Sağlık
Anoreksiya nervoza nedir? Anoreksiya nervoza belirtileri neler?
Anoreksiya nervoza nedir? Genellikle genç kızların yaşadığı yeme bozukluğu olan anoreksiya nevroza hastalığını pek çok kişi merak ediyor. Pek çok kişi “Anoreksiya nervoza nedir?” , “Anoreksiya nervoza tedavisi var mı?” gibi soruların cevabını merak ediyor. İşte, anoreksiya nervoza belirtileri neler?
Anoreksiya nervoza nedir? Genellikle genç kızların yaşadığı yeme bozukluğu olan anoreksiya nevroza hastalığını pek çok kişi merak ediyor. Pek çok kişi “Anoreksiya nervoza nedir?” , “Anoreksiya nervoza tedavisi var mı?” gibi soruların cevabını merak ediyor. İşte, anoreksiya nervoza belirtileri neler?
Anoreksiya nevroza bir çeşit yeme bozukluğudur. Bu sorun genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar bazı kişilerde ise yetişkinlik döneminde de sürer. İşte, anoreksiya nevroza hakkında merak ettiğiniz tüm detaylar.
Anoreksiya nervoza nedir?
Anormal vücut ağırlığı ile tanımlanan ve hayati tehlikeye sahip bir yeme bozukluğu olan anoreksiya nervoza, psikolojik bir hastalıktır. İnce kalmak konusunda aşırı takıntıya sahip olan kişilerde görülen hastalığa sahip olan kişiler normal kilolarının çok altındadır. Genellikle 12-20 yaş arası gen kızlarda yaygın olarak görülen anoreksiya hastaları çok az uyur, buna rağmen oldukça aktiftir. Yemek yemeyi reddederler. Çok nadir olsa da erişkinlik döneminde de rastlanabilen anoreksiya nervoza da kişi çok şişman olduğunu düşünerek çok düşük kalorili diyetler uygulamaya başlar. Önceleri iştah kontrol altına alınabilirken ilerleyen süreçte iştah tamamen kaybolur ve vücut hastalık derecesinde zayıflar.
Anoreksiya nervoza belirtileri neler?
Anoreksiyalı kişiler çoğunlukla bir problemleri olduğunu şiddetle reddederler. Yaptıklarını görmez veya buna inanmazlar. Yardım almalarını sağlamak çoğunlukla sevdiklerine kalır. Eğer durumundan şüphelendiğiniz biri varsa, bazı belirtilere bakabilirsiniz. Anoreksiyalı kişiler:
Normal veya sağlıklıdan daha zayıftır
Kilo almaktan çok korkarlar
Normal kiloda kalmayı reddederler
Çok zayıf bile olsalar kilolu olduklarını düşünürler
Yemek, kilo ve diyet saplantıları vardır
Yiyecekleri miktarı aşırı sınırlarlar
Hasta bile olsalar çok fazla egzersiz yaparlar
Kilo alımını engellemek için kusarlar, laksatif kullanırlar veya idrar söktürücü kullanırlar
Anoreksiyaya meyilli olanların kişilik özellikleri:
Düşük özsaygı
Öfke, üzüntü veya korku gibi negatif duygularını anlatmada zorlanma
Çatışmalarla başa çıkmada zorlanma
Diğerlerini memnun etme ihtiyacı
Mükemmeliyetçilik veya yaptığı her işte en iyi olma çabası
Kontrollü olma ihtiyacı
Dikkat çekme ihtiyacı
Ebeveynle problemli ilişki (yine de görünüşte yakın bir ilişkileri vardır)
Aileden ayrılmada veya bağımsız olmada zorlanma
Ailenin yüksek beklentileri
Büyümekle veya cinsel olarak gelişmekle (ergenlikteki bedensel değişimler dahil) ilgili korku veya ambivalans
Daha bağımsız veya kendine yetmesi gerektiğine dair taleplerle mücadele etme
Kimlik problemleri—kim olduğu ve hayatını nasıl yönlendirmesi gerektiğinden emin olamama
Ruh hali bozuklukları, özellikle depresyon
Yaşıtlarından daha çocukça hareketler
Sinirlilik ya da sosyal etkileşim kurmada ki yetersizlik nedeniyle, diğer insanlarla geçinmede zorluk çekme
Obsesif-kompülsif özellikler
Anoreksiya nervoza tedavisi var mı?
Anoreksiya nervozanın tedavisi uzman bir psikiyatrist, diyetisyen, psikolog, ortopedi, endokrinoloji, fizyoterapist, hemşire gibi sağlık personelinin katkısıyla oluşturulan ekip çalışması gerektirir. Hastanın ve ailesinin tedaviye katılımı tedavinin başarısı açısından oldukça önemlidir. Hastanın uygun bir beden ağırlığa gelmesinin fiziken ve ruhen etkileri açıkça anlatılabilmelidir. Hastanın ikna edilmesi ve hastalığının etkilerini fark etmesi sağlanmalıdır. Hasta olması gereken vücut ağırlığının %30’unu kaybetmişse genellikle tedavi için hastaneye yatırılır ve kilo alımı kontrol altında tutulur. Bireyin kimlik duygusunu ve öz saygısını geri kazanmasını sağlamak amacıyla psikoterapi seansları ailesi ile birlikte düzenlenebilir. Hasta istenilen ağırlığa geldiğinde hastaneden taburcu edilebilir ancak hastalığın nüksedebilme oranının yüksek olması nedeniyle sürekli kontrol altında tutulması önemlidir.