Gündem
Nihat Genç'ten çok sert sözler: Köpeklerin dayak yemesine daha fazla dayanamayan...
Yazar Nihat Genç, bugün kaleme aldığı "Harekatı durdurma anlaşması hezimet mi zafer mi?" başlıklı yazısında dikkat çeken ifadeler kullandı.
OdaTv'den ayrılan Nihat Genç, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde yuvalanan teröristlere yönelik başlattığı Barış Pınarı Harekatı'nın ardından Türkiye ile ABD arasında yapılan anlaşmayı köşesine taşıdı.
VeryansınTV yazarı Genç'in "Harekatı durdurma anlaşması hezimet mi zafer mi?" başlıklı o yazısında bazı bölümler:
ABD’nin yaptırım gücü karşısında harekat durduruldu. Ancak, unutmayın siperler kazıldı cepheler kuruldu tahkimatlar yapıldı, bu daha başlangıç, Orta Doğu topraklarında olduğumuzu unutmayın. Artık önümüzdeki günler bir başlayacak bir duracak bu harekatları bolca göreceğiz.
Türkiye yedi kat yalnızlığa düşmenin korkusunu içerde ekonomisiyle askeri gücüyle dirayetiyle aşana kadar bu harekatlar kesin sonuç vermeyecek, Suriye’nin kuzeyinde satranç tahtası ve oyuncuları son kozlarını söylemedi, ancak Türkiye, içerde dışarda siyasi kararlılığıyla kurulmakta olan PKK devletini çöle mahkum edebilir, bu ateşli ve cesur harekatın sonuçlarını iç politikasını ön hazırlıklarını diplomasisini pekiştirerek uzun vadede alabilir.
Gönül isterdi ki elimiz kızgın iken girdiğimiz cephede biraz daha sert sonuçlar alınabilseydi. Ancak köpeklerinin daha fazla dayak yemesine dayanamayan Amerika’nın bölgede varlığını ağırlığını kaybetmekte olduğu da bir gerçek.
Jeopolitik’i ve Jeokültür’ü bizim kuşağa öğreten Immanuel Wallersteın’dır, artık sınırlarımızın toprak güvenliğimizin kaderimiz coğrafyanın nöbetindeyiz.
İki tarzı siyaset
Çok haklı güvenlik endişesiyle bir harekata kalkıştık ve muazzam yalnızlığımızı gördünüz, bu ‘ah’ Türk Milleti’nin içinde bir yaradır, artık iç siyaset bu keskin duygusallığın gölgesinde şekillenecek.
Şöyle, Türkiye’de iki tarzı siyaset kalmıştır, biri açılımcı, diğeri açılıma karşı.
Savaş ve büyük felaket ve büyük yenilgiler ve milletin kendini ‘çaresiz’ hissettiği böyle günlerde ağır vatansever duygular zirve noktasına ulaşır ve siyasete sert şeklini verir, toprak bütünlüğünden yana mısın değil misin, artık siyasetin vazgeçilmez ölçüsü haline gelir.
Açılımcı siyasetlerin Türkiye’de hiç şansı kalmamıştır.
Yeni CHP’nin, HDP oyları ve açılımı deklare ettiği bu siyasi iklimde iflas ettiği çok açıktır. Çünkü harekat iç ve dış düşmanlar karşısında Türk Milleti’nin yüreğini toplu şekilde attırmış, yani, Yeni CHP bu milli heyecana katılmamış Türk Milleti’nin ‘kaderine’ ortak olmamış, aksine milli düşmanların dilini kullanıp soylu geçmişini HDP kumpasına alet etmiştir.
HDP oyları ve ittifakı kurucu parti CHP’ye kısa vadede bir kaç büyük şehir belediyesinde seçim zaferi kazandırmış ama öngördüğümüz beklenen şekliyle uzun vadede ‘infilak’ ettirmiştir.
Yani Barış Pınarı Harekatı başlangıcı ve sonuçları toplamı Yeni CHP için hezimet olmuştur.
Yeni CHP kendi elleriyle hazırladığı acı ve hepimiz için kahredici sonuç: Türkiye’de tek parti AKP kalmıştır ve asıl büyük felaket an itibariyle ‘alternatifsizdir’, çünkü yeni CHP tam açılımı konuşurken (hırsıza) ay çıktı ve milli düşmanlarla işbirliği ayan beyan görüldü suç üstü yakalandı.
Çünkü hangi parti olursa olsun milletinin toprak bütünlüğü ve egemenliği ve jeopolitik kaderinin karşısına çıkamaz.
Bunca vatansever aday varken şaibeli açılımcı Dersim’e hayranım Demirtaş’ı destekliyorum laflarını ağzından düşürmeyerek siyaset yapanların önünü açarsanız ve bugün Barış Pınarı Harekatı’nda Türkiye’yi köşeye sıkıştıran yaptırım uygulayan düşmanların dilini hem partide hem Halk TV’de kullanırsanız hem ulus devletin varlığını ve hem de kendi varlığınızı imha edersiniz.
Küreselci IMF’ci şirketçi Almancı Fransızcı Amerikancı tezler yeni CHP’yi ülke gerçeklerine karşı inşa etmiş ve Barış Pınarı Harekatı gibi hayati bir sahnede bu büyük kader anında Yeni CHP’yi gerçekle yüzleştirip sahnenin dışına atmıştır.