Okur Postası

Adli tıpta FETÖ tezgâhı ve Murat Alan olayı

Gazetemiz okurlarından Hüseyin Yılmaz, "Adli tıpta FETÖ tezgâhı ve Murat Alan olayı" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Adli tıpta FETÖ tezgâhı ve Murat Alan olayı
-

Hüseyin Yılmaz/İstanbul

Tam 150 yıldır bu aziz millet İttihat ve Terakki denilen meczup yapılanmanın baskı zulüm ve dayatmalarıyla mücadele ediyor. Yıkılan hükümetle, yitip giden hayatlar, akan kan ve gözyaşları Sultan Abdülhamid’e ihanet eden üçbuçuk soysuz Selanik dönmeleri. Sen misin? Fedailerinin; ‘sultanım emredin gereğini yapalım’ ikazlarına rağmen; onlar kuzucuktur Avrupalı alır kullanır diye affeden para mülk verip devlet memuru yapan işte bu hainlerin türemeleri değil mi? Bugün kamuyu yağmalayan, milletin orasına burasına elektrik verip ırzına namusuna göz diken. O kadar yüzsüz ve alçaktırlar. Ki; açıklarını ortaya koyan, doğruları konuşan bunların pisliklerini deşifre eden kim varsa kahpece saldırıya geçerler. Güvendikleri İngiliz rejimidir.

Korumaya aldıkları ata kanunu ile postmodern işkence olan mk. Ultra can simitleri ise vesayet gözlem altına alma ve sahte deli raporlarıdır..

İşte tüm bunlardan özetle asıl meselelere temas etmek istiyorum.;

Biliyorsunuz ki; 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra 2016 yılında milliyetçi vatansever insanlarımızın gayreti ile başta adliye-emniyet-adli tıp-hastane olmak üzere çok sayıda operasyon-gözaltı-görevden alma-tutuklamalar gerçekleşmişti. Özellikle usta gazeteci sayın Murat Alan’ın o tarihlerde “Adli tıpta FETÖ tezgâhı” başlıklı haberine dikkatinizi çekmek isterim.. Kendisi devletin en etkin saygın kurumlarından olan adli tıpın 28 şubatın devamı paralel çete tarafından eski tarihlerde ne amaçlarla kullanıldığını, akli melekesi yerinde kişilere nasıl düzmece deli raporları verildiğini tüm çıplaklığı ile ortaya koymuştu.

Çok sayıda adli tıp görevlisinin yargılandığı dava yakın tarihte karara bağlanmış, şahsi kanaatime göre suçlu birçok kişi ceza almadan beraat etmiştir.. Gelelim şimdi Murat Beye yapılan hain saldırının sebeplerine; yine biliyorsunuz. Ki bu usta gazeteci postmodern isimlerin, rahmetli Salih Mirzabeyoğlu’na uyguladıkları mk. Ultra elektromanyetik işkencenin nasıl ve hangi aletlerle yapıldığını deşifre eden “Telegram işkencesinde TMS isimli cihaz mı kullanılıyor?” başlıklı haberini kamuoyu ile paylaşmıştı. Bununla beraber kendisi Salih Beyin şahitliğini de üstlenmişti. Ardından gelelim Ankara’da görülen ve geçtiğimiz yıl 13.04.2018 tarihinde karara bağlanan 28 Şubat davası sonrasındaki şüpheli gelişmelere; ilk hatırlatmak isteyeceğim tarih 05 Nisan 2018’de 2 önemli olay yaşandı. Birincisi İstanbul’da Gaziosmanpaşa Taksim Hastanesinin çatı katında bir yangın gerçekleşti. İkincisi Osmangazi Üniversitesindeki katliam.. FETÖ’nün üzerine giden bir takım ihbarlar yapan mk. Ultra işkencesine maruz kalan bir görevli kronik hale sokularak cinayet işlemesi sağlanıyordu.. Ne tesadüf ki; bu tarih Gazi Osman Paşa’nın da vefat tarihi..

Acaba birileri ne mesaj vermek istiyordu.. Yine gelelim 1 ay sonra 4 mayıs 2018 tarihine.. Bu tarihte de 3 önemli hadise gerçekleşiyor.. Aynı gün rahmetli Salih Mirzabeyoğlu hastaneye kaldırılıyor.. Yine Sayın Erdoğan üçlü zirve yaparken..Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklıyor.. Ardından gençlere 5. sanayii devriminden bahsederek size makatronik mühendisliği öğreteceğim.. Birlikte başaracağız.. Mesajlarını veriyor..

Netice itibariyle paralel devlet yapılanması; emniyet-yargı-adli tıp-hastane ekseninde varlığını hâlâ korumaktadır.. Satırlarıma son verirken buradan başta Başkan Erdoğan’a, Adalet Bakanı Gül’e ve 28 şubat davası hakimleri ile soruşturmayı devam ettiren savcılara çağrımdır..Lütfen 28 şubat postmodern zulmü tüm yönleriyle yargıya taşıyın..Ulusal güvenliğimizi tehdit eden insanlık dışı olan bu soykırım projesi mk. Ultra’yı durdurun failleri en kısa zamanda yakalayarak adalete teslim edin..

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.