Siyaset
Bu ülkeyi paralele kaptırmayız
Paralel yapıyla mücadele kapsamında ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde ne gerekiyorsa yapıldığını ve yapılmaya da devam edileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İnlerine gireceğiz dedik, giriyoruz. Kaçışlarının sebebi de bu. Biz bu ülkeyi bunlara kaptırmayız. Seçimden sonra bu aynen devam edecek. Kim bu vatanı seviyorsa, yerliyse milliyse el ele vererek, bu meselenin üzerine gitmek durumundadır” dedi.
Brüksel’deki resmi temaslarını tamamlayarak iki günlük resmi ziyaret için dün Japonya’ya giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uçakta Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya’nın da bulunduğu gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Paralel yapıyla mücadele kapsamında ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde ne gerekiyorsa yapıldığını ve yapılmaya da devam edileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnterpol prosedürü neyi gerektiriyorsa, o yerine getirilecektir. Devletin ilgili kurumları bunların takipçisi. ‘İnlerine gireceğiz’ dedik, giriyoruz. Kaçışlarının sebebi de bu. Biz bu ülkeyi bunlara kaptırmayız. Seçimden sonra bu aynen devam edecek. Kim bu vatanı seviyorsa, yerliyse milliyse el ele vererek, bu meselenin üzerine gitmek durumundadır” dedi.
l Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinde ilk fasıl 3 Ekim 2005’te açılmıştı. Tam 10 yıl sonra tekrar Avrupa’dasınız. Gerek AB, gerek Türkiye hangi noktada?
l Schultz, Tusk, Juncker ile yaptığım görüşmeler son derece olumluydu. AB kurumlarının en yetkili isimleri, Türkiye’nin öneminin giderek arttığı konusunda hemfikirler. İyi bir atmosfer var. Terör konusunda da daha hassaslar. Bölücü terör örgütüne karşı tavırları çok net. Türkiye’nin istikrarının AB açısından da önemli olduğunun bilincindeler. İstikrarlı bir Türkiye’nin mülteciler meselesi dahil her konuda daha iyi, daha etkili olabileceğini biliyorlar.
l Rusya ve ABD DAİŞ’le mücadele için PYD’yi destekleyeceklerini söylüyorlar. Bu hususta iki büyük devletin aynı noktada birleşmiş olmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
l Türkiye’nin söz konusu olduğu bir meselede, ABD ve Rusya’nın tümüyle aynı çizgide olabileceklerini düşünmüyorum. Her şeyden önce Türkiye olarak biz ABD ile müttefikiz; NATO üyesiyiz. Türkiye’ye yapılacak bir yanlışlıkta her iki ülkenin aynı çizgide olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Böyle bir durum mümkün değil. PYD’nin PKK ile iç içe olduğunu herkesin bilmesi lazım. PYD’yi PKK’dan ayrı görmek mümkün mü? Değil.
l İki ülke arasındaki gerilimin sıcak bir çatışmaya dönüşme ihtimalini bertaraf etmek için Putin’le görüşecek misiniz? Çatışma gibi bir endişe söz konusu mu?
l Rusya’nın böyle bir şey yapacağına ihtimal vermiyorum. NATO Konseyi’nin hemen bir olağanüstü toplantı yapması da işin ciddiyetini gösterdi. Moskova’da Putin’le arife günü konuştum. Ondan sonra neler yaşandı biliyoruz. Hava operasyonlarını başlaması akabinde telefonla görüştüm. Görüşmenin ardından hava sahası ihlali oldu. Bu şartlarda benim tekrar aramamın anlamı yok.
l Rusya çok agresif hareket ediyor. Buna karşılık ABD’den karşı bir karşı hamle de gelmedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
l Suriye konusunda Türkiye-ABD görüşmeleri çok önceden başladı. Uzun zamandır görüşmelerimiz sürüyor. Gelinen son durumu da, Dışişleri Bakanlarımız, askeri yetkililerimiz görüştüler, görüşüyorlar. Muhtemelen önümüzdeki hafta, ben de Obama’yla bir telefon görüşmesi yapabilirim; bu şekilde konuyu teferruatlı biçimde de ele alabiliriz.
l Almanya gibi ülkeler, Türkiye’deki patriotları geri çekme kararı almışlardı. Bu çerçevede müttefiklerden destek talebiniz olacak mı?
l Görüşmelerde herhangi bir kopukluk yok. Askerler de dışişleri de görüşmeleri sürdürüyor. Bu konularda gereken neyse yapılır zaten.
l Rusya, Türkiye için önemli bir ticari partner. Doğal gazla ilgili projeler, Mersin Akkuyu gibi projeler, yaşanan süreçten sizce nasıl etkilenir?
l Bu tabi ki tek taraflı bir konu değil. Bunlar aynı zamanda Rusya’nın da düşünmesi gereken meseleler. Türkiye’yi kaybetmek, Rusya için ciddi bir kayıp olur. Dolayısıyla tüm bu konularda Rusya da iyi düşünmek durumundadır. Türkiye-Rusya arasında Üst Düzey İşbirliği Konseyi mekanizması var. Bu tür bir mekanizmayı kaybetmek herhalde Rusya açısından da yanlış olur. Bu nedenledir ki, Rusya’nın bunların kaybedilmesine yol açacak adımlar atması bizleri üzüyor. Bu tür hadiselerde duygusal davranamayız.
l Suriye meselesinde ABD’nin Türkiye’yi yalnız bıraktığı görüşüne katılıyor musunuz?
l Bizler, ABD ile müttefik olmamızın yanı sıra stratejik ortağız. Dolayısıyla ABD ile görüşmelerimiz sürüyor. Devlet kurumlarımız sürekli temas halinde, etkin bir şekilde görüşüyor. Başta da söylediğim gibi ABD ile müttefikiz. NATO ittifakındayız. NATO Konseyi’nin son açıklaması bu hususlarda aynı zamanda bir yol haritasıdır.
l ABD pasif durumu devam ettirirse Türkiye’nin tek taraflı tampon bölge oluşturma girişimi gündeme gelebilir mi?
l Geçenlerde, 7 ülke ortak açıklama yaptı: ABD, Fransa, Türkiye, İngiltere, Almanya, Katar, Suudi Arabistan. Bu yedi ülke çalışmayı sürdürüyor. Ama şunu düzeltmemiz ve netleştirmemiz lazım. ‘Tampon bölge’ ifadesi yanlış bir ifade. Neyin üzerinde çalışıldığı doğru ifade edilmeli: Terörden arındırılmış güvenli bölge. Bu hayata geçirilirse, Eğit-Donat’tan sonra en önemli adım olacak. Tabi bu, uçuşa yasak bölgeyi de beraberinde getirecektir. Zira orası uçuşa yasak bir bölge olmalı ki güvenli bir bölge haline gelsin.
l PYD’yi terör örgütü olarak görme konusunda AB’nin yaklaşımı nasıl?
l Görüştüklerimin hiçbiri buna hayır diyemiyor. Kobani’yi anlattım. Kobani’deki sivil halk Türkiye’ye sığındı. Ama PYD’nin PKK ile alakalı olduğu apaçık ortada. Kobani’de PYD’lilerin olduğu mekanlarda bölücü başının fotoğrafları asılı. Hani hiçbir alakaları yoktu? PKK ile alakaları, bu kadar açık ve net.
l Brüksel ziyaretiniz, AB ile ilişkiler açısından tarihi bir ziyaret olarak nitelenebilir mi? Çünkü Türkiye’ye tekrar büyük önem atfedildiğini görüyoruz...
l Ne kadar samimi olduklarını bilemeyiz. Bu Türkiye’ye duyulan ihtiyaçtan kaynaklanan bir durum da olabilir. AB üyesi ülkeler şu an için kendilerine ne kadar az mülteci gelebilir, bunun hesabını yapmakla meşgul. Biz de kapıları açalım AB’ye gitsinler tavrı içerisinde olmadık. Bu konudaki gayretimiz AB için tabii ki önemli bir mesaj. Gösterdiğimiz gayret ortada.