Okur Postası

15 Temmuz ve CHP kafası

Gazetemiz okurlarından Süleyman Alp, "15 Temmuz ve CHP kafası" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

15 Temmuz ve CHP kafası
-

Süleyman Alp/İstanbul

Hayat, etki tepki üzerine kuruludur ve fizik kuralları da bunu destekler. Siz elinizi bir betona ne kadar sert vurursanız, betonun da size olan direnci o kadar artar ve sonuçta eliniz kırılır. Elinizi kıran beton değil, sizin uyguladığınız kuvvettir, yani siz kendi elinizi kırmışsınızdır. Yani FETÖ, baskıcı ve sert devlet otoritesi sonucu doğmuştur. Yeni Türkiye Devleti kurulduktan sonra, birçok köklü değişime gidildi ve Müslümanlar uzun yıllar boyunca hep dışlandı. Müslümanların, tesettürü yasaklandı, ezanlar Türkçe okundu, halk devletin istediği gibi dinini yaşamak zorunda bırakıldı. Hümanizm adı altında, aşırı açıklık politikası ve batılılaşma hareketi, Müslümanların yan yana gezmelerinin yasaklanması, Yunanca-Latince derslerin zorunlu okutuluşu, bu baskıların yansımalarıydı. İneğe tapanlara, Budistlere; mistik diyerek sempati duyanlar, Hristiyan ve Yahudilere saygı gösterenler; söz konusu Müslümanlar olunca içlerindeki bütün kinlerini kusuyorlardı.

Dindarlar yıllarca gerici ve cahil olarak isimlendirildi. Müslümanlar yıllar boyunca fişlendiler ve istihbarat asıl işi olan “International Intelligent Service, Total In-Out Data” işini bırakarak, kendi halkını düşman gördü. Uzun yıllar boyunca tek partili döneme alışan ve sonraları açık oy-gizli tasnif sistemine geçen CHP, bu baskıların her zaman müsebbiplerindendi. Kendilerini size özgürlükçü ve demokratik diye yutturmaya çalışanlar, aslında halkı en çok ezenlerdi.  Bütün bu baskılar dindarların gizli faaliyette bulunmalarına sebebiyet vermişti.

Erdoğan hükümeti, askeri vesayetin ve CHP zihniyetinin parti kapatma alışkanlığından dolayı sorunlar yaşamaya başladığında,  Refah kökenli olmalarına rağmen, mecburen FETÖ ile dirsek temasına başlandı. Ancak, FETÖ bu sıkıntılı dönemde AK Parti iktidarını çok iyi kullandı. AK Parti ise en azından askeri vesayete karşı ve muhalefet bloğuna karşı bize destek olurlar diye, bu duruma ses çıkarmadı. Bu dönemde, FETÖ daha önceleri içine sızmış olduğu asker, polis, adalet mekanizmalarının içindeki yerini güçlendirdi. Ancak zamanla, iş öyle vahim bir hal aldı ki, artık Gülen’in selamı olmadan hiçbir memurun ataması bile yapılamaz hale geldi. Siyasetçiler, FETÖ’ye methiyeler arz etmeden mevki alamıyorlardı. Bu konudaki kayıtlar, Youtube’dan para ile veya savcılık emirleri ile “İtibar yönetimi” adı altında silinse de birçok siyasetçimizin FETÖ’ye olan methiyelerini hâlâ izleyebilirsiniz. Cumhurbaşkanının 2014 yılında dediği gibi “Ne istediniz de vermedik” sözü, istedikleri her şeyi almaya alışan Gülen grubunun gerçek yüzünü ortaya çıkarıyordu.  İstedikleri memuriyeti ve makamı alıyorlar, birbirlerini ve yandaşlarını kollayarak atamalar yapıyorlar, istedikleri bedava devlet arsaları ve belediye mülklerini kendi vakıflarına ve üniversitelerine aktarıyorlardı. Sporda bile FETÖ’den izinsiz ilerlemeniz ve gelişmeniz mümkün değildi ve icazet almalıydınız.

Dershaneleri ise yılda 20 Milyar dolar para kazanıyordu. Böylesi büyük bir para; yurtdışı, devletlerin, yabancı servis ve örgütlerinde iştahını kabartmıştı. Onlar da bir güzel bu örgütü kullanmaya başladılar. Özellikle CIA’nın Türkiye şubesi gibi çalışan FETÖ’cüler bile vardı.

Erdoğan, tehlikenin farkına vararak onların musluklarını kesmeye kalkınca önce “17-25 Aralık darbe girişimi” gerçekleşti. “Gülen grubu artık iyiliksever bir hizmet grubu değil, terörist bir örgüt olan FETÖ- PYD haline dönüşmüştü ve gerçek çirkin yüzlerini göstermeye başladılar”. 17-25 darbe girişimini başaramayan FETÖ ve paydaşları, 15 Temmuz 2016 yılında, ellerindeki bütün güçleri de birleştirerek askeri bir darbe girişimine kalkıştılar. Amaçları, Erdoğan’ı Ege’de hazırlanan bir askeri gemide hapsederek, ilerleyen zaman da “sözde, yargılayıp idam etmek” ve sonra da “Gülen’i Türkiye’ye milli kahraman olarak getirip, manevi lider olarak lanse etmekti” Ancak Allah’ın izni ile halk, kendi seçtiği cumhurbaşkanının ve başbakanının devrilmesine, öldürülmesine müsaade etmedi ve 250 şehidimizle hep birlikte mücadele ettik. Demokrasi için değil, ülkemiz ve halkımız için sokaklardaydık. Aynı anda, Akdeniz de bekleyen Amerikan ve İngiliz gemileri, Türkiye’ye müdahale için hazırda bekliyordu. Aynı anda PKK güneyden harekete geçmek ve bu kargaşada Diyarbakır’a kadar gelmek için harekete geçecekti. Ülke ayağa kalkmış ve yeni bir kurtuluş savaşı mücadelesi verilmişti. Sonraları; CHP’li güruh ve Yeşilköy’de kahve çikolata eşliğinde Kerimoğlu ile birlikte darbeyi izleyen CHP lideri, sevgilisinden tokat yiyerek meşhur olan ve sevişmeden uyumayalım diyen popüler şarkıcımız, zaman zaman külliyeye davet edilen bir kısım şarkıcı-oyuncu güruh, bütün bu olaylara, “oyun-Kontrollü darbe” demeye başladı. Yazıklar olsun size ki, daha kaç canımız şehit düşmeliydi de siz bu girişimin gerçekliğine inanmalıydınız?

Çok şükür ki bu girişim başarısız oldu ve ülkemiz çok ciddi bir felaketin eşiğinden döndü. Yapmamız gereken çok iş var ama geçmişten çıkarmamız gereken dersleri, 15 Temmuz darbe girişimini unutmayalım. Ders çıkaralım, uyanık olalım ve tehlikenin bitmediğinin farkına varalım. Hükümet ise kendine verilen bu sevgi ve desteğin farkına vararak daha iyi ve samimi çalışmalı, ülkeyi daha güçlü ve daha mutlu-yaşanabilir bir hale getirmek için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Allah, bir daha 15 Temmuz gibi belalı günleri ve belalı toplulukları, ülkemize musallat etmesin.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.