Okur Postası

4+4+4 eğitimi için ilgililere, özellikle de MEB’e önerilerimiz

Gazetemiz okurlarından Mustafa Kaplan, Türk Eğitim Sistemi hakkında görüşlerini bizimle paylaştı.

4+4+4 eğitimi için ilgililere, özellikle de MEB’e önerilerimiz

Av. Mustafa KAPLAN/KONYA

25 yıl öğretmenlikte yapmış bir hukukçu olarak, Türk Eğitim Sistemindeki sıkıntıları yakından biliyorum. Kaç tane  Milli Eğitim Bakanı geldi ise maalesef kalıcı bir sistem kuramadılar. Bunda, ideolojik yaklaşımların da payı büyük olmakla, sanki gizli bir el Türk Eğitimini yıllar yılı karıştırmış, iyiye değil kötüye gitmesi için çaba sarf etmiştir. Cumhuriyet dönemi eğitim uygulamaları bu iddiamızın kanıtları ile doludur.

"Birçok Batı ülkesinden ileri düzeydeyiz"

Ak Parti iktidarları, eğitimde fiziki yeterliliği hemen, hemen sağlamış durumda. Bugün, yeni üniversiteler açma (bu kadar gereği olmasa da), orta öğretimde yeni derslikler, teknoloji, öğretmen atamaları, yüksek öğretimde yurt-kredi, burs v.s gibi fiziki şartlarda Batı ülkelerinin bir çoğundan ileri düzeydeyiz. Ne var ki, eğitim planlamasında, kalitede, manevi değerlerde, aynı şeyleri söyleyemiyoruz. Öğrencilerimize  az çok öğretim versek de eğitemiyor, meslek olarak da aldığı öğretimin gereği gibi donanımını veremiyoruz. Bu hususu da yöneticiler gizlemiyorlar, eğitimde eksiğimiz bu diyorlar.

Duydum, inceledim öğrendim. Çok acı ama bugün ilköğretim 8. sınıfa gelmiş  çocukların az sayılmayacak bir bölümü tam okuma - yazma bilmiyor. Hayret ettim... Çünkü ilköğretimde yani 4+4 kısımlarında, sınıf geçme yönetmeliğine göre sınıfta kalmak yok. 4+4’te Sınıfa devam eden her öğrenci sınıfını geçiyor. Bazı derslerden belirli puanı tutturan öğrenci zayıf dersler kaç ve ne kadar olursa olsun sınıf geçiliyor. 1970’te orta son sınıfta Beden Eğitimi dersinden bütünlemeye kaldığımı hatırlayınca, inanın çok üzüldüm. Belki kabiliyet isteyen Beden Eğitimi dersinden bütünlemeye bırakmak yanlıştı, ama bugünkü sistem de doğru değil.

Aynı şekilde, lise öğretiminde de ciddi bir eleme sistemi yok. O halde, anaokuluna başlayan her çocuk, bu sistemde yani 4+4+4’te üniversite kapısında. Biz ciddi elemeyi ancak üniversite kapısı önündeki sınavla yapıyoruz.

"Bu kadar Anadolu Lisesi gerekli mi?"

Liseler de anlaşılmaz bir kargaşa içinde, artık hemen, hemen her lise Anadolu lisesi olmuş. Neden...? Gaye dil öğretimi ise ... Görünürde bu mümkün olmuyor. Bizde dil öğretimi facia. Düşünün ki, bir öğrenci en az 8 yıl dil öğretimi yapıyor, ancak bırakınız konuşmayı, okuyamıyor bile. O halde bu kadar Anadolu lisesi gerekli mi …?

Meslek okullarının durumda farksız... Endüstri Meslek ve Teknik liseler, teknolojiyi takip edemeyen, sanayinin gerisinde. Diğer meslek liselerimizde genelde mesleğin gereklerini veremeyen halde. Elbette istisnaları olabilir Fakat meslek liseleri genelde böyle.

"Üniversite bitirmiş gençler inşaatta amele oluyor"

Üniversitelerimizin durumu ise 10-15 üniversitemiz dışında, hangisinin, hangi bölümünü ele alırsanız alın, bölümün niteliklerine uygun olmayan, amacına eriştirmeyen şekilde öğretim veriyorlar. Kalite yok... Mezunların birçoğu aldığı eğitimin gereği olan meslekte çalışamıyor. Hatta iş bulamıyor. Üniversite bitirmiş gençler, inşaatta amele, garson oluyor. Pazarcılık yapıyor, simit satıyor v.s.

Elbette bilenle- bilmeyen eşit değildir. Ancak bu işleri yapacak olan gençlerimize ön lisans veya lisans eğitimi verilmesi de gerekli mi?. Günümüz bilişim çağında, birtakım eğitici programlar sayesinde, toplumun eğitim düzeyini yükselten kültürel eğitim verilemez mi..? Elbette verilebilir. 

O halde birçoğu kalitesiz 200’e civarında  üniversite açmamıza ne gerek vardı..? Nitelikli 10-15 Üniversite dışında, sadece isimleri var..., öğrenim anlamında  liselerden farksız olan üniversiteler. İşletme- iktisat, Fen Edebiyat, bir de Mühendislik... Al sana üniversite mantığı ile bu üniversiteler neden açılıyor?. Gençlerimizi öğütmek için mi..?

Fazla uzatmadan söyleyelim. Bu eğitim sistemi, boşa dönen çark. Gençlerimizi öğüten değirmen değil mi?

Diğer yandan, ülkemizdeki iş kollarına baktığımızda özellikle de sanayi de, iş yerleri devamlı elaman yokluğundan, hele, hele nitelikli eleman yokluğundan yakınmaktadır. Suriyeli veya diğer ülkelerden gelmiş olan mülteciler olmasa, bazı, iş kollarında iş yerleri, elemansızlıktan kapanma noktasına gelmiş durumda. O halde bu eğitim sistemi iyi yürümüyor. Peki çare ne...? Çare elemeci eğitim sistemi. Bir kere, maliyetten hiç kaçınmadan, sistem elemeci ve disiplinli olmalı. Öğrenci merkezden öğretmen merkezli sisteme geçilmelidir. Eğitimde öğretmen ön plana çıkarılmalı. Disiplinde payı olmayan, not vermede eli kolu bağlanan, güya eğittiği öğrenciyi disipline edemeyen, bu konuda sürekli, maalesef idare veli ve medya baskısı altında olan öğretmenlerin olduğu bir eğitim sisteminde, eğitimin kalitesinden söz edemeyiz. Şu anda öğretmenler, hele, hele bayan öğretmenler sınıflarda ders veremez, disiplin sağlayamaz durumda. Elbette şiddete karşıyız. Ancak tedip (uslandırıcı) manada öğretmen hiç mi, öğrencisine müdahale edemeyecek....? Elbette etmeli. Önerdiğimiz eğitim sistemini şu şekilde özetleyebiliriz.

"Önerdiğimiz eğitim sistemi..."

1- Yine eğitim sistemimiz 4+4+4 olmalı.

2- İlk 4 sınıfın sonunda, içeriği tamamen dört sınıfın müfredatını da kapsayan ders içi konulardan, test olmayan, kabiliyetleri de ölçebilen merkezi bir sınavla, öğrenciler ölçülmeli. Aynı Üniversite sınavlarındaki taban puan gibi bir taban puanın üstünde puan alanlar, ikinci dört kademe, yani orta okula devam hakkını elde edebilmelidir.. Altında olanlar ise aileleri de bilinçlendirerek, onlar eğitimi okullarda verilmeyen ya da verilebilen berberlik, terzilik, tamircilik, kaportacılık tenekecilik, rençberlik (tarım işçiliği) gibi çeşitli işkollarının altyapılarına yönlendirilmelidir. Diğer yandan bu öğrencilerin hepsi dört yıl çıraklık meslek okullarında  bunlara lazım olan şekilde kültür dersleri de verilerek, bunların statüsüne göre ikinci “4” yıllık eğitim diploması verilmelidir. Bunlardan isteyenlere, üçüncü “4” yıl için, meslek liselerine devam hakkı verilmelidir. Bu öğrencilere üçüncü dört yıl,yani lise öğretimi mecbur edilmemelidir.

3- İlk sınavdan sonra taban puanın üstünde puan alanlar ikinci “4” yıl için ilk öğretim ikinci kademeyi yani orta okulu okumalı. 8. sınıfın sonunda yine  dört yıllık müfredatı kapsayan test olmayan merkezi bir sınav yapılmalı. Bu sınavda konacak olan taban puanın üstünde puan alamayanlar mutlaka meslek liselerine yönlendirilmeli. Bu öğrencilerin yerleşmesi adrese göre olmalı. Bu öğrenciler, Lise eğitimi için  normal veya ana dolu liselerine gidememelidir. Meslek lisesine giden öğrenciler ancak meslekleri ile ilgili kollarda üniversite okumalıdır. Yıllarca teknik eğitim ya da muhasebe eğitimi alan bir öğrenci tıp, hukuk v.s gidememelidir. Yapılacak üniversite sınavında, meslekleri ile ilgili üniversite kollarında bu öğrencilere pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Mesela ek puan verilebilir.

4- Diğer yandan, Fen, sosyal bilimler ya da isimli ve tercih edilen Anadolu liseleri puanlama ile öğrenci almalı. Düz ya da isimsiz Anadolu liselerine gidecek  diğer öğrencilerde, adres sistemine göre; adresine en yakın liseye gitmelidir.

Önerdiğimiz bu 4+4+4 sistemi ile, ülkemiz şartları ve ihtiyaçlarına göre  üniversite seviyesine kadar eğitimi düzenlemiş oluruz.

Üniversite eğitiminde mutlaka eğitim planlaması yapılmalı, ülkemizde ihtiyaca göre yüksek okul veya fakülte açılmalıdır. Plansız, bilinçsiz açılan fakültelerde, kontenjanın çok üstünde öğrenci alıp, kalitesiz bir eğitimle, diploma verip piyasaya bırakılan o gençlerin geleceği ve hayalleri ile oynanmamalıdır. Bugün 400 bin atanacak öğretmeni, asgari ücretle çalışan mühendis, avukat gençleri görmek, halkımızı çok üzmekte ve bu mesleklerin itibarını düşürmektedir.

Bu teklifimi ilgililere ve özellikle de sayın MEB’e saygı ile sunuyorum.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.