Gündem
Akit yazarları başörtüsü kahramanını yazdı
Yeni Akit yazarları Abdurrahman Dilipak, Hüseyin Öztürk ve Zekeriya Say, davası uğrunda büyük bedeller ödeyen ve Müslüman kadınların hakkını korkusuzca savunan merhume Şule Yüksel Şenler’i anlattı.
yeniakit.com.tr Geçtiğimiz gün Rabb’ine yürüyen Şule Yüksel Şenler, unutulmayacak bir dava şuuru ve tüm Müslümanları ilgilendiren güzel anılar bıraktı. Yeni Akit Gazetesi yazarları Abdurrahman Dilipak, Hüseyin Öztürk ve Zekeriya Say, Şule Yüksel Şenler’i anlattı.
Abdurrahman Dilipak şunları yazdı:
Şule
Şule Yüksel’in benim hayatımda çok önemli bir rolü var. Kız kardeşim başörtüsü sebebi ile okuyamıyor. Dayılarımın kızları Ankara’da Şule Yüksel’in açtığı bir Kız İlahiyat Kursuna katılıyorlar. Burada hem dini bilgiler alacaklar, hem de ortaokul ve lise dersleri alıp dışarıdan bitirecekler. Zaten Şule Yüksel de aynı şekilde okuyamamış. Kız kardeşimle hanım bu vesile ile Ankara’da bu kursta tanışıyorlar. Çünkü hanımım da aynı durumda. 1960’lı yıllardan söz ediyorum. Ben 70 sonrası İstanbul’a gelince ve ardından evlenince Asiye de İstanbul’da Şule Yüksel’in çevresi ile buluşuyor ve birlikte çalışmaya başlıyorlar.
Şule Yüksel yazıları ve konferansları ile bir sözcü ve rol model olmuştu. Genç bir hanım, konuşuyor, yazıyor. Ama o zamanlarda hiçbir kadın hareketi buna destek olmuyordu.
1967’de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi, Ali Babacan’ın halası Hatice Babacan, başı örtülü olarak derse girmeye kalkınca Şubat 1968’de senato kararıyla okuldan atıldı. Bunun üzerine, protestocu öğrenciler İlahiyat Fakültesi’ni işgal ettiler.
Devamı için tıklayınız...
*
Şule Yüksel
Hüseyin Öztürk şu ifadeleri kullandı:
Şule ablayı öğrencilik yıllarımda tanıma imkânı bulmuştum. İman etmiş olmanın gereğini yapmaktan, yazmaktan, konuşmaktan başka bir hedefi yoktu.
Şule Yüksel’in savunduğu davasının temel değerleriyle kazanılan İstiklal Savaşı ve ardından kurulun Cumhuriyet, kısa sürede bu değerlere karşı savaş açmış, kadınıyla-erkeğiyle, milletimizin zafer sevincini kursağında bırakmışlardı.
Bize zaferi anlatanlar, kağnıda donan çocuğuna aldırış dâhi etmeyen anaları örnek gösterirken, bu anaların kıyafetine düşman olmak nasıl bir zihniyetti anlayamıyorduk.
Şule ablayı tanıyıp mücadelesine şahit olduktan sonra anlamıştım. Cumhuriyeti kuran elit, kurucu halkı yönetimde istemiyordu. Geçelim.
Devamı için tıklayınız...
*
Yeniden dirilişin “Şule”si atiye ümitler saçarak gitti!
Zekeriya Say’ın yazısı ise şu şekilde:
“Bir dava ki…
Takıldım peşine uçar giderim,
Bütün batıllardan kaçar giderim,
Atiye ümitler saçar giderim…”
Mekânı cennet olsun.
Şule Yüksel Şenler Ablamız, tıpkı yazdığı şiirinde olduğu gibi “davası” uğruna ömrünü harcadı ve “Atiye ümitler saçarak” fani alemden baki aleme göç etti.
Sibel (Eraslan) Abla, yıllar evvel Şule Yüksel Şenler’i şöyle tarif etmişti;
“Tek başına koşan, yazan ve haykıran bir alevdir… Bir kibrittir Şule Yüksel, ilk kibrit, ilk kav, ilk sürtünme, ilk itiraz, ilk yangın, ilk ışık, ilk aşk…”
Evet!
Gerçekten de “ilk”lerin kadınıydı Şule Yüksel Şenler.
“Cumhuriyet Tarihi’nin ilk başörtülü yazarı”ydı.
Aynı zamanda “ilk başörtülü köşe yazarı”ydı.
Dahası…
Devamı için tıklayınız...