AKİT MENÜ

Gündem

Ömer Döngeloğlu’ndan İslam düşmanlarına sert tepki: 'İslam kadını mal olarak görüyor' demek Allah'a iftiradır

İslam düşmanı zihniyetin çarpıtarak kölelikmiş gibi lanse ettiği ‘Kadınlar size Allah’ın emanetidir.’ söylemi hakkında yeniakit.com.tr’ye konuşan Ömer Döngeloğlu, “Bazı kelimeler Arapça’dan Türkçe’ye geçerken anlam kırılmaları yaşamıştır. Emanet bir tahakkümü değil, koruyucu bir yapıyı işaret eder.” dedi.

 Oğuzhan Çağlar  yeniakit.com.tr 

Son dönemde yaşanan cinayet vakalarının sosyal medyanın aktif kullanımıyla birlikte toplumda büyük yer kaplamasının ardından Diyanet, ‘Kadınlar size Allah’ın emanetidir!” hadisini hatırlatmış, yaşanan olayları kınamıştı. İslam düşmanları ise bu sözü çarpıtarak ‘İslam kadını mal olarak görüyor’ ifadeleriyle algı oluşturmaya çalışmıştı. ‘Emanet’ kelimesinin Arapça’dan Türkçe’ye geçişinde kırılmalar yaşandığını ve bu sözün çarpıtıldığını söyleyerek İslam düşmanlarına tepki gösteren İlahiyatçı Yazar Ömer Döngeloğlu, “Diyanetin kullandığı bu söz diyanete ait bir söz değildir, Peygamber efendimizin hadisidir. Emanet bir tahakkümü değil, koruyucu bir yapıyı işaret eder. ‘Güven sağlayın. Onların zayıflığını fırsat bilerek zulme dönüştürmeyin. Onlara haksızlık etmeyin.’ anlamına gelir.” diye konuştu.

“Emanet, Arapça’da ‘güven’ manasına gelen ‘emine’ kökünden gelir!”

Emanet edilme mevzusunun kadın lehine olduğunu belirten Döngeloğlu şöyle konuştu: “Diyanet, hatırlatma anlamında Resulullah aleyhisselâmın sözünü tekrar etmiştir. Ayrıca bu sözde geçen ‘emanet’ bizim anladığımız manada değildir. Biz Türkçe’de emaneti, ‘Bir malın, bir cismin, birinin elinde tutulması’ olarak anlıyoruz lakin, emanet kelimesi Arapça’da ‘güven’ manasına gelen ‘emine’ kökünden gelmektedir. İman da, emniyet de emanet ile aynı kökten gelmektedir. Emanet bir tahakkümü değil, koruyucu bir yapıyı işaret eder. ‘Güven sağlayın. Onların zayıflığını fırsat bilerek zulme dönüştürmeyin. Onlara haksızlık etmeyin.’ anlamına gelir. Yoksa ‘Kadın bir maldır, alın yanınızda dursun’ manasında değildir.”

“İslam kadını başlı başına bir şahsiyet olarak görmektedir!”

“İslam kadını erkeğin malı olarak görmez.” diyen Döngeloğlu, ifadelerini şöyle sürdürdü: “Zekatta, fidyede, fitrede, kurban kesmede kadın ayrı bir şahıstır. Karı-koca oldukları, erkekle aynı evde yaşadıkları halde kadının kendi malından, kendine ait varlığından zekat vermek kadına da farzdır. Eğer mal olsa, onun hakkında tasarrufta bulunmak erkeğin görevi olurdu. Lakin böyle bir şey yok. Kadına miras diye bir şeyin söz konusu olmadığı bir zaman diliminde kadına mirastan hak veren İslam hukuku, kadını ayrı bir şahıs, ayrı bir şahsiyet olarak gördüğü halde ‘İslam kadına mal gibi davranıyor!’ demek ayıp bir iftiradır, haksızlıktır ve çarpıtmadan başka bir şey değildir. Sözün söylendiği dönemde, mal daha çok erkekte, güç erkekte, iş sahası daha çok erkekte olduğu için; kadının zayıf kaldığı, Hıristiyanlar tarafından ‘uğursuz, şeytan’ olarak nitelendirildiği ve bu sebeple öldürüldüğü, Arap toplumunda da çocukken öldürüldüğü bir ortamda Allah, zayıf olanın refahını sağlama, daha rahat yaşayacağı güvenli bir ortam oluşturma amaçlarıyla kadını erkeğe emanet ederek güçlü olana sorumluluk yüklemiştir.”

“İdam, Allah’ın insanlara gösterdiği bir yoldur!”

“Öldürülen kadıncağızlara Allah’tan rahmet diliyorum. Acılı ailelerine başsağlığı diliyorum.” diyen Döngeloğlu, çözüm yoluna ilişkin şöyle konuştu: “Bakara Suresi’nin 179. ayetini ceza hukukunda ciddi bir caydırıcı özelliğinin varlığını ve adaletin yerine gelmesinde ana bir yöntem olduğunu görmedikçe bu sorunların sonunun gelmesi mümkün değil. Herkes ‘En ağır cezayı almalı’ diyor. Nedir bu en ağır ceza? Beni öldüren kişi 30 yıl hapis yatıp çıktığı zaman en ağır cezayı mı almış oluyor? Hemcinsler karşısına koyduğun şey, yapılan fiille aynı olmalıdır. Kasıtlı öldüren kişiye karşı Allah aileye affetme, kefaletle bağışlama yetkisi vermiştir. Lakin idam yani öldürenin öldürülmesi, Allah’ın insanlara gösterdiği bir yoldur ve Allah’tan daha akıllı ve vicdanları rahatlatacak bir çözüm bulacak daha üst bir merci yoktur.”

“Avrupa’da işe yaramayan sözleşmeleri, toplumları ifsat için ihraç ediyorlar!”

İlahiyatçı Yazar Ömer Döngeloğlu, kadına şiddete karşı yasaların Avrupa’da işe yaramayan ifsat yasaları olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Öldürülen kadıncağızlara baktığımız zaman görüyoruz ki hepsi ya boşanmış yahut da boşanma aşamasında. Ülkemizde çıkarılan aile yasaları; 6284, İstanbul Sözleşmesi, CEDAW Sözleşmesi, maalesef bizim milletimizin, kültürümüzün hiçbir şekilde dokusuna uymuyor. Bu sözleşmelerin ve yasaların doku uyuşmazlıkları var, bu sebeple ıslah edilmesi, yeniden ele alınmaları gerekmektedir. Kadınlar öldürülüyor. Yazık oluyor, günah oluyor. Müslümanlar olarak bunu haketmiyoruz. Ayrıca olaya sadece kadın açısından bakmak tamamen batının bir oyunudur. Batıda yüzde 30 oranında kadına şiddet uygulandığı kendi raporlarıyla müspet olduğu halde, onlar haberlerinde bu kadar detaylı, özendirici, cezbedici anlatımlar kullanmıyorlar. Bizde medya da sorumlu değil maalesef. Dünyanın her yerinde kadına şiddet oranı yüksektir. Fransa’da yüzde 31-32’dir bu oran. Bu da her üç kadından birinin fiili şiddet gördüğünü göstermektedir. Bu oran Danimarka, Finlandiya gibi ülkelerde de böyle ve bu ülkeler çok masum görülen ülkeler. Buralarda şiddeti eğitimli insanlar uyguluyor. Bize transfer edilen sözde kadına şiddeti önlemeye yönelik yasalar onlarda yıllar evvelden beri var ve bu bir çözüm teşkil etmiyor. Bunun çözüm olmadığını göre göre, bizim toplumumuzdaki huzuru da bozmak için maalesef körü körüne bu yasalar transfer ediliyor. Bunların ıslah edilmesi çok mühimdir.”

Yorumlara Git

Siyonistlerin İran itirafı: Planlar tutmadı, hedefler şaştı!

Tel Aviv'de siren sesleri dinmiyor: İran'dan 54. dalga füze saldırısı

Siirt’te sağanak alarmı: Bitlis Çayı taştı, tahliyeler başladı

Dubai Havalimanı yanıyor! İran İHA’ları yakıt tanklarını vurdu

Trump’tan İran’a yapay zeka suçlaması