Dünya
Komisyonu bile zor kurdular! AB'de çöküş dönemi başladı
Zorlu müzakereler sonrası gecikmeli de olsa kurulabilen yeni Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, İngiltere’nin artık bulunmadığı Birlik içerisinde, Fransa ile Almanya’nın çekişmesi, terör olayları, sığınmacı akını, 2008’de başlayan küresel ekonomik kriz ve yansımaları, aşırı sağ akımların yükselişi, üye ülkelerin iç siyasetlerinde yaşanan gel-gitler gibi birçok gelişme, Avrupa Birliği’nin çöküş dönemine girdiğini gösterdi.
AB Komisyonu eski başkanı Jean Claude Juncker dönemini ağır hasarla atlatan AB, yeni başkan Alman siyasetçi Ursula von der Leyen dönemine, geçmişe göre etkisi azalmış, İngiltere’siz ve Fransız-Alman çekişmesi ile başlıyor. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Jean Claude Juncker liderliğinde 2014-2019 dönemini çalkantılı geçirirken, İngiltere gibi bir devi de kaybederek Birlik içerisinde ilk kez dağılma senaryolarının gündeme gelmesine neden oldu.
Yaşanan son olaylar AB’ye güç kaybettirdi
Oysa yakın tarihe kadar AB; dünyada refahın, uzlaşının, barışın ve demokrasinin sembolü; Birlik içerisinde yer almak ise ayrıcalıklı bir konum olarak görülüyordu. Öyle ki Avrupa Birliği 2012 yılında Nobel Barış Ödülü ile taltif edilmişti. “Nobel, AB’ye nazar değdirdi” dedirtecek hızlı düşüş, kısa süre içerisinde birliği zayıflattı ve AB’nin eski etkisini yitirmesine yol açtı.
Terör olayları, sığınmacı akını, 2008’de başlayan küresel ekonomik kriz ve yansımaları, aşırı sağ akımların yükselişi, üye ülkelerin iç siyasetlerinde yaşanan gel-gitler gibi birçok gelişme, Avrupa Birliği’nin güç kaybetmesine neden oldu. Donald Tusk’ın Konsey Başkanı, Jean Claude Juncker’in de Komisyon Başkanı olduğu 2014-2019 döneminde AB için en büyük kayıp ise hiç kuşkusuz kıtanın en büyük ülkelerinden İngiltere’nin, kendi iç siyasetinden kaynaklanan nedenlerden dolayı Avrupa Birliği’nden ayrılması oldu.
Yeni Komisyonda Fransa-Almanya çekişmesi
AB’nin Jean Claude Juncker döneminde yaşadığı zorlu sınama, yeni dönem Komisyonu’nun seçimine de taşındı. Komisyon’un 1 Kasım’da göreve başlaması gerekiyordu ancak Fransa, Macaristan ve Romanya’nın gösterdiği komisyon üyesi adaylar, çeşitli gerekçeler ile alt komisyondaki oylamalarda reddedildi. Bu ülkeler yeni adaylar gönderdikten sonra kasım sonunda komisyon oluşturulabildi.
Her ülkeye bir bakanlığın verildiği yeni Komisyon’un kurulabilmesi için doğu-batı, sağ-sol, kadın-erkek, etkili-az etkili portfolyo gibi birçok denge kurulmaya çalışıldı ve memnuniyetsiz ülkeleri ikna için başkan yardımcılıklarının sayısı artırıldı.
İtalya ile Almanya Fransa’ya karşı birlik oldu
Öte yandan; AB ana kadrosuna dahil olan İtalya, Libya’da BM tarafından kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) karşı General Halife Hafter’e destek veren ve Kuzey Makedonya-Arnavutluk ikilisinin AB katılım müzakerelerine başlamasını bloke eden Fransa’ya karşı Almanya’nın yanında yer aldı. Almanya ve İtalya, Libya krizinde UMH’ye destek verirken, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya ile AB üyelik müzakerelerine başlanmasını istiyordu. İtalya’nın desteğini alan Almanya, böylelikle Fransa’nın kendisi açısından rahatsızlık veren adımlarını daha açık bir şekilde dile getirme cesareti göstermeye başladı.
“Avrupa’nın gücü benim” dikleşmesi
ABD ve Türkiye’nin NATO’daki ağırlığı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u öteden beri rahatsız ediyordu ve Fransız Başkan, bu rahatsızlığını AB ordusu gibi alternatif savunma paktlarını gündeme getirerek dile getiriyordu.
Sığınmacılar ve Türkiye’de bulunan yaklaşık 4 milyon göçmene yardımlar konusunda da Fransa’nın uzlaşmaz ve katı tutumunun aksine Almanya yeni yardımlar gönderilmesi ve Türkiye’nin yalnız bırakılmaması yönünde açıklamalar yaptı. Ekonomik potansiyelini de kullanarak uluslararası siyasete ağırlığını koymaya çalışan Almanya, Fransa’nın politikalarına mahkum olmayacağını ve AB içerisinde lokomotif görevini bu ülkeye bırakmayacağını gösterdi. Yeni dönemde AB içerisinde Almanya’nın daha agresif olması bekleniyor.