Ekonomi
“İş kazası geçiren işçinin sosyal sigorta hakları”
Murat Özdamar, emeklilik ve sosyal güvenlikle ilgili gazetemiz Akit'e sorulan her konuyu siz okurlarımız için cevaplıyor.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda yer alan sigorta kollarından ilki iş kazası ve meslek hastalığı sigorta koludur. 5510 sayılı Kanuna göre sebebine bakılmaksızın, işyerinde meydana gelen ve işçiyi bedenen ya da ruhen özre uğratan her olay iş kazasıdır.
İş kazasından söz edebilmek için işçinin kazadan etkilenmiş yani bedeni ya da ruhi bir kayıp yaşamış olması gerekir. Bu etkilenme, iş kazası nedeniyle rapor alarak belirli bir süre iş yapamama olabildiği gibi uzuv kaybı nedeniyle sürekli engellilikle de olabilir. Hatta iş kazası Allah muhafaza ölümle de sonuçlanabilir.
Ayrıca bir olayın iş kazası sayılması için kazanın mutlaka işyerinde gerçekleşmesi de gerekmez. İşyerinde olmamakla birlikte, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya sigortalının görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda ya da sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında (personel servisinde) meydana gelen olaylar da iş kazası sayılır.
İşyerinde olan kalp krizi vakası da bir iş kazasıdır. Önceleri İşyerinde meydana gelen kalp krizi sonucu işçinin ölmesi halinde olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı tartışmalı bir konu idi. Hatta bu nedenle kalp krizi nedeniyle ölen sigortalının yakınları SGK’nın olayı iş kazası saymaması nedeniyle konuyu mahkemelere taşımak zorunda kalmaktaydı. SGK 2014 yılından itibaren 5510 sayılı Kanundaki lafızdan hareketle kalp krizi ile iş kazası arasında illiyet bağı aranmaması gerektiğini belirterek işyerinde olan kalp krizinin iş kazası sayılması gerektiğini benimseyerek bu konudaki tartışmaları sona erdirmiştir.
İş kazası sigorta kollarına ilişkin 5510 sayılı Kanunda yer alan düzenlemeler gereği, iş kazasından etkilenen sigortalı veya sigortalı ölmüşse hak sahiplerine beş farklı sigorta yardımı yapılır. Bu yardımlar şunlardır.
-Hastalık Parası: İş kazası sebebiyle raporlu işçi, rapor süresince SGK’dan iş göremezlik ödemesini yani çalıştığı dönemde alacağı ücret kadar yevmiyesini almayı sürdürür.
-İş Kazası Maaşı: Sigortalı iş kazası sebebiyle en az yüzde 10 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş ise iş kazası gelirine yani emekli maaşına hak kazanır.
-Ölüm Geliri: Sigortalı iş kazası sonucu ölmüşse eş, çocuk, anne ve babasına iş kazası geliri (emekli maaşı) bağlanır.
-Evlenme Ödeneği: İş kazası sonrasına bağlı ölüm nedeniyle ölüm geliri bağlanmış kız çocuğu evlenirse 24 aylık maaşı tutarında çeyiz parası almaya hak kazanır.
-Cenaze Yardımı: Ölen sigortalı için cenazeyi kaldıran aile bireyine 716 TL tutarında cenaze yardımı ödenir.
Sigortalı iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğramış yani engelli duruma düşmüş ve meydana gelen olayda da işverenin kusuru varsa yani işveren iş kazası olmaması için gerekli önlemleri almamış ve her türlü yükümlülüğünü yerine getirmemişse, Türk Borçlar Kanunu gereği işveren, engelli duruma düşmesine neden olduğu işçiye maddi tazminat da ödemek zorundadır.
Sigortalının iş kazası nedeniyle ölmesi halinde sigortalının aile bireyleri yani eşi, çocukları, anne ve babası bir gelir kaybına uğrayacaktır. İşte bu gelir kaybını telafi eden müessese Borçlar Kanununda yer almakta ve destekten yoksun kalma tazminatı olarak nitelendirilmektedir.
Tazminatın miktarı, sigortalının ücretine, yaşına, cinsiyetine, evlenme ihtimaline, çocuk sayısına göre göre değişiklik göstermekte ve işveren kusuru oranında belirlenmektedir.
Maddi tazminat veya ölüm halinde aile bireylerine ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı tutarından SGK’nın bağladığı iş kazasına bağlı maaşın peşin değeri düşülerek aradaki farkın ödemesi yapılır.
Borçlar Kanununda, maddi tazminat dışında bir de manevi tazminat ödenmesi düzenlenmiştir. Sigortalının ölümü nedeniyle ailesi ıstırap duyacaktır. İşte bu üzüntüyü karşılama amacıyla düzenlenmiş olan manevi tazminat miktarı eş, çocuk, anne-baba için ayrı belirlenmekte, olaya bağlı olarak değişmekle birlikte hâkim tarafından ortalama olarak anne-baba için farklı miktarlarda belirlenmektedir.
Halk arasında kan parası olarak nitelendirilen bu ödeme esasında Borçlar Kanununda düzenlenen maddi ve manevi tazminata karşılık gelmektedir.