İSLAM
Allah Rasulü’nden
Rasûlüllah’ın (s.a.) Sünneti'ni tatbik, İslâm’ın varlığını ve ilerlemesini korumak demektir. Sünnet'in terki ise, İslâm’ın çökmesidir...
Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki:
“Arzu ederek bir topluluğa benzemeye çalışan kişi, benzemeye çalıştığı toplumdandır.”
(Ebu Davud, Tirmizi)
Bu hadisin açıklamasında Feyzül-Kadir müellifi Abdur-Rauf El-Münavi’nin özetlediği muhtelif görüşleri ana hatlarıyla sunmakta yarar görüyoruz.
1- İçi dışını onaylar bir şekilde kişi bir toplumun adetlerini benimser, onların ahlakı ile ahlaklanır, onlara has/özgü işleri yapmakla tanınır, kılık-kıyafette ve benzeri bazı işlerde onlarla bütünleşirse onlardan olmuş olur.
2- İmanlı ve ahlaklı kişilere benzemeye çalışan kişi de pek tabii ki onlardandır. Onlara saygı duyulduğu gibi ona da saygı duyulur. Büyük günahları açıktan işleyen fasıklara benzeyen kişi de hiç şüphesiz onlar gibi küçümsenir ve aşağılanır. Yücelik nişanını takınan kişi bilfiil yücelmemiş olsa da ikram görür.
3- Açıktan büyük günahları işleyen kişilerin kendilerine has giysileri olsa diğer insanlar bu giysileri giymekten yasaklanır. Çünkü bu durumda tanımayan kişi onların giysisini giyinen kişiyi onlardan sanabilir. Bu da hem zanda bulunan kişiyi günahkar kılar, hem de böylesine bir kötü zanna sebebiyet veren kişi günahkar olur.
4- Benzeşmeler, inançlar ve arzular gibi kalbi duygular ve tasarruflarda olduğu gibi sözler ve işler gibi duyulur-görülür neviden hususlarda da olabilir. Bu sebeple benzeşmeler inançta ve ibadette olabilir. Yemek-içmek, giyinmek, ev edinmek, evlenmek, birleşmek-ayrılmak, binmek-inmek gibi adetlerde de gerçekleşebilir.
5- Allah, Hz. Muhammed’i özel bir şeraitle; hayat düzeni ile göndermiştir. Bu şeraitte Yahudiler ve Hıristiyanların semaviliğini yitirmiş değer yargıları ve hayat tarzlarına muhalif ve yepyeni kanunlar koymuştur. Bu sebeple Hz. Muhammed açık bir şer ve zarar görülmeyen hususlarda bile onlara aykırılığı emretmiştir.
(Ali Rıza DEMİRCAN “İslami Kimliğimizi Korumak” kitabından. Beyan Yayınları)