Okur Postası

41 sabıkası bulunan, 56 sabıkası bulunan...

Gazetemiz okurlarından Arif Ersoy, "41 sabıkası bulunan, 56 sabıkası bulunan..." başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

41 sabıkası bulunan, 56 sabıkası bulunan...
-

Arif Ersoy/İstanbul

Gasp, hırsızlık, saldırı, çeşitli suçlar itibarı ile gözaltına alınanan kişilerin haberlerinde düzinelerce suçtan sabıkalı ya da arandığı pişkince belirtilir. Peki bu adamlar bu suçlardan hiç mi ceza görmezler ya da bir gün içeride kalıp tekrar dışarı mı çıkarılırlar?

Kırk küsur suç işlemiş bir mel’un herbiri için altı ay yatmış olsa hapiste çürümüş olması gerekmez mi? Bu nasıl bir adalet anlayışıdır? Bu toplum onbinlerce suçlu ve milyonlarca psikopat, vahşi, barbar, caninin mevcut ve muhtemel saldırıları, tasallutları altında yaşamaya mahkum mudur?

56 sabıkası olan insan niçin dışarıdadır ve haber konusu suçu ile 57. sabıka şerefine (!), madalyasına (!) sahip olmuştur ve muhtemelen sırtı sıvazlanarak, “helal olsun ne delikanlı adammışsın” denilerek ertesi gün salınmıştır. Hırsızlığın, gaspın, yaralamanın, tecavüzün cezası hiç yok mudur ya da kaç dakikadır?

Bu kadar polisi beslemeye ne gerek var o zaman. Devletin benzinine, kağıda, evraka, televizyon ve gazete haberlerine, elektriğe, zamana yazıktır. Hiç dokunulmasın, bari devlet, vatandaş, haberciler yorulmasın. Biz de evlilik programları, yemek programları, kuaför yarışmalarının basitliği, tombalak varoş gelinlerinin çeyizleri, görgüsüzlükleri, kırmızı kuşaklarını kimin bağladığı, sandığın üzerine hangi sıpanın oturup sırıtarak bahşiş istediği programlarla mutlu ve mesut yaşayıp gidelim.

Pendik’te hamile kadının olduğu arabanın üstüne çıkan tatlıcı şahısların şanssızlığı cep telefonu kamerasına alınmaları oldu. Yazık değil mi vahşilere(!), 20 yılla yargılanacaklar. Gerçi içeride kaldıkları süre bilmem ne, 6-7 ay sonra dışarıdadırlar ve vahşiliklerine aynen devam. Her gün bu ve benzeri olayların binlercesi oluyor ama televizyonların yaygarasına denk gelemedikleri için sopayı yiyenin yanına kâr kalıyor, yedikleri.

En ufak olayda -olayı da çıkaran genellikle saldırgan vahşinin kendisi oluyor- hemen tabanca, bıçak, yumruk... Neyse ki şükürler olsun, ölüm var, öbür taraf var, hesap günü var, boynuzsuz kuzunun boynuzlu kuzudan hakkını alacağı gün var. Bakalım orada damarlarınızdaki vahşi kan kurtaracak mı sizi?

Hâlâ iyi hal indirimi diye bir sersemlik suçluları kurtarmaya devam ediyor. Takım elbise, kravat, sahte pişmanlık zırvaları karşısında indir bakalım cezayı. O karşınızdaki cani, o mücrim vahşi o suçu işlerken, o gaspı, yumruklamayı, bıçaklamayı, tecavüzü işlerken öyle masum, öyle efendi, öyle kibar mıydı?

Bir gözünüzün önüne getirin o anki vahşiliğini. Mağdurun gözü ile bakın o alçağın suratına, adaletsiz hukukun, dengesiz, insafsız, mantıksız gözü ile değil. Saça jöleyi sür, cezanın yarısı tenzil.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.