Gündem
‘Ünlü iş adamı Türkiye üzerinden kaçtı’ iddiası! Süleyman Soylu’dan flaş açıklama!
Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, Japon otomotiv devi Renault- Nissan'ın eski CEO'su Carlos Ghosn'ın ev hapsinde tutulduğu Japonya'dan Lübnan'a kaçarken Türkiye üzerinden geçtiğini iddia etti. İçişleri Bakanı Soylu ise konuyla ilgili olarak “Türkiye üzerinden geçtiğine dair bizim kayıtlarda bir şey görünmüyor” dedi.
Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, Japon otomotiv devi Renault- Nissan'ın eski CEO'su Carlos Ghosn'ın ev hapsinde tutulduğu Japonya'dan Lübnan'a kaçarken Türkiye üzerinden geçmesini, bugünkü "29'u 30'a bağlayacan gece en ünlü patron Türkiye üzerinden nasıl kaçtı" başlıklı yazısında anlattı.
"CEO’nun Japonya’dan kaçtığı gece İstanbul Atatürk Havalimanı’nda çok ilginç bir olay yaşandı" diyerek 29 Aralık’ı 30’a bağlayan gece saat 05.30’da Japonya’nın Osaka şehrinden gelen bir uçak, artık sadece kargo ve özel uçuşlar için kullanılan İstanbul Atatürk Havalimanına indiğini aktardı. Uçağın ismine ve içindeki üç kişiye dikkati çeken Özkök, araştırması sırasında ulaştığı bilgilerle ilgili şöyle yazdı:
"Uluslararası otomotiv dünyası, yeni yıla hazırlanırken 29 Aralık’ı 30’a bağlayan gece herkesi hayretler içinde bırakan bir olay gerçekleşti. İki yıla yakın zamandan beri Japonya’da yargılanan Renault-Nissan şirketinin eski CEO’su ve dünya otomotiv pazarının efsane ismi Carlos Ghosn o gece Japonya’dan kaçarak, Lübnan’a gelmişti.
Türkiye üzerinden geçerek gitmiş
Haberlerde ilginç bir de ayrıntı vardı. Ünlü patron, özel bir jetle “Türkiye üzerinden” Beyrut’a gitmişti.
Tabii ki bu cümleye takıldım.
Hemen dünyanın en önemli havacılık uzmanlarından biri olan Uğur Cebeci’yi arayıp nasıl gitmiş olabileceğini sordum.
Biraz araştırıp bana döndü ve çok ilginç bir bilgi verdi.
O bilgiyi sizle paylaşmadan önce biraz geri dönüp Tokyo’da konuşulanları aktaracağım.
Tabii ki Japonya’da büyük bir şaşkınlık var. Ama en büyük şaşkınlığı Ghosn’nun Japon avukatları yaşıyor.
Bu kaçıştan en küçük haberleri olmamış. Japon kültürünü iyi bilenler tahmin edebilir. Tabii ki bu olayı kendileri için de bir utanç sayıyorlar. Onlar da nasıl kaçmış olabileceği üzerinde tahmin yapmaya çalışıyorlar.
Ghosn, Tokyo merkezindeki en zengin semt olan Hiroo’da bir evde kalıyordu. Ev Japon savcılığı ve polisi tarafından çok sıkı şekilde korunuyordu.
Ayrıca Nissan şirketinin tuttuğu özel korumalar da vardı.
İşte o avukatların verdiği ilginç bir bilgi var. Ghosn’un üç pasaportu varmış...
Fransız, Lübnan ve Brezilya...
Ancak bu üç pasaport da onların elindeymiş.
Yani Ghosn sahte bir pasaportla Japonya’yı terk etmiş olmalıydı.
İşte bu noktada avukatlar ilginç bir tahminde bulunuyorlar:
“Böyle bir kaçış için mutlaka büyük bir uluslararası örgütle çalışmış olmak gerekir...”
Peki kim bu örgüt?
Japon mafyası Yakuza mı...
Sanmıyorum, kültürlerinde böyle bir şey yok.
Fransa istihbaratının böyle bir şey yapma kabiliyeti var ama Ghosn için yapacağını sanmıyorum. Aklıma gelen en büyük ihtimal, Lübnan istihbaratı veya büyükelçiliği... Çünkü Carlos Ghosn Lübnan’da bir halk kahramanı olarak kabul görüyor. Tokyo’da tutuklandığı günlerde Beyrut sokaklarında billboard’lara “Hepimiz Carlos’uz” ilanları asılmıştı. Ancak şu sıralar ülkedeki iç karışıklıkla uğraşan Lübnan istihbaratı böyle bir şeyi yapabilir miydi? İki bilgi... Japon NHK televizyonuna göre Japonya’dan Carlos Ghosn adına bir pasaportla çıkmadığı kesin.
Lübnan tarafından ise çelişkili bilgiler geliyor.
Bir kaynağa göre Ghosn Beyrut’a pasaportla değil, Lübnan kimliği ile girmiş.
Lübnan vatandaşlarının sınır polisinden geçmek için pasaport gösterme zorunluluğu yokmuş.
Ancak Fransız Le Figaro gazetesine açıklama yapan bir Lübnan yetkilisi “Ghosn’un Lübnan’a ‘Uluslararası kurallara uygun biçimde, bir Fransız pasaportu ile girdiğini” söylemiş. Her halükârda, uçakla onu almaya gelen birilerinin olduğu ve beraberlerinde onu çıkaracak sağlam bir veya iki belge getirdikleri anlaşılıyor.
Benim asıl merak ettiğim, Türkiye’de “touch down” (ayakbastı) yaptığına göre hangi pasaportu göstermişti...
Sabiha Gökçen ve Atatürk’ten Beyrut’a direkt uçuş yok
Ghosn’un bindiği özel uçak 30 Aralık (Fransız Figaro gazetesine göre ise 31 Aralık sabahı) gecesi Türkiye’den bir havaalanına inmiş, oradan tekrar havalanarak Beyrut’a gelmişti.
Uğur Cebeci’nin ilk araştırmasının sonuçları ise ilginçti.
Son 20 gün içinde ne Sabiha Gökçen, ne de Atatürk Havaalanı’nın sivil havacılık bölümünden Lübnan’a direkt bir özel uçuş olmamıştı.
Sabahki bilgiler böyleydi, ama akşam üzerine doğru gelen bilgiler o sabaha karşı Atatürk Havalimanı’nda ilginç bazı olaylar yaşandığını gösterecekti..
Türk makamlarına isim bildirildi mi
O zaman da şu akla geliyor...
Buraları Beyrut’a bir saat uçuş mesafesinde yerler. Niye Türkiye’ye inerek risk aldı. Peki özel uçakla yakıt ikmali için inenlerin isimleri Türk makamlarına veriliyor mu? Verme zorunluluğu yok ama inen uçaklar genellikle verirler. İşte o yüzden dünyanın en konuşulan patronunun Türkiye’den nasıl ve hangi isimle geçtiğini çok merak ediyorum.
"Banyodan çıktığımda elinde havluyla biri beni bekliyordu"
Carlos Ghosn kaçtıktan sonra yaptığı açıklamada Japon yargısını suçladı ve “Onların rehini olarak kalmayı kabul edemezdim” dedi. Bu arada eşi Carole Ghosn Japon savcı ve hâkimleri ile ilgili çok ağır şeyler söyledi.
“Evime girip telefonumu, tuttuğum günceyi, yazdığım özel mektupları aldılar. Evin içinde ben de tutuklu gibiydim. Bir gün banyodan çıktığımda bir kadın elinde havluyla beni bekliyordu. Bizi küçük düşürecek her şeyi yaptılar...”
İçişleri Bakanı Soylu: Baktık teyit edemedik
Olayı öğrendikten sonra sabahın erken saatlerinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu aradım.
“Haberi gece yarısı bana ilettiler. Bütün uçuşlara baktık, teyit edemedik. Türkiye üzerinden geçtiğine dair bizim kayıtlarda bir şey görünmüyor” dedi.
Aynı gece Zarrab’ın uçağı Beyrut’a gidiyor
Ghosn’un Japonya’dan kaçtığı gece İstanbul Atatürk Havalimanı’nda çok ilginç bir olay yaşandı. O gece saat 05.30’da Japonya’nın Osaka şehrinden gelen bir uçak, artık sadece kargo ve özel uçuşlar için kullanılan İstanbul Atatürk Havalimanına indi.
*
Uçak hangara girer girmez, daha yer hizmetleri görevlileri gelmeden iki kişi inip giriş kayıtlarını yaptırdı.
İsimleri Michael Taylor ve Antonie Zayek’ti... Ancak uçakta muhtemelen bir üçüncü kişi vardı ve o inmedi.
O uçak hangara girdikten bir süre sonra aynı hangardan çıkan bir başka uçak Beyrut’a gitmek üzere havalandı. Tesadüf bu uçak, bir zamanlar Rıza Zarrab’a ait olan bir Challenger’dı. Ancak uçağa TMSF el koyduğu için, artık işletmesini o yapıyordu.
*
Ancak o gece aynı hangardan çıkan ikinci uçağın Beyrut’a neden gittiği, kimi götürüp sonra yine içindeki hostes ve Türk yönetici ile döndüğü anlaşılmadı.
Ama gün boyunca gelen bilgiler, Japon avukatların söylediği sözü akla getiriyordu.
Bunun arkasında büyük ve güçlü bir organizasyon vardı.