Okur Postası

Artık son noktaya gelmişiz demek ki!..

Gazetemiz okurlarından Salahaddin Bey, "Artık son noktaya gelmişiz demek ki!.." başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Artık son noktaya gelmişiz demek ki!..
-

Salahaddin Bey

Türkiyede son yıllarda artarak devam eden şiddet olaylarının artışı ile muhafazakar-milliyetçi medyada kullanılan saldırgan dilin etkisi Hukuk Fakültesinde bir öğrencinin bayan hocasını öldürmesi olayı ülkemizin üzücü bir gerçeği, kabul etmek zorundayız, sonra da araştırıp sebeplerine inmeliyiz, bu konuyla ilgili yazılmış bir yazıyı aşağıda alıntılayarak sizinle paylaşmak istiyorum.

“Hukuk Fakültesinde yaşanan cinayete benzer vakalarla birlikte bu baktığımızda; komşusuna saldırma, trafikte saldırma, maçta saldırma, seçimde saldırma, eşine saldırma, farklı politik görüşlüye saldırma, linç girişimi tipik vakalar.

Nedir bu tahammülsüzlük Allah aşkına, nasıl oluyor da bireyler bu hale geliyor? Bu tahammülsüzlüğün altında yatan birçok sebep var elbette, saldırganlar bu saldırı kültürünü nereden öğreniyorlar? Nasıl bir arkaplanı var bu davranışın? Bu konuyu incelemek için bu toplumda yaşamak yetiyor bence, tabii ki bu konu uzman bilim adamlarınca irdelenmeli. Gözlemlere dayanarak baktığımızda; saldırgan davranışlarının, ailelerinden, yaşam çevrelerinden, arkadaş ortamlarından, siyasi liderlerinden, izledikleri ayrılıkçı- ırkçı filimlerden öğrendikleri kabul edilebilir. Genel olarak muhafazakar ve milliyetçi-ırkçı medya grubundaki bazı sosyal medya ortamına bakıldığında durumun vehameti görülebilir. Eğer sosyal medyadaki yorumları, Youtube deki yorumları okursanız kelimelerden nasıl kan ve şiddet fışkırdığını görürsünüz. Ben özellikle Youtube’ta Türkçe dilinde yazıldığı kadar hiçbir dilde bu kadar saldırı ve küfür içerik olup olmadığını kabaca araştırdığımda en yoğun küfürleşmelerin sadece Türkçe yazışan yorumcular tarafından yapıldığını gördüm. Bu nasıl bir tahammülsüzlük, her bir farklı paylaşımın altında adeta meydan savaşları yaşanıyor, yok böyle başka bir nefret. Bence bu sosyal medyadaki nefret ortamı saldırgan kişiliğinin oluşmasında, özellikle de genç nesil için en tehlikeli kaynak olarak görülüyor. Bu ortamlarda belki de gerçek hatta komşu olanlar düşman kesiliyorlar ve insanlık dışı seyler onlar için sıradanlaşıyor.

Çünkü ayrımcılık, nefret ve saldırı bir birini besleyen sistemler, mesela sürekli yanlı yayın yapan TV’lerin haber veriş şeklini izleyin veya haber sitelerini ve altındaki yorumları takip edin, hepsi değil ama artarak devam eden bir grubun- kitlenin nasıl tahamülsüzleştirildiğini, kendisi gibi hayat tercihi olmayanları nasıl düşmanlaştırdığını ve bunlara saldırıyı nasıl mübahlaştırdığını görebilirsiniz.

Bu ortamlardaki genel konsept, her zaman siz haklısınız, siz hep üstünsünüz, talepleriniz her zaman diğerlerinden önce gelir, amacınıza ulaşmak için diğerlerine saldırı hakkınız her zaman var çünkü siz şerefli, seçilmiş, şanlı tarihi olan ve tarihinde bir sürü milli kahramanı olan bir milletten geliyorsunuz, inanmıyorsanız alın dizileri izleyin, göreceksiniz ki herzaman isteğinizi elde etmek için düşmanı kılıçtan geçirmeniz gerekmektedir. Bu hem sizin hakkınız hem de bunu yapacak kudret halihazırda zaten atalarınızın kanıyla zaten sizde var, sadece harekete geçmeniz yeterli olacak. Gelinen bu kafa yapısının bir tarihsel arkaplanı olduğu açık, bence Cumhuriyet tarihinin başından itibaren başlayan farklı ideolojik, farklı yaşam şekli ve farklı fikir yapısının birbirine olan tahammülsüzlüğü ve saldırganlığına dayanıyor. Gelişmiş birçok toplum ve ülke bunun önüne geçmek için birçok proje ve politika geliştirdiler. Avrupa kıtasında yaşanan 100 yıl savaşları ve farklı grupların bir birini düşman görme süreci nasıl oldu da bugün Avrupa Birliği ruhuna dönüştü.

Çoğu kişi bilir ki Avrupa toplumları çok derin bir özeleştiri yaptı ve bunun sonucunda tüm farklı değerleri saygın, korunması gerektiğine inandı ve bunu yaşamının amentüsü olarak en tepeye koydu.

Hakeza 2. Dünya savaşına kadar etrafındaki her ülkeye saldıran Japonya  2. Dünya savaşından sonra çok iyi bir özeleştiri yaptı ve Japonya’yı savaşlara sokan gücün milliyetçi-muhafazakar grup ve görüş olduğunu ve bu düşünceyle mücadele etmek için bütün tarih kitaplarındaki Japonları öven, milliyetçi ibareleri yasakladı.

Farklı kültürlere saygıyı temeline koyan Avrupa kültürünü örnek alarak kurulan Cumhuriyetin 100. Yılına yaklaştığımız bugünlerde bile hâlâ farklı gruplar bir birini düşman olarak kabul edilebiliyorsa ve saldırıyı mübah görüyorsa ortada geçmişten gelen bir sorun olduğu açık.

Cumhuriyetin başından itibaren devrimleri şiddete ve baskıya dayalı uygulama sisteminden tutun da muhafazakar toplumu dönüştürme yaklaşımına kadar incelememiz gerekiyor. Geldiğimiz ortam-durum tam da bu başarısızlığın sonucu. Ortaya bir birine tahammül edemeyen farklı gruplar ve toplumun farklı katmanlarında her an kırılmaya hazır bir sürü fay hatları oluşmuş durumda.

Bu genel arkaplan analizini vakayla ilişkilendirirsek, üniversitede yaşanan bu acı olay sadece fay hatlarından biri olarak görülüyor. Olay ne kadar acıklı... Hukuk Fakültesinde ve bir Hukuk öğrencisi tarafından yapılıyor. Artık son noktaya gelmişsiz demekki, katil olan öğrenci bu bölümde hukuka dair bir kelimeye bile inanmamış ki ufak bir olay karşısında masum bir insanın canını almış. Katilin sadece bir ders notu için cinayet işlemesinin yeterli olmadığı, katili cinayete götürecek kadar saldırganlaştıran birçok diğer faktörün olduğu beklenmelidir. Hocanın öğrenciye dersteki müdahalesi bunu sadece ateşlemiş olabilir, öncesinde katilin sahip olduğu ayrılıkçı, saldırgan ve tahamülsüz karakteri, bu ufak bir olayda hocasını hunharca katletmesine götürmüş gibi görünüyor. Yapılması gereken ise acil olarak toplumumuzu tüm farklı grupları kucaklayan, empati yapan, insana insan olduğu için saygı duyan, haliyle kendisi ile aynı milliyetten gelmeyen, aynı inanca inanmayan ve farklı politik ve fikirlere, hayat tarzına sahip olan bireyler olarak yetiştirmenin yollarını bulmak zorundayız.

Diğer türlü toplumumuzu gerçekten büyük bir tehlike bekliyor. Çünkü bu kitlenin saldırganlaşmasında Cumhuriyetin kurulmasından itibaren seküler grubun muhafazakar gruba karşı tahammülsüz tavırları yatıyor.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.