15 Temmuz

“Akit yazmasaydı beni vuranlar hâlâ görev başındaydı”

15 Temmuz Gazisi Nejmettin Utuş’tan kan donduran açıklama... 15 Temmuz FETÖ’cü hain darbe girişiminin sembol isimlerinden biri haline gelmiş Gazi Nejmettin Utuş, o gece AK Parti Genel Merkezi’ni basmaya gelen tankların üzerine çıkıp nasıl püskürttüklerini, vurulma anını ve ondan sonra başlayan ızdırap dolu ayları Akit’e anlattı.

“Akit yazmasaydı beni vuranlar hâlâ görev başındaydı”
-

 Çınar Demir  Ankara 

Darbe olduğunu pek çok kişi gibi kendisinin de televizyonlardan öğrendiğini belirten Nejmettin Utuş, o andan itibaren yaşadıklarını şöyle aktardı: “Darbe olduğunu öğrenince bir abdest aldım, çıktım Külliye’ye hareket ettim. Külliye’nin yolunu bulamayınca AK Parti Genel Merkezi’ne indim. Çukurambar’a arabayı çektikten sonra 100 kişiye yakın bir kalabalık ile birlikte partinin önünde bekledim. İki tane tank geldi, koştum ben de vatandaşlarla birlikte tankın üzerine çıktım. Tank çok büyük ve yüksekti. Tankın üzerine nasıl çıktım hâlâ anlayamadım. Tankın üzerinde Yüzbaşı bir de Teğmen vardı. 15 kişiye yakın insan tankın üzerine çıktı. Tankın üzerinde yüzbaşının bir anda silahını çektiğini gördüm. Hemen üzerine atıldım silahını tuttum “Komutan yapma, FETÖ ile ABD ile birlikte hareket ediyorsunuz. Gelin bundan dönün milletle birlikte olun. Devletimiz ihanet etmeyin” dedim. Ama o bana devamlı silah çekmeye uğraşıyordu ben de silahı tuttum. Tank hareket etti, Külliye’ye doğru hızlıca gidiyor. O sırada yüzbaşı benim yüzüme hızlıca vurdu. Benim burnum kanamaya başladı. Tabii top kavşağına kadar yüzbaşı ile mücadele ettik. Top kavşağında Evren diye bir arkadaş bindi. O bu yüzbaşıyı arkasından tuttu külliyenin oraya geldik. Külliyenin kapısında tank durdu. O sırada helikopterler havada. Her taraftan ateş geliyor. Tankın üzerindeki arkadaşlara ‘tutun yüzbaşıyı atalım aşağıya’ dedim. Samet diye bir arkadaş da teğmeni tutuyor. Mustafa, Şaban, Soner arkadaşlarımızla Külliye’nin alt kapısında şehit olan Emin Güner, ben önden, diğer arkadaşlar arkasından, tankın içinden yüzbaşıyı çıkardık Külliye’nin alt kapısında tanktan aşağı attık. Halk tuttu yüzbaşıyı. O sırada polisler koştu Külliye’den ve yüzbaşıyı Külliye’ye götürdüler. Öndeki tankın kapakları kapalı olduğu için onlar darbeci yüzbaşıyı attığımızı görmedi. Tankların ikisi birden hızlıca zırhlı birliğe doğru kaçmaya başladı. Öndeki tankın üstündeki vatandaşlar makineli tüfeği söküp aşağıya attı…

“Tankın içinde uzmanla boğuşmaya başladık”

O sırada tank hızla giderken tankı ele geçirmek için tankın içine atladım. Tankın içinde uzmanla boğuşmaya başladık. Önce onu ikna etmeye çalıştım ama ikna edemedim” diyen Utuş, o anları şöyle dile getirdi: “Bana vurmaya başladı, ben de ona derken birbirimize girdik tankın içinde. O sırada makineli tüfek çalışıyordu. Makineli çalışınca makinenin boş kovanları sırtıma doldu sırtım yanmaya başladı. Ben de tankın içindeki miğferi kaptığım gibi bu darbecinin kafasına vurdum. Etkisiz hale geldiğini düşündüm ama etkisiz hale gelmemiş o karanlıkta silahını çekti farkında olamadım. Önce ateş etti sağ bacağımdan vurdu. Kemik parçalandı. Sol bacağımdan vurdu diz kapağının altından deldi geçti. Ondan sonra kolumdan vurdu ve beni etkisiz hale getirdi. Ben feryat ederek tankın üzerine çıktım ve oraya uzandım.

Şehit Emin Güner’in vefat anı…

Utuş şöyle devam etti: O sırada tankın üzerinde olan şehit Emin Güner paniğe kapıldı. Tanktan aşağı bakmaya başladı. Orada arkadaşlar “sakın atlamayın tank çok hızlı” dediler ama Şehit Emin Güner paniğe kapılınca bir anda hızla giden tanktan atladı. Aşağıya atlayınca direk kafasının üzerine düştü ve orada hayatını kaybetti. Diğer arkadaşlar da tankın arkasından indiler. Onlar da tank hızlı olduğu için yerde yuvarlandılar ve yaralandılar. Ben tankın üzerinde kaldım. Vatandaşlar zırhlı birliklere doğru kaçan tanka parke taşlarını, ellerine geçen her şeyi atmaya başladılar. Tabii bu atılan taşlardan da ben yaralandım.”

“Tanktan aşağı atıp tekmelemeye başladılar”

Tankın üzerinde ağır yaralı halde tutunmaya çalışırken tankların Zırhlı Birliğe döndüğünü belirten Utuş yaşadıklarını şöyle anlattı: Tanklar Zırhlı Birlikler Tümeni’ne geldiler. Dışarıda bulunan iki üç tane tankı içeri aldılar. İçeride de tanklar bekliyordu dışarı çıkmak için. Bu tanklar içeri alındıktan sonra dışarıdan gelen benim üzerinde bulunduğun tankların ikisini de içeri aldılar. İçerde beni çekerek tanktan aşağı attılar, yere yatırdılar Tabii benim her tarafım kan içinde. Vücudumdan akan kanlar da diğer darbeci askerin kafasından aşağı döküldü o da kıpkırmızı oldu. Ben yerde yatarken orada bulunan bir personel “Bu yerde yatan sivil Yüzbaşıyı tanktan aşağı attı, öldürüldü. Bunu da Harun Bulut tankın içinde vurdu” diye bağırdı. O sırada resmi üniformalı başka bir tanesi bana tekmeler atmaya başladı. “Senin tankta ne işin var” dedi. Bana tekmeler atmaya başladı. Ben o sırada bayıldım ayıldığımda Hava Hastanesi’nde olduğumu sonradan öğrendim. Oradan tekrar Gülhane Askeri Hastanesi’ne getirdiler. Gülhane Askeri Hastanesi’nde sedye ile bir kenara bıraktılar. Üç dört defa ayıldım, her ayıldığımda çırılçıplak üzerimde sadece bir yeşil örtü olduğunu gördüm. Etrafta kimse yok Sadece sesler geliyordu. Kendi kendime “acaba ben öldüm mü?” diye sordum. İki ayağım zaten bitik. Sağ kolum bitik, sol kolumla vücuduma bastırıyorum ama canlı mıyım canlı değil miyim anlayamıyorum. 3 defa ayıldım bayıldım en son ayıldığımda akşam saat 22.00 sıralarıydı. 6 gün hastanede kaldım. Sonra hastaneden beni dışarı attılar. Ambulansla eve geldim. 2 sene hastanelere gittim, geldim Evde tedavi gördüm, çok acılar yaşadım. Çok büyük sıkıntılar yaşadım,”

Darbecilerin yargılanması aşamasında da ayrı şoklar yaşayan Nejmettin Utuş, bakın olanları nasıl aktarıyor: Aradan bir zaman geçtikten sonra tabii mahkemeler başladı. Mahkeme başladığında Zırhlı Birlikler davası benim ismimin iddianamede olmadığını, şehit Emin Güner’in ve diğer gazilerin de iddianamede bulunmadığını öğrendim. Hakime çıktım dilekçe verdim. Hakim “Senin adın olmadığı için seni müşteki olarak dinlemeyeceğim, tanık olarak dinleyeceğim” dedi. Ben de “Sayın başkanım tankın üzerine çıkan ben, darbeci subayı tanktan aşağı atan ben, tankın içinde tümene giden ben, tümende darbeciler tarafından tekmelenen ben, nasıl müşteki olamıyorum?” dedim. Mahkeme Başkanı ise “Olmaz” diyerek polis arkadaşlara beni dışarı çıkarttırdı. Avukatlara da aynı şeyleri söyledim ama avukatların hiç birinden ses gelmedi. Hiç kimse bu konuda bana yardımcı olmadı. Savcının yanına gittim, davacı olduğumu söyledim gene iddianame hazırlanmadı. Cumhurbaşkanlığı’na yazı yazdım. Milli Savunma Bakanlığı’na yazdım, Adalet Bakanlığı’na yazdım, Aile Bakanlığı’na yazdım ama hiçbir yerden bir cevap alamadım.”

“Akit yazınca beni mecburen müşteki yaptılar”

En sonunda konuyu Yeni Akit gazetesine aktardığını belirten Utuş şunları söyledi: “Sağolsun Yeni Akit Gazetesi benimle ilgilendi. Akit Gazetesi yazınca beni mecburen müşteki yaptılar. İddianame hazırladılar. Fakat sadece beni ve şehit Emin Güner’i ve diğer bazı gazileri iddianameye almışlar. Darbecilerin büyük bölümü tanık ya da müşteki olarak yazılmıştı. Tabur komutanı, gecenin nöbetçi subayı darbecileri tümene alan, helikopterlere, 40 tane tanka ve 10’a yakın zırhlı personel taşıyıcıya top ve mühimmat mermisi veren gecenin meşhur nöbetçi subayı Yarbay E. Y görevdeydi. Bir de bu adam Albay olmuş bunu bütün avukatlara söyledim. Hiç kimse ilgilenmedi. Yine Genelkurmay’a yazdım, Milli Savunma Bakanlığı’na yazdım. Hiçbir cevap gelmedi. Tekrar Yeni Akit’e anlattım. Gazetede yayınlandı, bu sefer E.Y’yi içeri aldılar. Tanklara ve helikopterlere mühimmat veren İ.S ve onun cephane Müfreze Komutanı olan, cephanelikten helikoptere 1800 overlikon mermisi, 3000 A4 mermisi taşıyan H. Y ise hala görevde. Bunlar bir de mahkemede müşteki. Tümende, karargahta görevli olan, darbecileri karargaha alan diğer alay komutanları, teğmenleri yetiştirenlerin, tanka bindirenlerin hepsi görevde. Devlet büyükleri buna nasıl sessiz kaldı bunu da anlamış değilim.

Darbeciler vurdukları gaziyle alay ediyor: Öp abinin elini

Mahkemede duruşma arasında yanıma birileri geldi. Selam verdiler. Aralarından genç olan birini gösterip ‘Bu kim biliyor musun? Bu seni tankın içinde vuran Harun Bulut. Bu da tankı süren Burak Çakır. Öp abinin elini” dedi. Başımdan aşağı kaynar sular boşaldı. Meğer beni vuran dışarıda geziyormuş. Şok halinde oradan çıkıp eve geldim, hüngür hüngür ağladım. Yine herkese bildirdim, yazılar yazdım yine kimse oralı olmadı. Bizim müdahalemizle 2 tank Zırhlı Birlikler’e dönmeseydi 50 tank sokağa çıkarak darbenin seyrini değiştirecek, büyük bir katliama yol açacaktı. Tümene o gece darbe için gelen personelin sayısı 950 civarındaydı ama yargılanan yalnızca 52 kişi. Bunların zaten 30 tanesi kursiyer teğmen. Geri kalan tüm darbecilerin büyük bölümü hala görevinin başında.

Gazilerin maruz kaldığı haksızlıklar

AK Parti’nin yetkilileri Sayın Binali Yıldırım o zaman başbakanken 15 Temmuz gazilerine aylık vereceğiz, mağdur etmeyeceğiz dedi. Ama 15 Temmuz gazilerini kaymakamlıklara belediyelere dilenci yaptılar” diyen Gazi Nejmettin Utuş, duygularını şöyle ifade etti: “15 Temmuz gazilerine memuriyet hakkı verdiler. Fakat o gece bu insanlar büyük bir travma yaşadılar. Yanlarında en samimi arkadaşlarını, çocuklarını kaybettiler. İşlerini kaybettiler, babalarını kaybettiler. Bu kadar büyük bir travma geçirmiş insanları hiçbir tedaviye tabi tutmadan direk memur yaptılar. Bunların bir kısmı memuriyetten ayrılmak zorunda kaldı. Bir kısmı sürüldü, bir kısmına mobing uygulandı. Bu insanlar çok mağdur edildiler, perişan edildiler. Bu insanların darbeden önce çok güzel işleri vardı. Hayatları çok güzel gidiyordu, sağlıklarını kaybettiler, vücutlarında hasar oluştu. Platinlerle, çivilerle, sinir hasarlarıyla, uzuv kayıplarıyla mücadele ediyorlar. Bunları vazife malulü yapmayıp inşaattan düşmüş gibi ikinci sınıf vatandaş ikinci sınıf Gazi yaptılar. Biz bunu hak etmedik. Bu insanlar zaten gazetelerde hakarete uğruyor, mahkemelerde hakarete uğruyor. Devlet dairelerine gidiyor, hakarete uğruyor. Bu insanlara sahip çıkmanız gerekirken ortada bıraktınız. Bunun yanı sıra bir sürü hak etmeyene Gazilik unvanı verildi. Gazi sayısı 1700’ü geçmez. Hadi diyelim 2700’e çıkartınız. Çıktınız televizyona ‘parmağı da kanasa Gazi’ dediniz. Gazilerin eline, üzerinde ‘Gazi’ yazılı bedava otobüs bileti verdiniz. Doğu’da yaralanmış, sağlık sıkıntısı çeken malul sayılmayan Gaziler de ‘tırnağı kanayan gazi oldu’ Biz niye gazi olamadık’ diye haklı olarak ayağa kalktılar. Gazilere yönelik bu ayrımcılığı, bu haksız uygulamaları kabul etmiyorum. Sorumluluğu olanlara hakkımı helal etmiyorum.
Yeni Akit Gazetesi

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.