Gündem
Çıplaklık terörü zıvanadan çıktı! Kadınları bile isyan ettirdi
Sokaklarda mahremiyet sınırlarını hiçe sayan kıyafetlerin giderek yaygınlaşması tepki çekiyor. “Özgürlük” ve “çağdaşlık” kavramlarının arkasına sığınılarak yatak odasına ait mahremiyetin sokağa taşınmasına kadınlardan da itiraz yükseliyor. Sosyal medyada gündem olan videoda bir kadın, karşılaştığı manzaraya tepki gösterirken, aşırı açık giyimin özgürlük olarak sunulmasına karşı çıktı.
Türkiye'de aile yapısı, mahremiyet ve toplumsal ahlakı hedef alan kültürel dönüşümün en görünür alanlarından biri de giyim üzerinden kendisini gösteriyor.
Özellikle yaz aylarında sokaklarda, alışveriş merkezlerinde ve toplu taşıma araçlarında mahrem bölgeleri neredeyse tamamen ortaya çıkaran kıyafetlerin görülmesi vatandaşların tepkisine neden oluyor.
Mesele artık yalnızca erkeklerin kadınların kıyafetine yönelik eleştirisi olarak da görülemiyor. Kadınlar da sokaklarda karşılaştıkları aşırı açıklıktan rahatsızlıklarını açıkça dile getiriyor.
KADINLARDAN DA İSYAN: BU ÖZGÜRLÜK DEĞİL
Sosyal medyada yayılan videoda konuşan bir kadının aşırı açık giyime yönelik tepkisi dikkat çekti.
Kadın, bu tür giyimin “çağdaşlık” ve “özgürlük” kavramları üzerinden meşrulaştırılmasına itiraz ederek, sokakta karşılaşılan görüntülerin artık rahatsız edici boyutlara ulaştığını dile getiriyor.
Videonun gündeme gelmesi, “Özgürlük adına her şey kamusal alanda yapılabilir mi?” sorusunu da yeniden hatırlattı.
YATAK ODASININ KIYAFETİ SOKAĞA TAŞINIYOR
Burada eleştirilen kadınların varlığı veya bireysel tercih hakkı değil; mahremiyet kavramının sistematik biçimde değersizleştirilmesi.
Bir dönem ancak özel yaşam alanlarında görülebilecek kıyafetlerin bugün sokakta sıradanlaştırılması, “modernleşme” adı altında toplumun utanma ve mahremiyet ölçülerinin aşındırılması sonucunu beraberinde getiriyor.
Özgürlük ise başkalarının varlığını yok saymak anlamına gelmiyor.
İnsanların çocuklarıyla, anne-babalarıyla birlikte kullandığı sokaklar, parklar, toplu taşıma araçları ve alışveriş merkezleri kişiye özel alanlar değil, ortak yaşam alanlarıdır.
ÇAĞDAŞLIK ÇIPLAKLIKLA ÖLÇÜLMEZ
İnsan bedeninin ne kadarının sergilendiğini “çağdaşlığın ölçüsü” haline getiren anlayışın kendisi de sorgulanmayı hak ediyor.
Çağdaşlık; bilimde, eğitimde, sanatta, üretimde, teknolojide ve insan ilişkilerindeki seviyede aranır. Bir insanın daha fazla bedenini göstermesi onu daha çağdaş yapmadığı gibi, mahremiyetine önem vermesi de onu geri kalmış yapmaz.
Aksine edep, görgü, ölçü ve başkasına saygı, gelişmiş bir toplumun temel özelliklerindendir.