Okur Postası

Babacan ve Davutoğlu

Gazetemiz okurlarından Süleyman Alp, "Babacan ve Davutoğlu" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Babacan ve Davutoğlu
-

Süleyman Alp/İstanbul

Bugünlerde, Gül, Babacan ve Davutoğlu yeni bir orta-sağ parti oluşumu için “start” verdiler. Şimdi bu oluşumun ne yapacağını ve söylemlerini kısa zaman içinde görmeye başlayacağız. Ancak şimdiye kadar elle tutulur somut bir hareket, eylem ve söylemlerine rastlayamadık. Şahsi hesaplarından yayınladıkları birkaç “Tweet” ile ülke yönetilmez, seçim de kazanılmaz. Kendi adıma, bu oluşuma “hain” denilmesini pek sevmedim. Bu insanlar ülkemizde Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve çeşitli bakanlık görevlerinde bulunmuş ve hizmet etmiş kişiler. Bu oluşuma hain demek, onları zamanında parti içinde tutanları ve çeşitli görevlere getirenleri de zan altında bırakır. Eğer Ak Parti içinden ayrılıp oradan, “oy ve milletvekili alacakları” korkusu ile ve eski partilerine karşı bir oluşum içine girdiklerinden dolayı hain deniyorsa, unutulmamalı ki Ak Parti’nin çoğu yöneticileri eski Refah Partisi kökenli. Hatırlayalım, rahmetli Erbakan da onlara “hakkımı helal etmiyorum” demişti. Velhasıl bu işi hainlik vasfından çıkararak, bireysellikten uzak, partizan düşünceden arız değerlendirmek gerek.

Türkiye’de aşırı sağ ve aşırı sol partiler her zaman başarısızlığa uğramaya mahkûmdurlar. Bu nedenle bizde orta-sağ veya orta-sol oluşumlar daha büyük başarı elde ederler. Kucaklayıcı olan, gerilimi azaltan, ekonomiyi iyi okuyup çözüm üretebilen ve halkın nabzını tutabilen, onların istek ve görüşlerini laf olsun diye değil, gerçekten göz önüne alan parti ve yöneticileri başarılı olurlar.

Babacan ve Davutoğlu orta-sağ bir oluşumla ve bahsettiğim düzlemde yürürlerse oy oranları ilk seçimlerde %8-11 arasında olabilir. Yüzer gezer seçmeni, trompet etkisindeki seçmeni ve CHP’ye kaçan sağ küskünleri alabilirler. Bununla birlikte Ak Parti küskünlerinin de ve bu dalgaya kapılması kaçınılmaz.

Ancak, yeni oluşumun şimdiki konjonktür değişmezse iktidar olabileceğini şu an için ihtimaller haricinde tutuyorum çünkü çok zor bir ihtimal. Ak Partinin olası %5-6’lık oy kaybı sonraki seçimlerde çok ciddi bir sıkıntı oluşturacak. Aynı şekilde CHP’den de gelebilecek oraya kaymış olan sağ oyların da yeni oluşuma kayma ihtimali var.

CHP’nin ve İmamoğlu’nun bugünlerde fütursuzca HDP’ye yakınlaşması ve seçimlerdeki başarısındaki etkisinden dolayı diyet borcunu ödemeye çalışması, “CHP’ye kaymış olan bazı ülkücü ve sağ oyların oradan kaçacağı” anlamına gelecek. Daha önceden söylemiştim, İmamoğlu ilk icraat olarak işçileri işten çıkarıp, yöneticileri değiştirecek ve HDP’ye olan vefa borcundan dolayı da İSPARK’ı HDP’li seçmen ile dolduracak. Neden İspark derseniz, çok fazla nitelikli, vasıf gerektirmeyen personel çalıştırması ve tamamen sokaklara hakim bir birim olduğu için. İşte bugünlerde de bu işçi değişimi gerçekleşmeye başladı.

Davutoğlu ve Babacan ikilisi ve bunlara Gül de eklenirse ciddi bir kitle kazanabilirler ancak söylem ve icraatta ne yapacaklarını çok merak ediyorum. Gül’ün şimdiye kadar perde arkasından oynaması, kendine güvensizlik ve ikircikli siyaset olarak da adlandırılabilir.

İşin açıkçası, Babacan ve Davutoğlu oluşumunun şu vizyon ve konjoktürel durumda ülke başına geçebileceklerini ve seçim kazanabileceklerini zannetmiyorum. Lakin Ak Partiye ciddi sıkıntı çıkaracakları da kesin. Ak Partili bazı il ve ilçe başkanları, bazı milletvekilleri ve küskün seçmen yeni partiye geçecektir. Burada CHP de boşuna sevinmesin çünkü tepki oyları olarak kendine gelen bazı sağ oylar da yeni oluşan bu yeni partiye kayabilir. 

Ak Parti, Demirel’in dediği gibi “şapkamı koysam seçilir” kafasından vazgeçmeli. Ekonomik argümanları ve halkın isteklerini göz önünde bulundurmalı.

Milyonlarca kez yazılıp çizilmesine rağmen, Ak Parti içinde ciddi ve dişe dokunur bir değişim ve halkı ikna edici bir gelişme hiç gözlemlenmedi. Biz her zaman her koşulda kazanırız, bakış açısı çok yanlış ve dahası büyük belediyeler kaybedildiği gibi hükümeti de kaybedebilirler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok başarılı ve yüzyılın siyasetçisi olduğuna hiç şüphem yok ancak sorunlar iyi tespit edilmiyor ve sürekli görmezden geliniyor. Negatif olmak istemem ama Reis bu gidişata dur demezse davullar ciddi ciddi çalmaya başlayacak. İşin daha kötü yanı ise FETÖ yapılanmasının bitmediği ve pusuda beklediği gerçeği. Ak Parti kaybettiği anda herhangi bir bahane ile Erdoğan’a ve yakın çevresine çok ciddi baskılar yapılacağı endişesini taşıyorum.

Seçimlere daha çok vakit varken, Ak Partinin ciddi çaba sarf etmesi ve özellikle ekonomik argümanlar üzerinde çalışması ve daha öncelerden söylediğimiz onlarca eksikliğin giderilmesi, FETÖ ve HDP ile mücadelenin eksiksiz yapılması, “partidaşlık” yerine “vatandaşlığın” üstün tutulması gerekiyor.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.