Gündem

15 Temmuz şehitlerinin yakınları ve gaziler duygularını yeniakit.com.tr ile paylaştı!

Yeniakit.com.tr 15 Temmuz hain darbe girişiminin üçüncü yıl dönümü nedeniyle şehit ve gazi yakınları ile bir araya geldi.

-

 Taha Emre Özdemir  Yeniakit.com.tr 

15 Temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümünde yaşadıklarını yeniakit.com.tr ile paylaşan Şehit yakınları ile Gaziler, kalpleri titreten mesajlar verdi. İşte o alçak girişimin yaşandığı akşamın şahitleri ve yürekleri titreten hikayeleri.

Hakan Biçinci / 15 Temmuz Şehidi Lokman Biçinci'nin Ağabeyi

"Kardeşim Lokman sanki şehit olacağını hisseder gibi annemle vedalaşmış. 'Belki dönemem hakkını helal et.' demiş."

14 Temmuz günü ablası Nurten İşleyici'nin vefat haberini alan Hakan Biçinci, 15 Temmuz hain darbe girişiminde de kardeşi Lokman Biçinci'yi kaybetti. Üst üste iki ölüm acısı yaşayan Hakan Biçinci, kardeşinin şehadet haberini aldığı günü şöyle anlattı:

"14 Temmuz'da ablam Nurten İşleyici'nin vefatını öğrendik. Şehit Lokman Biçinci kardeşimi evde bırakarak ablamı Erzurum'dan almaya gitmiştik. Onu Ankara'ya defnecektik ama darbe girişimi olduğundan yola çıkamadık ve Erzurum'da defnetmek zorunda kaldık. Ablamızı son yolculuğuna uğurladığımız sabah saatlerinde kardeşim Lokman Biçinci'nin şehit olduğunu öğrendik. İkinci bir acı yaşadık. 25 yaşındaki kardeşim Başkomutanımız Erdoğan'ın çağrısıyla dışarı çıkmış. Akıncı Üssü'nde darbecilere karşı mücadele etmiş. Vücuduna üç mermi isabet etti. Olay yerinde şehitlik mertebesine ulaşmış. Üst üste iki acı yaşadık."

'Sol kolumun yüzde ellisini kullanamıyorum'

15 Temmuz gecesi İstanbul Çengelköy'de sol dirseğinden kurşunla yaralanan Kemal Pınar, yaşadıklarını şöyle anlattı:

"15 Temmuz 2016 Cuma günü akşam işten gelmiş evde istirahat ediyordum. Komşumun haber vermesi ile darbe girişimini öğrendim. Saat epeyce ilerlemişti. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısını duydum. Abdestimizi aldık ve Çengelköy Karakolu'nun oraya gittik. Karakolun FETÖ'cü hainler tarafından işgal edildiğini öğrendik. Üzerimize kurşun yağıyordu. Sol kolumun dirseğinden vurulmuşum ama o sıcaklıkla hemen hissetmedim. Bir süre sonra yaralandığımı fark edince arkadaşlarımında yardımıyla hastaneye kaldırıldım. Şu anda sol kolumu yüzde elli kullanamıyorum ve sinir kaybından dolayı sol elimin iki parmağı açılmıyor."

'15 Temmuz'da Şer'den Hayır doğdu'

"İşgalcilerin püskürtülmesi noktasında katkımız olduğu için çok mutluyum." diyen Pınar, "Türk Milleti FETÖ'cü alçakların girişimini engelleyerek 15 Temmuz'da bir destan yazdı. O gece şerden bir hayır doğdu. Millet tek vücut olarak Türkiye tarihinde ilk kez darbeci hainlere karşı mücadele etti." ifadelerini kullandı.

Şenol Gençer / 15 Temmuz Şehidi Özgür Gençer'in ağabeyi

Hain darbe girişimi akşamı Ankara'da kardeşini şehit veren ve kendisi de yaralanarak Gazi olan Şenol Gençer yaşadıklarını şöyle anlattı:

'Darbe girişimini Binali Yıldırım'ın konuşmasından duydum'

"15 Temmuz günü Ankara Büyükşehir Belediyesi'ndeki mesaimi tamamlayarak ve dönmüştüm. Rutin bir iş günüydü. Evde akşam yemeği yiyordum. Hain girişimi önce sosyal medyadan duydum. İstanbul'da köprü trafiğe kapatılmıştı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken Başbakan Binali Yıldırım'ın konuşmasını duydum. Eşime, milli iradeye sahip çıkmak için devletimizin yanında olmak için sokağa çıkmalıyım dedim ve çıktım."

'Sabaha kadar helikopterlerden taciz ateşi açtılar'

"Etimesgut'ta kalabalığın arasında karıştım. Saat on ikiyi geçerken kardeşim Külliye'ye gitmiş. Beni aradı ve 'abi buraya gelmeniz lazım.' dedi. Yanımdaki arkadaşlarımla Külliye'ye geçtim. Sabaha kadar orada helikopterlerin taciz ateşlerine maruz kaldık. Birkaç tankın geçisi esnasında onlara müdahalede bulunduk. Yaptıklarının kanunsuz olduğunu söyleyerek kışlalara dönmelerini istedik. Saat dörde kadar helikopterlerin taciz ateşleri bitmedi."

'Kardeşim önce eve döndü, sonra içi rahat etmeyerek yeniden yanımıza geldi'

"Saat dört sıralarında hem olaylar yatışmıştı hem de kardeşim Özgür esnaf olduğundan eve geçeceğini söyledi. Dükkanı açacağı için onu eve gönderdim. Kardeşim eve gittiğinde televizyonu açıyor. Olayların bitmediğini görüyor. Abdestini alarak yeniden yanıma geliyor. Külliye'nin üst köşesinde Jandarma Genel Komutanlığı'nın orada çatışmaların devam ettiğini duyduk. Bir grup halinde o tarafa destek olmak istedik. 400-500 metre mesafe kala saat 6:15 sularında F-16 ile komutanlığın yakınınki köprünün üzerine bomba attılar. Ortalık toz bulutu haline gelmişti. Şarapnel parçaları ile yaralanmıştım ama bilincim yerindeydi. Kardeşimi aradım. Onu yerde gördüm. Yanına gittiğimde gözlüğünün bir tarafa savrulduğunu ve bağırsaklarının hafif dışarı çıkmaya başladığını gördüm. Tampon yaparak bastırdım. Lakin üniformalı hainler ambulansların geçişine izin vermiyordu. Sivil bir araç bizi görerek durdu ve kardeşimle beni alarak Atatürk Hastanesi'ne götürdü. Acilde müdahale edecekleri zaman benim durumumun iyi olduğunu önce kardeşimle ilgilenmelerini söyledim. Kardeşim yarım saat içinde hastanede vefat etti. Şehitlik mertebesine yükseldiği için ilk tepkim 'Vatan sağolsun.' demek oldu."

'Gerekirse yeniden sokağa çıkar şehit olmaya çalışırım'

"Kardeşim Özgür vefat ettiğinde 31 yaşında evli ve iki çocuk babasıydı. Ben de sağ göğsüm, sol omzum ve sol dizimden yaralandım. Şu anda da sol dizimde şarapnel parçası kaldı ama bir kez daha böyle bir girişim olsa hiçbir teredütte bulunmadan vatanım ve milletim için meydanlara çıkar ve gerekirse şehit olurum."

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleşen hain darbe girişiminde; sağ bacağı ile sol elinden yaralanarak Gazi olan Ufuk Yegin, o karanlık gecede yaşadıklarını şöyle anlattı:

'Korkudan titreyen askeri su vererek sakinleştirdik'

Beraberindeki sivil direnişçilerle Genelkurmay Başkanlığı'nın içine girmeye karar verdiklerini belirten Yegin, "Genelkurmay binasının protokol kapısı dedikleri sürgülü bir kapı varmış. Arkadaşlarımız o kapıyı sallayarak içeri doğru devirdi. Bazı askerlerin silahlarını da aldılar. Mesela Şehit Cemal Gümüş abi askerin elindeki tüfeği aldı. Elindeki suyu onunla paylaştı. O asker heyecandan titriyordu."

'Beni vuran Albaya 12 kez ağırlaştırılmış müebbet verdiler'

"Bulunduğumuz kata sivil kıyafetli, beyaz pantolonlu üzerinde hücum yeleği olan şahıs indi. Daha sonra isminin Özel Kuvvetler'de görevli Binbaşı Abdurrahim Aksoy olduğunu öğrendim. Silahını bize doğrultmuş şekilde hızlı adımlara yaklaşıyordu. Sinkaflı küfürler etmeye başladı. Biz kendisiyle diyalog kuracağımızı düşünürken birden ateş etti. Benle beraber sekiz kişi Genelkurmay'ın küçük asansörlerine bindik. Rastgele tuşlara basmaya başladık. Kendisi de dışarıdan kapı açma tuşuna bastığı için asansör hareket etmedi. Kapı açıldığında asansöre en son ben bindiğimden onunla karşı karşıya geldim. Silahı kalbimin üzerine doğrulttu. Namlusunu göğsüme dayadı. Namlunun sıcaklığını hissettim. Ellerimi yarım kaldırmak suretiyle, 'Ne yapıyorsun? Dur.' dedim. O anda bir boşluk yakalayarak asansörden hızlı bir şekilde kaçmaya başladık. Arkamızdan ateş etti. Merminin birisi sekerek sağ baldırıma geldi. Sadece bir yanma hissettim. Binaya giriş yaptığımız çay ocağına doğru yöneldim. İnsanlar o küçücük kırık camdan kaçmaya çalışıyorlardı. Elimizde silah olmadığı için darbecilere karşılık veremedik. Silahımız olmasa da binaya girerek onlara en iyi cevabı verdiğimizi düşünüyorum. Doğalgaz borusuna basarak birkaç arkadaşımında desteği ile kırılmış camdan aşağı atladım. O esnada da sol elimin işaret parmağında kesik oluştu. Aşağı atladığım balkon tahmin ediyorum 2,3 metre yükseklikteydi. Tek ayağımın üzerine düştüm. Rapora göre sağ ayağımda kemik iliği ödemi meydana geldi."

Ufuk Yegin sözlerini, "Bir daha böyle bir girişim olsa bu kez sırt çantası alarak içini mermiyle doldururum. O günden daha farklı çıkarım. Silahsız çıkmam." diyerek sonlandırdı.

Gazi Ufuk Yegin'in annesi Yeter Yegin, 15 Temmuz akşamında dua etmekten başka yapacak bir şeyinin olmadığını ifade ederek yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Olayları ilk duyduğumda 'biz ne yaptık ki neden darbe olsun?' diye sordum. Oğlumun dışarı çıkmasına önce izin vermemiştim. Bana, 'devlet büyüklerimiz ölürse vatanı sahipsiz mi bırakacağız?' dedi. Bunu söyledikten sonra dışarı çıkmasına izin verdim.

Cumhurbaşkanımız konuşunca oğlumun arkasından biz de dışarı çıktık. Allah'a sığındık. Bizim topumuz tüfeğimiz silahımız yok. Ellerimi açarak Allah'a dua ettim."

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.