Gündem
Tarihçi Gürsoy Solmaz, büyük zaferi yeniakit.com.tr’ye değerlendirdi: Malazgirt ruhu bizde halen mevcut
Türklere Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi’nin 948. yıl dönümüne ilişkin yeniakit.com.tr’ye konuşan Tarihçi Gürsoy Solmaz, “Yeniden diriliş ruhu bizde mevcuttur. Ot kökün üstüne biter. Kültürümüze, dilimize, dinimize sahip çıkmamız lazımdır.” dedi.
Oğuzhan Çağlar yeniakit.com.tr
26 Ağustos 1071 tarihinde, Alparslan komutasındaki orduların Malazgirt ovasında kazandıkları zaferle Anadolu’nun Türkleşmesindeki ilk adımı atmalarının 948. yıl dönümünde, Malazgirt Zaferi’nin önemi hakkında yeniakit.com.tr’ye konuşan Tarihçi Gürsoy Solmaz, “İnanalım, inanmayalım, kılalım, kılmayalım, tutalım, tutmayalım, diğer medeniyetlere nazaran dört dörtlük Türk Müslüman bir topluluğuz. Dini kültürümüzü ve milli kültürümüzü yaşatmamız gerekir. Biz farkında olmadan bunları elimizden alıyorlar. Toprak kaybedersek alabiliriz ama kültür kaybedersek alamıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Anadolu ve Ortadoğu Hıristiyan olsaydı bu sıkıntıları çekmezdik!”
“1071 Anadolu’nun önce Müslümanlaştırılıp sonra Türkleştirildiği bir tarihin başlangıcıdır.” diyen Solmaz, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim aldığımız bir Hıristiyan memleketidir. Bu Hıristiyan memleketi, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Ahmet Yesevi’nin ve sair birçok ilim adamının düşüncelerinin tesis olduğu bir yerdir. Alparslan Anadolu’yu aldığı zaman Türklere ve Kürtlere de der ki, ‘Burayı aldık ama, Hıristiyanlar burayı sizden almak için üzerinize geleceklerdir.’. Bu sözünün üzerinden çok geçmeden 1096 yılında haçlı seferleri başlar. Biz kolaylık olsun diye diyoruz ki, ‘Haçlı seferleri 11 tanedir, bunlardan 8’i önemlidir, onların içinde 4 tanesi daha önemlidir, bunların da ilkleri…’ . Biz bunların söyleriz ama 1096 yılında başlayan haçlı seferleri bugüne kadar bitmemiştir, bugün de öyledir. Örnek olarak; bugün Anadolu ve Ortadoğu Hıristiyan olsa idi, çektiğimiz sıkıntıların hiçbirini katiyyen çekmezdik.”
“AB bizi asla kabul etmeyecek!”
Türkiye’nin AB’ye girmek için verdiği uğraşların gereksiz olduğuna ve sonuçlanamayacağına dikkat çeken Solmaz, şu ifadeleri kullandı: “Biz bugün AB diyoruz lakin AB bir Hıristiyan kulübüdür ve bizi oraya asla almayacaklardır. Kaldı ki buna ihtiyacımız da yoktur. Nitekim orada bize vurgulananlar insan hakları ve sairedir. Şayet biz dinimizi ve tarihimizi iyi öğrenirsek insan haklarını bize öğreten birilerine ihtiyacımız kalmayacaktır. Biz, dinimizi ve tarihimizi iyi öğrenmeliyiz. ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ vurgusunu bilmiyoruz. Dinimizi bilmediğimiz için ‘hareket berekettir’ şiarını bilmiyoruz. Dinimizi bilmediğimiz için 10 büyük günahtan birinin ‘adil olmayan hükümdar olmak’ olduğunu bilmiyoruz.
“1071 İslam Tarihi açısından önemli bir yer tutar!”
Solmaz, Anadolu’nun fethinin İslam tarihi açısından önemli olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “İslam Orta Asya’ya gitmiştir, Türk ile tanışmıştır. Türkler de Hıristiyan yurdu Anadolu’yu alarak İslam’ı Hıristiyanlığa üstün kılmıştır. Sonrasında Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldığında ‘İsteyen kiliseye gitsin, isteyen camiye gitsin, isteyen sinagoga gitsin’ demiştir. Bu şiar uygulandığında yıl 1453 iken şu an aradan geçen 566 yıla rağmen Ermenistan’da, Bosna Hersek’te, Kosova’da, Batı Trakya’da, Orta Doğu’da, Arakan’da yaşanan baskılar ortadadır. Daha sonra 2. Mahmut bu şiarı devam ettirmiş ve ‘Ben Hıristiyanları kilisede, Yahudileri havrada, Müslümanları ise camide görmek isterim.’ demiştir. İnanalım, inanmayalım, kılalım, kılmayalım, tutalım, tutmayalım, diğer medeniyetlere nazaran dört dörtlük Türk Müslüman bir topluluğuz. Yeniden diriliş ruhu bizde mevcuttur. Ot kökün üstüne biter. Bizim bir kısım dejenerasyonlara karşı uyanık olmamız ve kültürümüze, dilimize, dinimize sahip çıkmamız lazımdır. Dini kültürümüzü ve milli kültürümüzü yaşatmamız gerekir. Biz farkında olmadan bunları elimizden alıyorlar. Toprak kaybedersek alabiliriz ama kültür kaybedersek alamıyoruz. Haçlı seferleri başladı ama bitmedi. Yavuz Sultan Selim demiş ki, ‘İster isen sulhu sala, daim hazır ol cenge!’”