Gündem

Ayasofya'nın adı değişecek mi? Ayasofya Camisinin orijinal adı ne?

Ayasofya, Fatih Sultan Mehmet'in kılıç hakkı olarak üzerine vakfiye kurdurduğu bir camidir. Müslümanların ezan sesiyle bütün dünyaya ayak seslerini gümbür gümbür duyurduğu Ayasofya camii, bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Son zamanlarda sosyal medyada da bu konu hakkında fikirlerini bildirenler, Ayasofya'nın adı konusunda da konuşuyor. Bu konu Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'a da soruldu. Fatih Sultan Mehmet'in vasiyetinde Ayasfoya hangi isimle anılıyor? Ayasofya vakfiyesinin detayları neler? İşte merak edilen Ayasofya vakfiyesi detayları ve Fatih vakfiyenamesi...

Ayasofya'nın adı değişecek mi? Ayasofya Camisinin orijinal adı ne?
-

Ayasofya, Fatih Sultan Mehmet'in vasiyeti olarak bıraktığı ve işlevinin dışında kullanıldığında helal olmadığını belirttiği kılıç hakkı görünen bir camidir. Bütün dinler için büyük bir öneme sahip olan İstabul'un Müslümanlar tarafından fethedilmesi aynı şekilde Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi diğer din mensupları tarafından bir sorun olarak kabul edileceği için Fatih Sultan Mehmet, fethettiği gün, ilerleyen süreçte çıkabilecek olan sorunlar için vasiyet etmiş ve vakfiye kurmuştur.

Bu vakfiyede ve tapu evrakında Ayasofya için kullanılan tabir "Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi"dir. Bu ismin kullanılıp kullanılmayacağı ya da yerine farklı bir isim getirilip getirilmeyeceğine ilişkin Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'a sorulan soruları Erbaş büyük bir titizlikle cevapladı. Erbaş; "Orijinal isminin devam etmesi daha doğru olur. Çünkü 1453 yılından itibaren Ayasofya-i Cami-i Kebiri (Büyük Ayasofya Camii) olarak hep devam etmiş. O konuda herhangi bir değişiklik şu an itibariyle söz konusu değil" dedi.

Fatih Sultan Mehmet'in Vakfiyesi

"Allah'ın yarattıklarından Allah'a ve O'nun rüyetine iman eden, ahirete ve onun heybetine inanan hiçbir kimse için, sultan olsun melik olsun, vezir olsun bey olsun, şevket ve kudret sahibi biri olsun hâkim veya mütegallib (zâlim ve diktatör) olsun, özellikle zâlim ve diktatör idareciler tarafından tayin olunan, fâsid bir tahakküm ve bâtıl bir nezâret ile vakıflara nâzır ve mütevelli olanlar olsun ve kısaca insanlardan hiçbir kimse için, bu vakıfları eksiltmek, bozmak, değiştirmek, tağyir ve tebdil eylemek, vakfı ihmal edip kendi haline bırakmak ve fonksiyonlarını ortadan kaldırmak asla helal değildir!
 
Kim ki, bozuk teviller, hurafe ve dedikodudan öteye geçmeyen bâtıl gerekçelerle, bu vakfın şartlarından birini değiştirirse veya kanun ve kurallarından birini tağyir ederse; vakfın tebdili ve iptali için gayret gösterirse; vakfın ortadan kalkmasına veya maksadından ve gayesinden başka bir gayeye çevrilmesine kast ederse, vakfın temel hayır müesseselerinden birinin yerine başka bir kurum ikame eylemek (temel müesseselerden birinden taviz vermek) ve vakfın bölümlerinden birine itiraz etmek dilerse veya bu manada yapılacak değişiklik veya itirazlara yardımcı olur yahut yol gösterirse; veya şer'i şerife aykırı olarak vakıfta tasarruf etmeye azm eylerse, mesela şeriata ve vakfiyeye aykırı ferman, berat, tomar veya talik yazarsa veyahut tevliyet hakkı resmi yahut takrir hakkı resmi ve benzeri bir şey talep ederse, kısaca batıl tasarruflardan birini işler yahut bu tür tasarrufları tamamen geçersiz olan yazılı kayıtlara ve defterlere kaydeder ve bu tür haksız işlemlerini yalanlar yumağı olan hesaplarına ilhak ederse, açıkça büyük bir haramı işlemiş olur, günahı gerektiren bir fiili irtikâb eylemiş olur. Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların la'neti üzerlerine olsun. "Ebeddiyyen Cehennemde kalsınlar, onların azapları asla hafifletilmesin ve onlara ebeddiyyen merhamet olunmasın. Kim bunları duyup gördükten sonra değiştirirse, vebali ve günahı bunu değiştirenlerin üzerine olsun. Hiç şüphe yok ki, Allah her şeyi işitir ve her şeyi bilir."
 
 
 
YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.