Medya

Arseven'den 'ince' mesaj: Bu zihniyetin Müslümanlara kini asla bitmeyecek

Gazeteci Serdar Arseven, Mehmet Şevket Eygi'nin vefatına ilişkin dikkat çekici bir 'göndermede' bulundu. Hakk'a yürüyen Eygi’nin vefatının ardından CHP yandaşı paçavraların merhuma saldırılarına işaret eden Arseven, “Merhum Mehmet Şevket Eygi’ye saldırılar, bu zihniyetin Müslümanlara kininin asla azalmayacağını gözler önüne serdi." dedi.

Arseven'den 'ince' mesaj: Bu zihniyetin Müslümanlara kini asla bitmeyecek
-

 Taha Emre Özdemir  yeniakit.com.tr 

Gazeteci-Yazar Serdar Arseven, Mehmet Şevket Eygi'nin vefatına ilişkin sosyal medya hesabından dikkat çekici bir 'göndermede' bulundu. Hakk'a yürüyen Mehmet Şevket Eygi’nin vefatının ardından CHP yandaşı paçavraların Merhuma saldırılarına işaret eden Arseven, “Merhum Mehmet Şevket Eygi’ye saldırılar, bu zihniyetin Müslümanlara kininin asla azalmayacağını gözler önüne serdi." dedi.

Arseven: 'Seçimlik' laflara kanmamak gerek

CHP yandaşı paçavraların Merhuma saldırılarına dikkat çeken Arseven sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, "Bu saldırılar, ‘Seçimlik’ laflara kanmamak ve siyasi ihtiraslarla hareket etmemek gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Milli Gazete Yazarı Merhum Eygi’ye saldırılardan ders çıkartmak gerek!” ifadelerini kullandı.

'Özellikle Saadet Partililer ders çıkartmalı!'

Arseven’in bu paylaşımına destek veren takipçileri de “Milli Gazete Yazarı Merhum’a saldırılardan özellikle Saadet Partililerin ders çıkartması”nın önemine işaret etti.

'30 sene önce tanıdım onu'

Serdar Arseven, Milat Gazetesi'ndeki köşesini de Merhum Eygi'ye ayırdı. " 'Ev satılmaz' derdi Merhum Mehmet Şevket Eygi" başlıklı yazısında Şevket Eygi ile 30 yıl önce tanıştığını söyleyen Arseven, "Gazetecilik hayatıma 'İslami Camia'da devam etmeye karar verdikten ve bunu Allah’ın izniyle gerçekleştirdikten hemen sonra tanıdım Rahmetli Mehmed Şevket Eygi’yi. Otuz yıl kadar önce. Cuma Dergisi’nde çalışıyordum. Her hafta 'Kapak Konusu' ve 'Haftanın Konuğu' sayfaları için röportajlar yapıyordum. Muhterem Mustafa Karahasanoğlu Ağabey’in sık sık ziyaret etmemi tavsiye ettiği isimler arasındaydı Merhum. Babıali’deki yazıhanesine gidip hâlini hatırını sorar, gündeme ilişkin değerlendirmelerini istirham ederdim." ifadelerini kullandı.

Arseven, Merhumla aralarında geçen bir anıyı da şöyle anlattı:

"İlk seferinde, ismini yanlışlıkla 'Şevki' diye yazmışım; cevabî metnin üstüne 'Görüşlerine önem verdiğiniz kişinin ismini bilmeniz gerekirdi!' muhtevalı ifadeler yerleştirmişti. Üzüldüm. Özür diledim, "Muhterem Mehmet Şevket Eygi Üstadım, ikazınız ‘Şevki’mi arttırdı, bundan sonra çok daha dikkatli olacağım!” dedim, hoşuna gittiğini belli edercesine gülümsedi."

'Merhum Eygi 'kültür'e önem verirdi'

Mehmet Şevket Eygi'nin 'kültür'e önem verdiğini belirten Arseven, şu ifadeleri kullandı:

" 'Kültür' meselesine çok önem verirdi Merhum, “Muhafazakâr Camia”yı, hani nasıl desem, “biraz köylü” bulurdu. Buradaki “köylü”den güzelim köylerimizdeki güzelim insanlarımızı anlamamak gerek. Oradaki köylü çok güzeldir ama şehirdeki “yarı köylü” tuhaf kaçar. Köylü köyünde yerleşiktir, şehirli de şehrinde; şehirdeki köylünün zemini ise kaygandır. Rahmetli Eygi bir keresinde, “İkide bir ev satıyorlar efendim, ev kolay kolay satılmaz. Baba evi kolay kolay satılmaz, orada bir kültür yaşar, gelenek yaşar, tarih yaşar…” demişti. Bu “mekân duygusu”, “mekân aidetiyeti” çok mühim, “baba” tarafından bilirim. Beş yüz yıllık Arseven Ailesi’nin belli başlı evleri, mahalleleri, gelenekleri vardı. Merhum büyüklerimiz, İstanbul’un kültürünü zenginleştiren bütün güzellikleri yaşar ve yaşatırdı. Enginar, bakla ve zeytinyağının evliliğinden öyle bir lezzet çıkardı ki ortaya, tarifi ne mümkün. Rahmetli büyüklerimiz Arnavut, Boşnak, Ermeni, Rum, vs., komşularıyla birlikte yaşadıklarını onlardan çok etkilendiklerini ve onları çok etkilediklerini anlatırlardı. Bir zenginlik, “mekân”da buluşma, bir “mahalle”de kaynaşma, evde pişenden komşu hakkını da ayırma.

"Merhum Mehmet Şevket Eygi’nin vefat haberinin teessürüyle İstanbul’un büyüdüğüm sokaklarını dolaşırken “eski”lerden pek bir şeyin kalmadığını gördüm.

Hamide Bakkal Rahmetli Olmuş, Balıkçı Remzi Efendi de öyle; mahallenin evlerinin pencerelerinden sallandırılan “sepetler” yok, camlarda kimse yok, sokaklardaki çocuk cıvıltıları kesilmiş, selam sabah iyice kesilmiş.

Suratlarda “ifadesizlik”, kocaman karpuzu eve götürmenin gururuyla yürüyen Ahmet Ağabey’i çok aradım.

Dibindeki elektrik direğine tırmanmak suretiyle hırsıza yol gösterdiğimi söyleyerek,  “Seni bir yakalarsam bacaklarını kırarım, yaramaz velet!” diye bağıran rahmetli Sıdıka Teyze’nin  o çatık kaşlarını ne çok özlemişim.

Evler satılmış, Merhum Mehmet Şevket Eygi “Satmayın” dese de…

TOKİ…

Ataşehir…

Bağcılar…

Güzelim boğaz sırtları ve boğazımıza çöken sırtlanlar!..

Hoyratlığımız."

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.