufun gücünü biliyor, onun için gazetecilik adı altında ‘zangoçluk’ yapanlara orayı hedef gösteriyor. Üç beş tane din tüccarını ekrana çıkarıp, kitap sayfalarına taşıyıp milletin çocuklarına ‘İşte tasavvuf bu.’ deme denaatinde bulunuyorlar. Esasında onlar kendi adamlarıdır. Bakıldığı zaman boyunlarında iffetsizlik yaftası taşıyan herifler şeyh değil, müteşeyyıhtır. Tasavvufun değil, onların adamıdırlar. Onların icazeti; yani Peygamber Efendimiz (SAV)’a manevi yoldan ulaşan nesepleri de yoktur. Onlar tasavvuf düşmanlarının vakti geldiğinde deşifre ettikleri ve edecekleri beslemelerdir.

'Gerçekte ırz ve namus düşmanı kim?!'

Bir kadın yazar bundan yaklaşık 17 sene evvel Hürriyet’te ‘Yatak Odası” isimli yazısında kadın istismarına isyan ediyor ve şöyle diyordu:

'Eskiden oyuncu olmak isteyen genç kızların, rejisörün yatak odasından geçmeleri gerektiği lafı dolaşırdı ortada. Şimdi pek duyulmuyor.

Ne oldu dersiniz? Artık gerekmiyor mu?

Değil.

Sadece yatak odasından geçme işi sıradan bir olay haline geldi. Lafı edilmeye değmez.

Üstüne üstlük yatak odaları çeşitlendi. Yelpaze genişledi.

Patronun yatak odası.

Yapımcının yatak odası.

Genel müdürün yatak odası.

Şefin yatak odası...

Bu liste uzar gider. Diyeceğim, yalnızca oyunculuk için değil, neredeyse fatura ödemek için girdiğimiz kuyrukta bile, zorluk çıkmaması için bir ara memurun yatak odasına kadar gidip gelmek gerekecek. Az kaldı.(Yatak odası).'

"Elbete ki bahsedilen alanlarda böyle olmayanlar vardır. Bütüncül yaklaşım insafsızlıktır. İşte bütün mesele şu, bu ülkede on yıl önce kadın istismarı bu boyutta ise bu gün ne haldedir? Namus yobazları tasavvufla irtibatlandırdıkları bir kaç mübtezelin rezaletini “tasavvuf” diye piyasaya sürerek bu iffet cinayetlerinin üzerini mi örtmek istiyor?! Hürriyet yazarının bahsettiği çevrelerde işlenen namussuzlukların kurbanları bu milletin kızları ise devletin bu hadiseler üzerine gitme mecburiyeti var. Bir kadın yazarın bu yazısını savcılar ihbar kabul edip tahkikat başlatmalıydı, üniversiteler raporlar hazırlamalıydı. Fakat yüz yıldır aynı tiyatro; Ahlaksızlıkların üzerini örtmek için bir kaç müsveddenin rezaleti üzerinden İslam’a saldır!

Bir kadın yazarın “sanat” adına işlenen iffet cinayetlerini teşhir eden bu ifadelerine kamuoyu niçin sessiz kalmıştır? Neden kadın dernekleri bu yazıyı esas alıp bir araştırma yapmamıştır? Namussuzluğun dini, meşrebi olmaz. Her yerde namussuzluk, namussuzluktur.

Çağdaşlık adına yapılanlar da ortada, tasavvuftan beslenen Müminlerin iffet abidesi hayatları da ortadadır. Hangi icazetli bir Şeyhin hayatında iffetsizlikle ilişkilendirilebilecek bir karine vardır? Olur mu? Varsa o şeyh değil, şeytandır. Tekkeler bütün zorluklara rağmen bu milletin dirilişi için mücadele ettiler. Ediyorlar… Tekkeler her alanda büyük hizmet verdi. Fatih gibi bir devlet adamı, Üstad Necip Fazıl gibi bir fikir, sanat ve hareket adamı yetiştirdi. Sezai Karakoç da tekkenin bu millete armağanıdır. Tasavvuf düşmanlarının onların derinliğine ulaşabilen bir sanat, fikir adamı var mıdır? Bunu bildiklerinden dolayı milletin çocuklarını tasavvufi çevrelerden soğutmak için gerçekte ırz ve namus düşmanı olanlar oralara saldırıyorlar. Tasavvufi çevrelerde de elbette İslam’a muhalif yapılar da vardır. Bunlar Osmanlı’da olduğu gibi ulemadan bir heyet kurularak teftiş edilmeli, icazetsiz olanlar ya da tasavvuf adı altında insanları sömürenler devlet tarafından tecziye edilmelidir.”

Yorumlara Git

Fatih Altaylı’dan Ahbap itirafı: Haluk huyundan vaz geçmedi Kumarbaz ve dolandırıcı olduğunu biliyordum!

Hasar ihbarları için ‘Alo 193’ devrede! Trafik ve kaskoda yeni dönem başlıyor

Mustafa Sarıgül’den tekme! Özgür’cüler Kılıçdaroğlu destekçisine saldırdı... Cami avlusunda koltuk kavgası

Yeni Parti kurulurken Kılıçdaroğlu öyle bir paylaşım yaptı ki… İmamoğlu’na manidar gönderme

Haluk’un lakayıt tavırlarını söylemek şimdi mi aklına geldi? Özlem Gürses de Ahbap’ını sattı