Okur Postası

Akit imdadıma nasıl yetişti

Gazetemiz okurlarından Cumali Çelik, "Akit imdadıma nasıl yetişti" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Akit imdadıma nasıl yetişti
-

Cumali Çelik

Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü. 2002 veya 2001 yılı da olabilir Ramazan ayı idi Ayşe Özgün’ün ATV’deki programına Yaşar Nuri Öztürk katılmıştı. Ben o zaman cezaevindeydim. Cezaevinde televizyon izlerken Yaşar Nuri Öztürk’ün saçma fikirlerini red etmiştim. Bunun üzerine iki üniversite bitirmiş bir mahkum bana itiraz etti ve aramızda epey bir tartışma çıktı. Bunun üzerine ben, “her şey halkın içinde tartışılamaz, bu halk bu kadar bilgili değil. Yaşar Nuri Öztürk kasıtlı olarak kelime yapısına girerek, Kur’an’ı tahrif etmeye çalışıyor, başörtüsünü ehli sünnet çizgisinden çıkarıyor; bunu da bu programlara kasıtlı çıkarıyorlar” dediğimde; bana “delil getir o zaman. Ben bu adamı çok seviyorum, bu adama tapıyorum tapıyorum” diye itirazda bulunan Alevi arkadaşa tatmin edici bir cevap veremedim,

Çünkü cezaevinde elimde hiçbir kaynak yoktu. akit gazetesine o zaman abone idim. O arkadaşımız da Cumhuriyet ve Radikal gazetelerine aboneydi. O gün aramızdaki bu tartışmaya cezaevinde bizim koğuşumuzda yatan arkadaşların hepsi şahit olduğu için,  aslında herkese bir cevap vermem gerekiyordu. Ben de tam anlamıyla cevap veremediğim için, Yaşar Nuri Öztürk’ün niyetini tam anlatamadığım için, Alevi arkadaş kısmen haklı çıkmış gibiydi

Allah’a dua ettim; “Allah’ım” dedim, “benim niyetimi biliyorsun, ne olur beni haklı çıkaracak bir delil göster.

Ben ne akit gazetesini arayabilirdim ne de akit gazetesine manşet attırabilirdim.

Rabbim duamı kabul etmişti. Sabahleyin gelen gazetemde manşet veya sürmanşetti; Yaşar Nuri Öztürk’ün geçmişten bugüne kadar başörtüsü hakkında söyledikleri ve tutarsızlıkları.. Ben hiçbir şey demedim; Allahu Teala’ya şükrettim, hamd ettim. Herkes eline aldı, okudu. Arkadaşın ne kadar yanlış düşündüğünü, haksızlık yaptığını bizzat gazetemiz eliyle öğrenmiş oldu.

Şimdi düşündüğüm zaman inanamıyorum. Allahu Teala’ya yeter ki sen dua et; gönülden dua et. Anında kabul ediyor ve İstanbul’daki bir gazeteye senin duanın karşılığı olarak manşet attırıyor ve onu; hiç kimsenin, hiçbir kitabın kolayca giremediği koğuşa kadar getirip, karşındaki hasmına okutuyor.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.