Gündem
"Şule Yüksel Şenler patikada yol açan kişiydi"
Merhume Şule Yüksel Şenler’in vefatının ardından yeniakit.com.tr’ye konuşan EHADER Kurucu Başkanı Zeynep Önge, “Şenler, Müslüman hanımların, Mü’mince, toplumda cinsiyetiyle değil de karakteriyle var olabileceğini gösteren mühim bir şahsiyetti.” dedi.
Oğuzhan Çağlar yeniakit.com.tr
İslam adına önemli çalışmalara imza atan ve ‘Müslümanların ablası’ tanımına layık görülen Merhume Şule Yüksel Şenler hakka yürüdü. ‘Huzur Sokağı’ isimli romanıyla ün salan Şenler hakkında yeniakit.com.tr’ye konuşan Ev Hanımları Eğitim, Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı Zeynep Önge, “Merhume Şule Yüksel Şenler patikada yol açan kişiydi. Kendisinden sonra, kadınların kendilerini doğru ifade edebilecekleri bir yol bırakan önemli bir şahsiyetti. Cesur bir hanımefendiydi.” ifadelerini kullandı.
“Biz, Şenler’in mesajlarını doğru alamıyoruz!”
Hakkın rahmetine kavuşan Şule Yüksel Şenler’in Müslüman camia için çok derin ve üzücü bir kayıp olduğuna dikkat çeken Önge, şu ifadeleri kullandı: “Şenler, gerek yazılarıyla, gerek görüşüyle, gerekse duruşuyla Mü’min hanımların da toplumda bir yer tutabileceklerini, söz haklarının olabileceğini ifade etti. Müslüman hanımların, Mü’mince, üsluplarını bozmadan, cinsiyetiyle değil de karakteriyle ortada olabileceğini gösteren mühim bir hanımdı. Güzel bir dava insanıydı. Güzel mesajlar verdi. Lakin mesajın doğru verilmesi kadar doğru alınması da mühimdir ve biz o mesajları doğru alabildik mi, bilemiyorum. Çevremizde çok fazla uyaran var ve bu uyarıcılar bizi doğru mesajlarla buluşturmuyor.”
“Şenler’in davasını yaşatırken kaçırdığımız noktalar var!”
“Merhume Şenler’in davasını yaşatabilmek için gayret gösteriyoruz lakin kaçırdığımız yerler var.” diyen Önge, sözlerine şöyle devam etti: “Küçük çıkarlar uğruna yaptığımız hafif sapmalar, büyük bedellere sebebiyet veriyor. Aslında herkes kendince iyi niyetli olarak öncü olmaya, bir şeyler yapmaya çalışıyor ama bazen tali yollara sapılıyor ve buralarda gerçekleşen oyalanmalar bizlere çok şey kaybettiriyor. Kimse kötü niyetle çıkmıyor yola, lakin bir müddet sonra insanlar doğru yolda olduğunu sanarken tali yollarda oyalanır halde buluyor kendini. Bizim en büyük kaybımız da bu zaten. Merhume Şule Hanım düzgün bir yolda, önünü görerek yürürdü, biz ise bunu gösteremiyoruz. Gençlere öncülük ederken yolumuzu kontrol etmeyi unuttuk galiba.”
“Merhume Şenler, duruşuyla ve savunduğu davasıyla ‘Şule Hanım’ oldu!”
“İnsan kendine ait bir değer oluşturduğunda, giydiği kıyafet bir değer olmaktan çıkıyor.” diyen EHADER Başkanı, Merhume Şenler’in de bu anlayışla hareket ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Şule Hanım, aklın ve duruşun bir değer olduğunu bizlere anlattı ancak biz, bu anlayıştan büyük sonuçları olan ufak sapmalar yaşadık. Kılık kıyafetimizle, makam ve mevkimizle değer üretmeye çalıştık lakin o duruşuyla, savunduğu davasıyla Şule Hanım oldu. Biz ise kıyafetimizle oyalanırken çok şey kaybediyoruz. Sorunumuz burada. Biz kişiliğin, davanın ve duruşun birer değer olduğunu unuttuk. Şule hanım davası uğruna mücadele verirken ne giydiğini çok da önemsemiyordu bence. Yahut ona hangi ünvanla hitap edildiği mühim değildi. Onun durduğu yer ve verdiği mesaj önemliydi. Güzel bir dava insanıydı.”
“Gençler birer değer olduğunu farketmelidir!”
İnsanın, insan olarak değerli bir varlık olduğuna dikkat çeken Önge, ifadelerini şöyle sürdürdü:
“Kendini bir değer olarak algılamayan ya da kendine bir değer biçemeyen insan, gelecekte bir değer olarak da anılmıyor. İnsan değerli bir varlıktır. Allah insanı yaratırken bütün yeryüzünü ona müsahhar kılmıştır. Gençlerimizin, bu kadar değerli olarak yaratılan ‘insan’ın, dünya yüzündeki ufak tefek, alınabilir ve satılabilir mallarla değer kazanamayacağını bilmeleri gerekir. Kadınlar reklam niyetine kullanılmamalıdır. Biz kadınlar reklam eşyası olmamalıyız, biz birer eşya, birer obje değiliz. Biz kadınlar dünyayı bir anlamda yapılandıran, var eden varlıklarız. Bu sebeple kadınlar değer kaybettiğinde yeryüzü, gelecek, insanlık değer kaybeder. Merhume Şule Yüksel Şenler’de bunun bilincindeydi ve kıyafetten, maldan, makamdan çok karakterine, davasına önem göstermişti.”